• $9,4463
  • €11,0212
  • 540.604
  • 1455.42
2 Kasım 2016 Çarşamba

Türkiye’ye bir şeyler oldu

Biz yıllarca hep kandırıldık, biliyor musunuz? Oynandı bizimle. Demokrasi ve insan hakları gibi değerler, sürekli olarak istismar edildi; terörün ve teröristin yolunu açmak için alabildiğine kullanıldı. Onlarca yıldır uygulanan politikalarla Türkiye bir garip ülke halini aldı. Caniler kol gezdi, masumlar can verdi.

Sonra, bir şeyler oldu bu ülkeye. Silkindi, kendine geldi. Yıllardır sahnelenen oyun sona yaklaşırken, son perde açıldı. Bir anda her şey tersine döndü. Sessiz çoğunluklar ve mazlumların yüzü gülmeye başladı. Maskeler indirildi, gerçek yüzler ortaya çıktı. En önemlisi de o yüzlerin sahipleri hesap vermeye başladı.

Bakın, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Gültan Kışanak, artık cezaevinde. Düşünülmesi bile güçtü! Olabilir miydi, gerçekleşebilir miydi bu?

Ama oldu işte…

Çünkü Türkiye, bir hukuk devleti olduğunu hatırladı! Artık çekinmeden, korkmadan ve “Kim ne der?” diye düşünülmeden hukukun gereği yerine getiriliyor. Düne kadar “Ne yaparsak yanımıza kâr kalır” pervasızlığı içinde hareket eden belli çevreler de feryat figan ediyor:

-Nerede hukuk, nerede demokrasi?

İşte burada. Çok bekledik ama geldi. Dün sergilenenlerin ne demokrasiyle ne de hukukla ilgisi vardı. Gültan Kışanak ve benzerlerine dokunmak için geç bile kalındı. Türkiye, ilk olarak terörle mücadele konusunda Batılı anlamda bir tavır ortaya koydu.

Şimdi size Avrupa’dan bir örnek vermek istiyorum…

İspanya’da Herri Batasuna adında bir siyasi parti vardı. Bask Bölgesi’nin İspanya’dan ayrılması için terör olayları düzenleyen ETA’nın siyasi koluydu. Aralarındaki ilişki, bizdeki HDP ile PKK ya da PYD ilişkisine çok benziyordu. Ancak, Batasuna yöneticileri, HDP’lilerden çok daha dikkatliydi. ETA’yı beyanlarıyla destekliyorlar, buna karşılık terör olaylarının içinde yer almıyorlardı.

2003 Yılı’nda kapatıldı bu parti. Gerekçesi ise, son derece ilginçti. “Parti sözcüsü şiddeti öven açıklamalar yaptı. Venezuella’daki ETA mitingine katıldılar. ETA teröristlerine ödüller verdiler” denildi. Kapısına kilit vuruldu.

Onlar da İspanyol Anayasa Mahkemesi’ne başvurdular ama 2004’te reddedildi.

Sonra, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kapısını çaldılar. Orada yapılan yargılama sonucunda da haksız bulundular. AİHM, Batasuna yöneticilerinin başvurusu üzerine yaptığı değerlendirme sonucunda, İspanyol Mahkemesi’nin verdiği kararı 2009’da onadı.

Bizdeki HDP ise, Batasuna’ya rahmet okutacak eylemler içine girdi. Sadece PKK’ya siyasi destek vermedi, bizzat terör olaylarının içinde de yer aldı. HDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın çağrılarıyla insanlar sokağa çıktı. Kan döküldü, onlarca insanımız hayatını kaybetti. Eş Başkanı Figan Yüksekdağ da sürekli olarak terör destekçisi tahrik eylemlerinin içine girdi.

HDP, Avrupa’da olsaydı, çoktan kapısına kilit vurulmuştu. Biz bunu da yapmadık; sadece terör örgütüne destek verip suç işleyen siyasi kişiler hakkında kanuni işlem başlattık. Geç kaldık ama Avrupa’nın yıllar önce gerçekleştirdiğine yakın bir adım attık. Onlar gibi ülkemizin birlik ve bütünlüğünü ve vatandaşımızı korumak için harekete geçtik.

Doğru da yaptık!..

Çok geciktik ama zararın neresinden dönülse kârdır.

***

Bir de Cumhuriyet Gazetesi’ne düzenlenen operasyon var…

Orada da benzer bir durum söz konusu. Cumhuriyet de HDP’den ve yöneticilerinden farklı davranmadı. DHKP-C’lilerin avukatlığına soyundu. Kandil’e gidip, terör örgütü yöneticilerine mikrofon uzattı. T.C Devleti’ni DEAŞ denilen terör örgütünün destekçisi gibi göstermeye çalıştı. Avrupa’da Türkiye aleyhine algı operasyonları düzenledi. “Gazeteci” kisvesi altında, belli şehirlerde hendek kazan teröristlere moral vermeye çalıştı. Kan dökenlerin, can alanların sözcülüğüne soyundu. PKK, PYD ve FETÖ gibi terör örgütlerinin yayın organı gibi hareket etti.

Öylesine alçaldı ki…

Cumhuriyet Gazetesi, Türkiye için “Katliam Ülkesi” manşetini bile attı.

Ve gereken yapıldı.

Aynı çevreler, şimdi de Cumhuriyet’e destek vermek için “basın özgürlüğünden” söz ediyorlar.

Basın özgürlüğünün neresinde var bunlar? Suç işlemenin, ülkesine ve devletine savaş açmanın özgürlüğü mü olur?

Sonuç olarak diyorum ki, normalleşti Türkiye. Demokratik bir hukuk devletinde ne yapılması gerekiyorsa, onu yapıyor. Alışık olmayan belli çevrelerin “Türkiye’ye bir şeyler oldu” tavrı sergilemeleri de işte bu yüzden!

<p> </p>

Arabeskin 'Babası' kim?

Güney Kore ilk yerli roketi 'Nuri'yi uzaya fırlattı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Üsküdar'da bir kafede vatandaşlarla sohbet etti

Niğde'de 20 milyon yıllık fosil bulundu