• $8,5408
  • €10,099
  • 494.026
  • 1431.78
21 Haziran 2015 Pazar

Siyasi rüşvet

Emin Pazarcı
Emin Pazarcı
YAZARIN SAYFASI

Muhtemeldir ki, formülü bulan kimse aynaya bakıp kendini “siyaset dehası” olarak görmüştür. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ise, “Operasyon tamam, bu iş bitti” diye düşünmüştür.

Sözcü Gazetesi’ne “muhteşem formülü” açıklarken verdiği fotoğraf bu ruh halini yansıtıyor. Belli ki Kemal Bey, muhataplarını da kendisi gibi sanıyor. “Siyasi rüşveti” verdiğinde karşılığını alacağını düşünüyor!
MHP’ye yaptığı “Devlet Bahçeli başbakan olsun” teklifinden söz ediyorum…
Diyor ki…
MHP ile bir araya gelelim, bir koalisyon oluşturalım. HDP de içinde olmayabilir, bizi dışarıdan destekleyebilir.
Üstelik, bu teklifi MHP’nin HDP konusundaki düşüncelerini ve söylediği sözleri bilerek yapıyor. Bahçeli’ye başbakanlık verilirse, MHP’nin geçmişin üzerine bir sünger çekeceğini düşünüyor.
Oysa, siyasette “ilke” diye bir şey var!
Kılıçdaroğlu, işte bunun farkında değil.
Biliyorsunuz, 2010 yılında Deniz Baykal’ı ziyaret etti. “Ben CHP Genel Başkanlığı’na aday değilim” dedi. Çünkü, o açıklamayı yaptığı anda önünde böyle bir imkan yoktu. Hemen ardından önünün açıldığını görür görmez çark etti; adaylığını açıkladı.
Rahmetli Demirel, “Dün dündür, bugün bugündür” sözlerini adeta Kılıçdaroğlu için söylemiş. 2010 yılından bu yana hep aynı görüntü ile karşı karşıyayız. CHP’nin en temel politikaları bile sürekli değişiyor, değiştiriliyor. Kılıçdaroğlu, Pragmatizm ve Makyavelizm ne gerektiriyorsa onu yapıyor.
Durum bu olunca, CHP’nin her geçen gün kan kaybedişine şaşırmamak lazım.
* * *
Kılıçdaroğlu, öylesine yanlış adımlar attı ki, henüz koalisyon görüşmeleri başlamadan elindeki bütün kozları tüketti. Neyin olmayacağını millete gayet güzel gösterdi.
Bundan sonra;
1) Ya AK Parti-MHP Koalisyon Hükümeti kurulacak.
2) Ya da Kılıçdaroğlu bütün söylediklerini yutup AK Parti’ye teslim olacak. Önüne konulacak şartlara direnemeyecek.
3) Bunların ikisi de gerçekleşmezse, Türkiye’yi CHP ve Kılıçdaroğlu’nun hiç istemediği erken seçim bekliyor.
* * *
Asıl üzerinde durulması gereken ne biliyor musunuz?..
Sandıkların açıldığı andan itibaren muhalefetin Cumhurbaşkanı Erdoğan’a karşı sergilediği tavır! Adeta bir savaş hali yürütülüyor…
Muhalefet tarafından yapılan bütün açıklamalar, Beştepe’yi etkisizleştirerek sıkıntıya sokmaya yönelik.
Anayasa ise çok açık ve net! Cumhurbaşkanı’nın yetkileri belli ve doğal olarak bunları kullanacak.
Ayrıca, farz edelim kurulacak olan koalisyon hükümeti Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na karşı bir savaş başlattı. Hazırlanan koalisyon protokolüne bu yönde bazı hükümler konuldu. İlişkiler alabildiğine gerildi.
Ne olacak o durumda; her şey güllük gülistanlık mı olacak?
Tabi ki değil, tam tersine Türkiye çok ciddi sıkıntılar yaşayacak. Ülke yönetimi kilitlenecek. Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nı etkisizleştirmek isteyen koalisyon hükümetinin de eli kolu bağlanacak ve adım atamayacak.
Sezer döneminde yaşadık biz bunları…
Çok büyük sıkıntılar çektik!
Üstüne üstlük, bugün Cumhurbaşkanlığı makamında halk tarafından seçilmiş ve Ahmet Necdet Sezer’le kıyaslanmayacak ölçüde güçlü bir Erdoğan var. O yüzden, böyle bir kavganın doğuracağı tahribat, o döneme rahmet okutacak kadar büyük olur.
Bizler kaybederiz, ülkemiz sıkıntıya girer…
Böyle bir tablodan sadece ve sadece ülke düşmanları kazanır!
Seçimlerin ardından hangi koalisyon formüllerinin olmayacağının görüldüğü gibi, bu gerçek de görülecek elbet. Dileriz erken görülür ve ödeyeceğimiz fatura iyice kabarmadan frene basılır.

<p class='MsoNormal'>Çok Güzel Hareketler 2 programının sezon finali yapmasının  ardından soluğu Köy

Yılmaz Erdoğan, yardım malzemelerinin yangın bölgesine ulaştığını duyurdu

Iğdır'da yıkılan cezaevinin yerine yapılan sosyal yaşam alanı ilgi görüyor

Milli Güvenlik Kurulu Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında toplandı

Uludağ'da yangın ihtimaline karşı helikopterli denetimler artırıldı