• $ 5,7477
  • € 6,3537
  • 276.526
  • 100237
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

Siyasi etik aramayın kalmadı artık?

Henüz yeni başladık, ama ortaya neler çıktı neler… Kürsüye sıçrayan garip ve anlaşılmaz laflar ediyor… Önünde mikrofonu, karşısında kamerayı görenin frenleri tutmuyor… Klavyenin başına geçenin yaldızları dökülüyor, gerçek sureti ortaya çıkıyor…

Dedim ya yeni başladık, henüz peşrev safhasındayız. Hele seçim kampanyası biraz daha ısınsın, daha neler göreceğiz neler!..

Bence çok iyi oluyor. Adaylar halkın karşısına daha fazla çıkmalılar. Televizyon ekranlarında daha çok boy göstermeliler. Önlerine mikrofon konulduğunda daha çok konuşmalılar…

Ki halk onları daha iyi tanısın. Haklarında daha çok bilgi sahibi olsun. Tanısın ve bilsin ki, sandığa gittiğinde de ona göre oyunu kullansın.

“Demokrasi” dedikleri de bu zaten!

HHH

“Dehşete düştüm” ya da “şoke oldum” gibi ifadeleri kullanmayacağım. Onlar eskidendi. Dışı karpuz misali yeşil görünen, içi ise kıpkırmızı çıkan tavırlara alıştık artık. Siyasette “Dün dündür, bugün bugündür” türü davranışlar o kadar arttı ki, kimseyi etkilemiyor bugün. Milletçe şerbetlendik ve kesinlikle yadırgamıyoruz.

Mesela, aramızda en gelenekçi görünen Saadet Partisi’nin gençlik teşkilatı sosyal medyada şöyle bir söz paylaşabiliyor:

“Hasta Victoria siempere commandante.”

Ne demek mi bu? “Zafere kadar daima” anlamına geliyor. Türkçe’deki anlamından çok, kimin söylediği önemli. Bu sözler, komünistlerin, sosyalistlerin, zaman zaman da marjinallerin ilahlaştırdığı Che Guereva’ya ait.

Üstelik, bizim kültürümüzde “zafer” hedefini çok daha güzel ortaya koyan yüzlerce söz var. Ama taklitçilik, özenti ve başkalarına şirin görünmek gibi duygular ağır basıyor. Böyle olunca, Saadet Partisi de koyduğu hedefi, yıllarca yüzüne tükürürcesine “şeriatçı” diye haykıran çevrelerin bayraklaştırdığı bir isme ait sözlerle ifade etmeyi tercih ediyor.

Muharrem İnce’ye bakıyoruz, o tarafta da başka bir gariplik var…

Yıllar boyunca yaptığı konuşmalar, davranışlar ve TBMM’ye verdiği önergeler, önümüze bir Muharrem İnce portresi koyuyor. Ama bugün yaptığı konuşmalar ve verdiği sözlere bakınca, kendisini tanımak mümkün değil. Dün alabildiğine eleştirdiği, üzerine yüklendiği dindar çevrelere bugün vaat üzerine vaatte bulunuyor. Adeta, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından görevlendirilen bir din görevlisi gibi konuşuyor!

Sonra bir skandalın içinde görüyoruz kendisini. Fox TV’de O konuşurken, ekranda “Özal nasıl gittiyse Erdoğan da öyle gidecek” alt yazısı beliriyor.

Biliyorsunuz, Özal seçimle gitmedi, görev başındayken vefat etti. Üstelik, kamuoyunda “zehirlenerek öldürüldüğü” algısı çok yaygın. Sürekli “demokrasiden” söz eden Muharrem İnce konuşurken, kendisini izleyenler, “Özal nasıl gittiyse Erdoğan da öyle gidecek” ifadesiyle karşılaşabiliyor!

Büyük bir skandal bu! Siyaset ve demokrasi içinde hiçbir izahı yok bu durumun!

Meral Akşener ise, MHP içinde belli iddialarda ortaya çıktı. Orada “ülkücülere iktidar” vaat etti. Sonra yer değiştirdi. Bugün ise, İP çatısı altında PKK destekçisi Selahattin Demirtaş’ın serbest bırakılması gerektiğini söylüyor.

Sayayım mı daha?..

Öyle sert dönüşler, kıvrak siyaset oyunları ve ilke ihlalleri var ki, izlemekten başımız döndü artık! O yüzden de ne dehşete düşüyoruz, ne de yadırgıyoruz. Artık, “vaka-i adiyeden” sayılıyor bütün bunların hepsi.

HHH

Biz neden mi böyle olduk ve bu hale geldik?

Cevabı belli bu sorunun: Bu ülkede çok farklı yapılardan gelenler, dün birbirlerine sövüp kurşun atacak kadar kin güdenler, aynı noktada birleştiler. Şimdilik geçmişin üzerine sünger çektiler, ilkeleri bir kenara attılar, “Erdoğan’ı indireceğiz” diyor, başka bir şey söylemiyorlar. Hepsinin ortak hedefi aynı. Türkiye üzerindeki bütün projeleri de “Erdoğan’ı indirmek, Saray’ı yıkmak” üzerine. İşte bu hedef birbirlerine yaklaştırıyor onları.

Ne söylüyor Muharrem İnce?..

“Meral Akşener seçilirse, gider O’nun Başkan Yardımcılığını yaparım” diyor. Kendisiyle çok rahat çalışabileceğini düşünüyor! “Yok aslında birbirimizden farkımız” demeye çalışıyor.

Yok, gerçekten de yok…

Olan farklılıklar da seçim kampanyası sırasında törpüleniyor zaten. SP, Che Guevera’ya doğru adım adıyor. Akşener, Demirtaş’a destek veriyor. İnce de mütedeyyin insanları mutlu etmeye çalışıyor. Çünkü “ortak düşmanları” aynı! Hırs sağduyunun önüne geçti! Siyasi etik falan aramayın, kalmadı artık. Hafızalar kayboldu, sınırlar aşıldı, ayarlar bozuldu. Böyle giderse 24 Haziran yaklaştıkça iyiden iyiye yalama olacak.

Pendik´te Ormanı Kundaklamaya Çalışan Kişi Gözaltına Alındı!

İşsizlik maaşı için şart koşulan 120 günlük 'prim ödeyerek sürekli çalışma' maddesi değiştiriliyor

Kenger sakızı geçim kaynağı oldu... Kilosu 500 liradan alıcı buluyor

Oğuz Boyu geleneğini Trabzon'da sürdürmeye çalışıyor