• $9,266
  • €10,7612
  • 526.49
  • 1409.56
21 Kasım 2014 Cuma

Herkes kaçarken…

Cezayir-Malabo

Avrupalı panikte. Pek çok havayolu, Ebola, Mers, Sars yüzünden Afrika’ya uçuşlarını iptal ediyor. Biz ise, Cezayir’in ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan ile birlikte Kara Kıta’da Ekvator Ginesi’ndeyiz.
Kıtayı yıllarca sömüren, halen de sömürmeye devam eden Batılılar sırra kadem basmış durumdalar.
Bu da son derece normal…
Elbette onlarla aramızda fark olması gerekir! Zaten tarihte de Osmanlı ile onların arasında fark vardı.
* * *
Biliyorum, tam bu noktada “Ne işi var Türkiye’nin Afrika’da?” diyenler olacak. Zaten sıkça dile getiriyor, söylüyorlar da…
Pek çok sebep var. Diğerlerini yazsak burun kıvıracakları için, biz sadece ekonomik sebeplere bakalım:
Cezayir’de, 7-9 Aralık tarihleri arasında Kuzey Afrika Petrol ve Doğal Gaz Zirvesi yapılacak. Dünyanın bütün enerji şirketleri Başkent Cezayir’de toplanacak. Bizim onlardan ve zirveden önce gitmemiz Türkiye açısından büyük avantaj.
Çünkü bugün Avrupa doğalgazının yüzde 25’ini Cezayir karşılıyor. Büyük bir çelişkidir ki, bu ticaretten aslan payını da 1954’te başlayan bağımsızlık ayaklanmasında 1,5 milyon Cezayirliyi katleden Fransızların şirketleri kapıyor.
Bitmedi, biz geçtiğimiz Ekim Ayı’nda, Cezayir ile yılda 4,5 milyar metreküplük ve 10 yıllık yeni bir doğalgaz anlaşması imzaladık.
Devam edelim, konuya Afrika genelinde baktığımız zaman, ortaya çıkan tablo da şu: 2020 Yılı’nda Afrika’dan elde edilecek doğalgaz Rusya’yı geride bırakacak. Afrika’da yılda 200 milyar metreküp doğalgaz çıkarılacak.
Kıtanın altı doğalgaz kaynağı. Çok ciddi rezervler var. Bu gazın çıkarılmasında neden Türkiye de pay sahibi olmasın? Niçin bütün dünya devleri yarışırken, biz orada bulunmayalım?
Türkiye’nin Afrika Kıtası’nda enerji konusunda söz sahibi olmasının zararı ne?
* * *
Çin ve Fransa, Cezayir’de at koşturuyor. İlginçtir, bugün Cezayir’deki inşaat sektörünün yüzde 53’ü Çinlilerin elinde.
Bizim de kötü olduğumuz söylenemez. Türkiye, Afrika’ya açılma siyaseti çerçevesinde çok önemli aşamalar kaydetti…
2003 Yılı’nda Afrika’nın tamamıyla yıllık ticaret hacmimiz, sadece 9 milyar dolardı. Bugün itibarıyla 23 milyar dolara çıkmış durumda.
Sahra Altı Afrika’ya gelince…
Sudan, Somali, Cubuti, Gine gibi çoğunluğu iç karışıklıklardan kırılan bu bölge ile 2003’te 700 milyon dolarlık bir ticaret hacmine sahiptik. Bugün geldiğimiz nokta, yıllık tam 7,5 milyar dolar.
Demek ki...
Bizim Afrika ile işimiz var. İleride de daha çok olacak.
* * *
Türk işadamları, son 10 yıl içinde Afrika’nın genelinde 6 milyar dolarlık yatırım yapmış durumdalar. Bugün Afrika Kıtası’nın yarısından fazlasında insanların günde 1 doların altında çalıştıkları düşünülürse, yatırımın büyüklüğü ortaya çıkar.
THY, son 10 yıl içinde Afrika’da 41 farklı noktaya daha uçmaya başladı. Bugün, Afrika’ya en fazla uçuş yapan firmalar sıralamasında THY ikinci durumda.
Çok önemli bir nokta daha var…
Türkiye, 12 Nisan 2005’te, Afrika Birliği’ne gözlemci statüsünde üye oldu. Hem Afrikalı değiliz, hem de Afrikalılar, kendilerinden başka kimseyi kabul etmiyorlar. Ama oldu, Türkiye bunu da yaptı.
Demem o ki…
Çin Afrika’daysa, bölge ile tarihsel ve kültürel bağları olan Türkiye de Afrika’da olacak. Hem de onlardan birkaç adım önde bulunacak.
Üstelik bu eleştirilecek ve rahatsızlık duyulacak değil, alkışlanacak bir gelişme.

<p>İstanbul Altınbaş Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Eray Güçlüer, terör örgütü DHKP-C operasyonuna i

Kılıçdaroğlu'nun iddiası yeniden gündemde

Fenerbahçe, Trabzon'a ayak bastı

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (16 Ekim 2021)

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Angela Merkel ortak basın toplantısı düzenledi