• $9,4793
  • €10,9976
  • 549.125
  • 1506.82
13 Ocak 2014 Pazartesi

Yargı cumhuriyeti

Hep merak etmişimdir. Yargı mensupları, yani hakim ve savcılar kırmızı ışıkta geçince neden ceza ödemezler? Niçin haklarında ceza tutanağı düzenlenemez? Ne özellikleri vardır?
Zaman zaman düşünürüm ama cevabını bulamam!
Mahkemelere gittiğim zamanlarda takıntı yaparım. Boynumu kaldırır bakarım. “Niye kartal misali tepede otururlar?” diye kendi kendime sorarım.
Ama onun sebebini bilirim. Tepede olmaları gerekir de ondan! Çünkü öyle olmaları gerektiği düşünülmüş, öyle takdir edilmiştir!
Hiç unutmam. Bir gün duruşmaya elimde su şişesiyle girmiştim. Hakime Hanım gürledi:
-O ne? Duruşmaya elde su ile girilir mi?
Girilir tabii, niye girilmesin? Hatta Yargıtay’daki duruşmalarda hakimlerin önlerinde genellikle su bulunur. İsterlerle içerler.
Ama ben vatandaşım. Bırakın içmeyi, elimde su şişesi bile bulunamaz. Çünkü, Hakime Hanım öyle uygun görmüştür!
Devam edebilirim. Yıllar önce bir gün mahkemede tanıklık sırasında el işaretleri yaparak konuşmuştum. Ardından sıkı bir fırça yemiştim:
-Burası mahkeme. Burada el kol işareti yapılmaz.
Ben de dayanamayıp, “Ama binlerce kişinin katili olmakla suçlanan Abdullah Öcalan bile oturarak konuştu. Üstelik her türlü el-kol işaretini de yaptı” deyiverdim.
Sen misin bunu diyen! Tanıklığımın hiçbir anlamı kalmadı!
Bir gün de duruşma salonundan kovuldum. Müştekiydim, karşımda ise sanık avukatı vardı. Hakim bana sürekli olarak “sen” diye hitap ediyor, avukata “siz” diyordu. Ona oturmasını söyledi, beni de ayakta dikti. Dayanamayıp, dudaklarımdan “Ben niye siz değil de senim. Siz dediğiniz otururken, ben niye ayakta dikiliyorum” sözcükleri dökülüverdi.
Anında kendimi salonun dışında buldum.
Bu yaşadıklarım ve tanık olduğum pek çok olay yüzünden “Hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığı” denildiğinde, “küçük meselelere” takılıp kalırım. “Hukukun üstünlüğü mü, üstünlerin hukuku mu?” gibi düşünceler içine girerim!
***
Şimdi kimse “Yok öyle değil de böyle” diye savunmaya kalkmasın. Bu ülkede yargının birtakım imtiyazları vardır. Bazı yargı mensupları da kendilerini “imtiyazlı” olarak görür. Üstelik bizler de bunu genellikle “olağan” sayarız.
Meclis’te son olayda yaşadık. Eski YARSAV Başkanı Faruk Eminağaoğlu, kürsüye doğru yürümeye başladı. Komisyon Başkanı Ahmet İyimaya konuşurken sözünü kesti. Ardından kavga çıktı. Ama kimse Eminağaoğlu’nun bu tavrını sorgulamadı. Böyle bir hakkı bulunup bulunmadığını tartışmadı. Meclis Komisyonu’na dışarıdan katılan bir kişinin bu şekilde hareket edip edemeyeceğini, bunun bir tahrik anlamına gelip gelmeyeceğini masaya yatırmadı.
Ya ne yapıldı?
Bütün gazeteler, kavgayı öne çıkardı. Hatta daha da ileri gidilip “Adalete Tekme” başlıkları atıldı.
Gelin biraz daha geriye gidelim…
Hatırlarsınız, Yüksek Yargı’da bir kişinin “rüşvete karıştığı” ileri sürülmüştü. Elde bazı deliller de vardı. Ama aklandı, serbest bırakıldı. Üstelik delil yetersizliğinden değil, delillerin “hukuka aykırı elde edildiği” kararıyla bu sonuç ortaya çıkarıldı. Mesele kapatıldı.
“Hop ne oluyor” diye eleştiren de çıkmadı.
Bugün de HSYK’yı tartışıyoruz. Eleştiriler yapılıyor. Sürekli olarak “yargı bağımsızlığından” bahsediliyor. Hatta öyle bir “bağımsızlık” anlayışı ortaya konuluyor ki, kimse de ortaya çıkıp şunu söylemiyor:
-Ey muhteremler, TBMM bile denetime tabi iken, HSYK gibi Tanrılaştırılmış ve “dediğim dedik” diyen bir yapı olur mu? Dünyanın neresinde var böyle bir bağımsızlık?
***
Söylenecek söz o kadar çok ki…
Hakkında çeşitli iddialar ortaya atılan Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz’ün davranışları ve açıklamaları bile günlerce konuşulacak cinsten! Bugün, bizim ülkemizde devlet memuru olduğunu unutan, siyasetçileri aratmayan, hemen her konuda basının karşısına geçip açıklama yapan ve kendisine tanınan imtiyazları alabildiğine istismar eden, üstelik siyasallaşan yargı mensupları var.
Hiç itirazım yok. Her konuyu tartışalım ama bunun içinde “Yargının kendisine çeki düzen vermesi ve kendi içinde temizlik yapması” da olsun.
Ne dersiniz, iyi olmaz mı?

<p>Gençler nöbet tutuyor. Sürücüleri  uyarıyorlar. İstanbul Arnavutköy'de uçuran kasis sürücülere zo

Arnavutköy'de uçuran kasis

Mersin Uluslararası Limanı'nda 60 kilo 950 gram kokain ele geçirildi

Hayvancılıktan sağladıkları gelirle 35 ülke gezdiler

Japonya'da Prenses Mako ile Komuro Kei evlendi