• $13,168
  • €14,9587
  • 758.014
  • 1814.31
3 Mayıs 2014 Cumartesi

Kendi çocuklarını katledenler

Gezi olayları sırasındaydı. 8-10 kişilik bir grup Sabah, Takvim, atv ve a haber’in Ankara bürolarının bulunduğu binanın önünde gösteri yapıyordu. Ben de o günlerde Takvim Gazetesi’nde yazıyordum.
Günler geçmiş, gitmemişlerdi…
İstanbul’dan Ergün Diler’i aradım. “Ben bunlarla konuşmak istiyorum” dedim. “Çok iyi olur” cevabını verdi.
Kapının önüne çıktım, etrafımı çevirdiler. 18-20 yaş grubundan birkaç eylemci de hemen görüntü kaydı almaya başladı. Daha ilk cümlelerinden maksatlarının üzüm yemek değil, bağcı dövmek olduğunu anladım.
Takvim’deki küçücük bir haberi bahane ederek, hep bir ağızdan üzerime yüklenmeye başladılar:
-Manşetten özür bekliyoruz. Yoksa buradan ayrılmayız.

BU YAZIYI SPİKERDEN DİNLEMEK İÇİN TIKLAYIN
Kendilerine haberde herhangi bir sıkıntı olmadığını ama rahatsız olmuşlarsa yargı yoluna gidebileceklerini anlattım. Bu tür tehdit ve dayatmaların doğru ve hukuki olmadığını ortaya koymaya çalıştım.
Dinleyen kim?
Çünkü amaçları başkaydı. Tek başlarına değillerdi. Organize hareket ediyorlardı. Benimle görüşürken telefonla bir yerden talimat alıyorlardı.
O sırada “lider” konumunda olduğunu düşündüğüm 30 yaşlarındaki bayan cep telefonundan bir görüntü izletmek istedi. Kendisi polisle itişiyor, arada kalan 10 yaşlarındaki çocuğu da korku içinde bağırıyordu.
“Ne işi var bu çocuğun orada?” dedim. “Özellikle getirdim” cevabını verdi:
-Görsün, bilsin, yaşasın istedim. Polisleri tanısın, bundan sonraki hayatında da ona göre davransın.

Dayanamayıp patladım:
-Sen kendi çocuğunu istismar ediyorsun. O çocuğa, bütün hayatını etkileyecek, psikolojisini bozabilecek travmalar yaşatıyorsun. Üzerine bir de kin ve nefretle dolduruyorsun. Hakkın yok buna, yaptığın suç biliyor musun?
Ve ekledim:
-Sen bunu Batı’daki bir ülkede yapsaydın, çocuğunun velayetini elinden alırlardı.
Kem küm etti, “ama bilsin, görsün” gibi saçma sapan laflar söyledi. Sonra kayboldu. Zaten eylem de bitti. Ertesi günü hiçbiri binanın önüne gelmedi.
***
Dün de gazetelerde İstanbul’daki 1 Mayıs görüntülerine ilişkin bazı fotoğraflar vardı. Biber gazından etkilenen çocukların görüntüleri sayfalara taşınmıştı…
Onların bir kısmı yoldan geçen çocuklardı. Bazıları ise büyükleri tarafından götürülüp eylemlerin içine özellikle sokulmuştu. Gezi Olayları sırasında benzer görüntülerle sıkça karşılaşmıştık.
Şimdi kimse kusura bakmasın ama bu kaba ve çirkin bir çocuk istismarıdır. Üstelik Türkiye’deki yasal düzenlemelere göre de suçtur.
Polis, “gelmeyin, yapmayın” diyor. Sergilediğiniz eylemin kanunlara uygun olmadığı konusunda sizi uyarıyor. Aksi halde müdahalede bulunacağını ilan ediyor.
Siz “hayır” diyorsunuz.
Yanınızda gaz maskeli, molotof kokteylli, eli sapanlı insanlar var. Her an patlamaya hazır bir bomba gibiler. Tehlike göz göre göre, göstere göstere geliyor. Siz buna rağmen korumanız ve kanuni sorumluluğunuz altında olan çocuğunuzu oraya sokabiliyorsunuz. O’nu hiç yaşamaması gereken olayların içine atabiliyorsunuz.
Psikolojisini derinden etkileyip bütün geleceğini tehlike altına atmaktan çekinmiyorsunuz!
Sonra da o çocuğu alabildiğine kullanıyorsunuz. Minicik bedeni acı çekip çırpınırken, ortaya çıkan görüntüyü, kameralar karşısında avantaja çevirmeye çalışıyorsunuz. Gözyaşı ticareti yapıyorsunuz.
Çocuk Haklarına İlişkin Birleşmiş Milletler Sözleşmesi hükümleri çok açık. Bu suçtur; bu yapılan kaba bir çocuk istismarıdır. O sözleşmeyi imzalayan Türkiye ve dünyanın diğer ülkelerindeki yasal düzenlemeler buna engel olunmasını gerektirir.
Ama bizde ne yazık ki, bazı medya organları bile o görüntüler üzerinden bu çirkin istismara ortak olabiliyor!
Lafa gelince de herkes “medeniyetten” bahsediyor…
Oysa bizdeki bu çirkin ve kaba istismara, Afrika’daki muz cumhuriyetlerinde dahi rastlamak zor!

<p>Bu hafta GTA 5'in çevrim içi modundaki özel sunuculara yerleştirilen aşı merkezleri ve oyun içeri

GTA 5'te aşı kuyrukları oluştu | TeknoZone #11

Van'da aracın çarptığı ayı tedaviye alındı

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (30 Kasım 2021)

2300 yılından geldiğini iddia ediyor! 300 yıl sonra neler olacak