• $8,155
  • €9,7089
  • 457.312
  • 1393.24
06 Şubat 2015 Cuma

Tek tip muhalefet

Emin Pazarcı
Emin Pazarcı
YAZARIN SAYFASI

Biri “Okyanus ötesi” diyerek, her türlü melanetin merkezinin Pensilvanya olduğunu söylüyordu. Diğeri, bugün kol kola girdiği Cemaati, laikliğin önündeki en büyük engel olarak görüyordu.

Bugün can-ciğer kuzu sarması gibiler!..
Yerel seçimler ve Cumhurbaşkanlığı seçiminde arkalarına aldılar. Daha sonra da o yapının peşine takılıp gitmeye başladılar…
“Düşmanımın düşmanı benim dostumdur” anlayışından hareketle, aynı söylemleri tekrarlayıp duruyorlar. Bir araya gelip tek ses oldular. Türkiye’deki muhalefeti de tek tipleştirdiler.
Biri “Bank Asya’ya yönelik bu tavır kabul edilemez” açıklaması yapıyor. Diğerinin milletvekili, TMSF kararının ardından Bank Asya’ya gidip hesap açtırıyor.
Gariptir ki, bütün bunları yaparken İktidarı suçluyorlar:
-Bunları siz büyüttünüz, siz bu hale getirdiniz.
Zaten buna yönelik kabuller var. İktidar kanadından “Aldatıldık, arkadan vurulduk, biz bunları böyle bilmiyorduk” türünden onlarca açıklama yapıldı.
Ama bugün şapka düştü, kel göründü…
Pek çok yasadışı faaliyet ortaya çıktı. Operasyonlar başladı, iddianameler hazırlandı, davalar açıldı. Üstelik, bu yapının CHP ve MHP içindeki komploların odağı olduğuna yönelik ciddi iddialar ortaya çıktı.
Kimin umurunda?..
Dün ellerinde herhangi bir delil yokken Cemaati yerden yere vuranlar, bugün ortaya çıkan tabloya rağmen kıllarını kıpırdatmıyorlar. Tam tersine, yan yana, kol kola, omuz omuza fotoğraf veriyorlar. 180 derecelik bir dönüş bu! Gerçekten garip! Anlaşılması son derece zor bir ruh ve muhalefet hali!
Şimdi “İktidar da dönmedi mi?” denilebilir. Ama o tavrın bir gerekçesi var. “Yasadışı oluşumun farkına vardık, gereğini yapıyoruz” diyorlar. Muhalefet, “Biz dün çok yanılmışız, haksızlık etmişiz, bunlar pırıl pırıl insanlarmış” diyor mu? Bunu söylemiyor elbette, sırf “muhalefet olsun da nasıl olursa olsun” anlayışı içinde hareket ediyor.
* * *
Sergilenen tavır her alanda aynı…
Dün, Başkanlık Sistemi’nin en büyük savunucusu olan MHP, bugün Başkanlık Sistemi’ne karşı. “Atatürk’ün kurduğu parti” olmakla övünen CHP, geçmişini inkâr eder bir biçimde aynı yolun yolcusu.
Yıllarca 12 Eylül Darbesi’nin mağduru olmakla övünen her iki siyasi yapı da Darbe Anayasası’nı değiştirmemek için adeta büyük bir çaba içinde.
İç Güvenlik Paketi’nde ortaya konulan tepkiler ise, tam bir komedi…
Devlet Bahçeli diyor ki:
-Eğer bu yasa çıkarsa, Türkiye felakete sürüklenir!
Niye?
Molotofkokteyline verilecek cezalar artacağı için mi? Ya da elde sapan güvenlik kuvvetlerine saldıranlar engellenecek diye mi? Yoksa tanınmamak için yüzlerini kapatarak dört bir yanı savaş alanına çevirenlerle mücadele edileceğinden mi?
Sahi, bu tür eylemler ve eylemcilerden en fazla şikâyet eden MHP değil miydi? Yıllarca “durdurun bunları” demedi mi? Devleti yönetenleri, terörle etkin mücadele etmemekle suçlamadı mı?
CHP’nin durumu ise bir başka garabet! Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu, adeta tehdit eder gibi konuşuyor:
-Bu süreç devam ederse, halkın direnme hakkı ortaya çıkar.
Bir anlamda yeni düzenleme ile engellenmek istenen yasa dışı eylemlere destek veriyor.
Belki farklı şeyler söylüyorlar ama CHP ile MHP bu konuda da aynı noktada birleşiyorlar. İkisi de İç Güvenlik Paketi’ne karşı. Buraya HDP’yi de koymak lazım.
* * *
Sonuçta Türk Siyaseti’nde ortaya çıkan fotoğraf şu:
Bir yanda AK Parti var. Karşısında ise diğerleri. AK Parti farklı şeyler söylüyor, diğerlerinin tamamı aynı söylemleri dillendiriyor. Çünkü Türkiye’deki siyaset, sadece ve sadece AK Parti karşıtlığı üzerinden yürütülüyor.
Maalesef Türk siyaset ve demokrasisinin geldiği nokta bu!

<p>Koronavirüs salgınının uzun süredir kontrolden çıkmış olduğu ABD'de son durum ne? Aşılama süreci

ABD'de koronavirüs salgınında son durum

Beşiktaş, Erzurum'a ayak bastı

Zonguldak'ta dereden akan çamurlu su denizin rengini değiştirdi

Nisan ayında yağan kar Domaniç Dağları'nı beyaza bürüdü