• $9,6153
  • €11,2367
  • 553.564
  • 1479.93
17 Kasım 2016 Perşembe

Oh beee…

1982 Yılıydı. Darbe yönetiminin hazırladığı anayasa halkoyuna sunuluyordu. Sonuç zaten belliydi. Kenan Evren ve arkadaşlarının dışında konuşabilen yoktu, onlar da sürekli olarak anayasanın faziletlerinden bahsediyordu.

Üstüne bir de olağanüstü dönemin getirdiği korkular vardı.

Hiç unutmuyorum, Ankara Kavaklıdere İlkokulu’na oy vermeye gitmiştim. Hemen herkes “evet” oyu verdiğini göstermeye çalışıyor, adeta açık oy kullanılıyordu. Sıra bana geldiğinde “hayır” oyunu aldım ve göstere göstere zarfın içine yerleştirdim. Korkup, apar topar sınıfı terk edenler oldu, biliyor musunuz?

Dönem korku dönemiydi. O yüzden de 1982 Anayasası yüzde 91,37’lik bir oy oranıyla kabul edildi.

???

İlginçtir, bu oy oranına rağmen, geçen zaman içinde sağdan sola kadar herkes 1982 Anayasası’nı yerden yere vurdu. Anayasadan memnun olan kimse çıkmadı. Yıllarımız anayasa tartışmalarıyla geçti. Buna rağmen biz sivil bir anayasa yapamadık. Sadece 1982 Anayasası’nın bazı maddelerini değiştirip yamalı bohçaya çevirdik.

Ve Başkanlık Sistemi tartışmaları başladı…

Özal’dan Demirel’e ve Erdoğan’a kadar pek çok Cumhurbaşkanı, Başkanlık Sistemi’nden yana tavır aldı. Hemen karşılarında bir blok oluştu. “Bunlar, kendileri için Başkanlık istiyor” propagandaları yapıldı.

Oysa hepsi Parlamenter Sistem ile yürümediğini, tıkandığını görmüştü. Başkanlık Sistemi derken, Türkiye’nin önünü açmak istiyorlardı. Ahmet Necdet Sezer gibi isimlerin ise, kırmızı ışıkta durma ve markette sıraya girme gibi tavırlar sergilemenin dışında geniş bir vizyonları yoktu.

Başkanlık Sistemi aleyhine öyle algı operasyonları yapıldı ki…

O 1982 Anayasası’nın halkoyuna sunulması sırasında korkudan elleri titreyen insanlar gibi Başkanlık aleyhtarları oluştu.

???

Aslında başkanlık modeline en yakın kesim MHP tabanıydı. Rahmetli Alparslan Türkeş, başkanlığı, “Türkiye’nin kurtuluşu” olarak görüyordu. Temel Görüşler isimli kitabında bunu ortaya koyuyordu. Konuya ilişkin her konuşmasında “Türk Tipi Başkanlığı” savunuyordu. Başkanlık Sistemi, 9 Işık Doktrini’nin de “olmazsa olmazları” içindeydi.

MHP, buna rağmen bir süre yalpaladı. Başkanlığa sert muhalefet yaptı. Sonunda da olması gereken bugünkü noktaya geldi.

Devlet Bahçeli, bu tavrıyla Türkiye’ye nefes aldırdı. Adı “Cumhurbaşkanlığı Sistemi” olsa da başkanlığın önünü açtı. Hepimize derin bin “Oh beee” dedirtti.

Bugün Kemal Kılıçdaroğlu gibi isimler defolarla dolu Parlamenter Sistemi savunsalar da hepimiz biliyoruz ki, olmuyor, gitmiyor, yürümüyor. 1950’den bu yana, Türkiye’deki iktidarların ortalama ömrü 14 ay olmuş. Menderes, Demirel, Özal ve Erdoğan hükümetleri çıkarılırsa, bu ülkede iktidarlar ortalama 8 ay işbaşında kalmış.

Ne iş yapılır 8 ayda? Hangi proje üretilir? Ülkeye nasıl hizmet edilir?

Üstelik, o kısa süreler de “hayırlı olsun” ziyaretleri, kısır çekişmeler ve bunalımlarla geçip gitmiş.

Durum bu olunca, Türkiye de yarım kalan temeller ve projeler mezarlığına dönmüş!

???

Fransa örneği ortada…

Fransa, bugün yarı başkanlık ile idare ediliyor. Orada yarım asır önce Parlamenter Sistem varmış. Fransa, sıçramayı o dönemde değil, başkanlığa geçtikten sonra yapmış.

Biz de 1960’ta askeri darbe, 1971’de muhtıra, 1980’de yine askeri darbe, 1997’de 28 Şubat post modern darbesi, 2007’de 27 Nisan e muhtırası, 17-25 Aralık 2013’te yargı darbesi ve nihayet geçtiğimiz 15 Temmuz’da darbe teşebbüsü ile uğraşmışız.

Başkanlık ile birlikte, sadece defolu parlamenter sistemden kurtulmayacağız, bu tür vesayet girişimleri de yok olup gidecek.

Bugüne kadar duyduklarınızı ve yürütülen algı operasyonlarını bir tarafa bırakın. Bölücü terörle mücadelede bugün ortaya konulan kararlılık hangi dönemde sergilendi? Hatırlatırım, bugün fiilen Başkanlık Sistemi uygulanıyor! Demek ki, Başkanlık Sistemi, Türkiye’yi bölmeyecek, tam tersi birleştirecek.

Ayrıca, bugün dünyanın ekonomisi en gelişmiş 20 ülkesinin çoğunda Başkanlık Sistemi uygulanıyor. Başkanlık Sistemi ile birlikte bizim ekonomimiz de daha gelişecek, büyümemiz hızlanacak. Dev projeler peş peşe gelecek.

Uzun uzun yazmaya gerek yok, kısacası başkanlık, Türkiye’nin defolardan kurtulması demek!..

Buna, “Oh beee” denilmez de ne denir?

<p>Futbol, sahaları aşıp evlerimizdeki televizyonlara, günlük  aktivitelere ve tabi ki son olarak oy

Neden PES Atarız?

Kütahyalı marangoz ahşaptan susuz ceviz soyma makinesi icat etti

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (22 Ekim 2021)

Eren-13 operasyonları kapsamında 4 terörist etkisiz hale getirildi