• $13,6203
  • €15,3128
  • 793.735
  • 1951.17
18 Aralık 2016 Pazar

Terör mü? Şerbetliyiz biz!

Patlayan bomba öyle bir etki yaptı ki, az kalsın basınçtan yere düşecektim. Karşı kaldırımdaki aracın kaputu, yaklaşık bir metre kadar üzerimden geçip gitti. Kesif bir toz bulutu çevreyi sardı. Kulaklarım duymuyordu, sağır olmuş gibiydi.

1980 öncesiydi…

Ankara Esat Caddesi’ndeki Amerikalılara ait bir binanın önündeki araca konulan bomba, karşı kaldırımda patlamıştı. Aslında çok da olağanüstü bir durum sayılmazdı. O günlerde hep karşılaşıyorduk bu tür olaylarla. Çevremizde bombaların patlamadığı, silahlı saldırıların olmadığı gün yok gibiydi.

Sağ-sol diye ikiye bölünmüştü Türkiye. Terör yüzünden içine kapanmış, hiçbir meselesine çözüm üretemez duruma getirilmişti. Zaten hedeflenen ve istenen de buydu. Çok zaman ve kan kaybettik biz o yıllarda.

Aradan geçen yıllar içinde geriye doğru dönüp baktığımızda gördük ki, o bizim savaşımız değildi. Soğuk savaş yıllarında küresel iki kutbun bizim üzerimizden verdiği bir güç mücadelesi idi.

Anladık gerçeği. Ancak, Türkiye için bu tecrübenin bedeli çok ağır oldu. Hem binlerce gencimizi toprağa verdik, hem de ekonomimiz alabildiğine vuruldu.

***

O yıllarda sığ bakıyorduk meselelere. Kimimiz “komünist” diye karşımızdakine diş biliyor, kimimiz “faşist” diye saldırıyorduk. Önümüze konulan, bize dayatılan fotoğrafın arkasındaki gerçeği göremiyorduk.

1980 darbe yönetimi, hepimizi toplayıp içeri attığında, yan yana ranzalara doldurarak, sağdan Mustafa Pehlivanoğlu ve soldan Erdal Eren’i asıp, Mamak Askeri Cezaevi’nde kutlama için kola dağıttıktan sonra, “Arkadaşlarınızı astık, afiyet olsun” dediğinde anladık. Birlikte gözyaşı döktük.

Yine o darbe yönetimi, NATO’dan gelen ve ABD menfaatlerini kollayan talimatları bir bir yerine getirdiğinde kafamıza dank etti. Bu ülkenin gençlerinin büyük bir oyunun parçası olarak kullanıldığı acı gerçeği ile karşılaştık.

Ama iş isten geçmişti.

Geçmişe dönülemezdi. Kayıplar geri getirilemezdi. Sadece yaşadığımız tecrübeler kâr kaldı yanımıza.

***

Şimdi o tecrübeler ışığında diyoruz ki:

-Yine aynı oyun oynanıyor. Üstelik, bu defa çok daha acımasız, çok daha kapsamlı ve kararlı!

Yeni bir ayar vermek istiyorlar bize ve bölgeye.

Geçmiş yıllarda THKP-C Acilciler denilen bir örgüt vardı. Sonradan kendi militanlarının da açıkladığı gibi ipleri Suriye’nin elindeydi; Baba Hafız Esat’ın verdiği emirleri uygularlardı. Türkiye’de bombalı saldırılar yapar ve cinayetler işlerlerdi. Dev-Genç gibi örgütlerin Kıbleleri Moskova’ydı. Amerika ise, Kontr Gerilla gibi organizasyonlar peşindeydi.

O yüzden bugün yadırgamıyoruz, PYD gibi PKK’nın ikiz kardeşi olan bir örgütün militanlarının, zaman zaman “Biji Obama” diye slogan atmalarını.

Hiç birinin kendi iradesi yok bunların!

O örgüt militanlarının önlerine konulan hedef ve ideoloji başka, yaşanan gerçeklilik çok farklı. Gerçekte neye ve kime hizmet ettiklerini bilmeden ölüyor ve öldürüyorlar.

Ama biz biliyoruz artık…

Üstelik, onları kullananlar da saklamıyorlar. Geçmişten daha pervasız hareket ediyorlar. Eskiden terör örgütlerine el altından silah yardımı yaparlardı. Şimdi, hepimizin gözünün içine baka baka Senatolarında silah sevkiyatı kararları alıyorlar.

***

Bugün sadece bilmekle kalmıyoruz. Yüzlerine vuruyoruz ayıplarını. Boyun eğmiyor ve direniyoruz.

BM gibi örgütlerin sadece “tabeladan” ibaret olduğunu söylüyoruz. Ayıplarını ve iki yüzlülüklerini suratlarına vuruyoruz. Hatta, dünya üzerindeki uluslararası örgütlerin hiç birinin sorun giderme kapasite ve gücünün bulunmadığı gerçeğini haykırıyoruz. Yeni bir dünya düzenine ihtiyaç olduğunu tekrarlıyoruz.

Artık, onlardan izin almıyor, icazet beklemiyoruz. Kendi göbeğimizi kendimiz kesip, Fırat Kalkanı gibi operasyonlar düzenliyoruz.

Hop oturup, hop kalkıyorlar…

Alçakça saldırıyorlar. Bir yandan “insan hakları” nutukları atıp, diğer taraftan insanlık dışı bombalı eylemlerin arkasında boy gösteriyorlar. Bir gün İstanbul İnönü Stadı’nın yanında, bir başka gün Kayseri’de karşımıza çıkıyorlar.

Ancak, dünden bu güne köprünün altından çok sular geçtiğinin farkında değiller. Tanıyoruz onları ve uyguladıkları metotları. Tecrübeli ve şerbetliyiz. Üstüne bir de eskisinden çok güçlüyüz. Göreceksiniz olmayacak, başaramayacaklar. Az kaldı, bunu kendileri de görecek.

<p> </p>

İlçe belediyelerine tuz yerine kum mu verildi?

Çay tiryakilerine kötü haber! Öyle bir zararı var ki...

Bizi böyle kandırıyorlarmış! Tüm hileleri ortaya çıktı

Çıngıraklı yılanın kuyruğunda bakın ne var!