• $13,4726
  • €15,2894
  • 793.592
  • 2011.16
10 Eylül 2014 Çarşamba

Gezi, müebbet Erdoğan ve vicdan

Gezi eylemleri devam ederken, Başbakanlık Koltuğu’nda oturan Erdoğan, rahatsız olan vatandaşlara bir çağrı yapmıştı:

-Suç duyurusunda bulunun.
Belli çevrelerin büyük tepkisiyle karşılaştı. Ben de 24 Temmuz 2013’te yine bu köşede “Başbakan vicdanlı davrandı” başlıklı bir yazı yazdım...
Erdoğan’ın, Gezi eylemlerini en basit noktasından ele aldığını belirttim. “Şimdilik kimse dillendirmiyor, üzerine gidilmiyor, ama Türk Ceza Kanunu’nda eylemciler için çok daha ağır müeyyideler gerektiren maddeler var” dedim.
Erdoğan, TCK’nın 123. Maddesi’nde yer alan “Kişilerin Huzur ve Sükununu Bozma” suçundan söz ediyordu. Ama olaylara bakıldığında TCK’da başka düzenlemeler de yer alıyordu...
TCK’nın 117. Maddesi, “İş ve Çalışma Hürriyeti’nin engellenmesi” suçunu düzenliyordu. 2 ila 4 yıl arasında hapis cezası öngörüyordu.
TCK’nın 151. Maddesi, “ızrar” yani mala zarar verme suçuyla ilgiliydi. Cezası 4 aydan 3 yıla kadar hapisti. Ayrıca, “konut dokunulmazlığının ihlali” ve “seyahat özgürlüğünün engellenmesi” gibi suçlar da TCK’da düzenlenmişti. Bunların tamamı takibi şikayete bağlı suçlardı.
Vatandaşların şikâyeti halinde Gezi eylemcileri için TCK’nın bu maddelerinden de davalar açılabilirdi. O günkü yazımda, vatandaşların savcılıklara gidip suç duyurusunda bulunmaları halinde, “Bunlar masum gösterilerdir” diyenlerin ciddi sıkıntılarla karşı karşıya kalabileceği uyarısında bulunmuştum.
* * *
Hukukçu değilim, ama hukuktan da anlarım. Hukuk profesörlerinin karşıma avukat olarak çıktığı davaları bile kazandım.
O yazımda çok önemli bir noktaya dikkat çektim...
TCK’nın 309’la başlayan ve devam eden maddelerinin son derece ağır düzenlemeler içerdiğini ortaya koyup, uyardım. Çünkü, TCK’nın 312. Maddesi “Cebir ve şiddet kullanarak Hükümet’i ortadan kaldırmayı veya görevini yapmayı engellemeyi” suç olarak görüyordu. Cezası da ağırlaştırılmış müebbetti.
Bazı çevrelerin “Ne ilgisi var” diyeceklerini düşünerek, aynen şunları yazdım:
“Eylemler ilk başladığında ‘Ha gayret Hükümet gidiyor’ denilmedi mi? Bu yönde twitler atılmadı mı? Bu eylemlerin hedefi Hükümet değil miydi? Olaylarda şiddet kullanılmadı mı? Yollara barikatlar kurulup molotofkokteylleri atılmadı mı? Silahla polise ateş açılmadı mı? Eylemcilerin üzerinde silahlar yakalanmadı mı? Başbakanlık Binası işgal edilmek istenmedi mi? Halen belli kesimler Gezi Parkı’nın bir ‘Devrim Ateşi’ olduğundan söz etmiyor mu?”
Sen misin bunları yazan?
Kendi mahallemde bile saldırıya uğradım. Sözde Gezi Olayları’na karşı çıkanlar tarafından bile tepkiler aldım.
Aradan 14 ay geçti. Ne oldu? İşte iddianame hazırlandı, dediğim aynen gerçekleşti. Savcı, bazı Gezi eylemcileri için müebbet hapis cezası istedi!
* * *
Yetmedi, bu kadarla da kalmadı. Emekli savcı Mehmet Yücesoy’u, TRT’deki programıma çıkardım. O da, “Görevde olsaydım, eylemciler için TCK’nın 312. Maddesinden dava açardım” dedi.
Ardından AK Parti’nin hukuk işlerinden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin’i programa aldım. Şahin de eylemlerin TCK’nın 312. Maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. İstanbul Dolmabahçe’yi, Başbakanlık Konutu’nu işgal etme teşebbüslerini gerekçe gösterdi.
Sözün kısası...
* * *
Ben uyarı görevimi sonuna kadar yaptım. Gezi tahrikçilerini bir yana bırakalım, yine kendi mahallemden yükselen tepkilerle karşı karşıya kaldım. “Nereden buldun bu savcıyı, çok aradın mı?” türünden sözlere muhatap oldum.
Oysa, dayanağım sadece TCK’nın ilgili maddeleriydi.
Sonuç da ortada. “Ben demiştim” demeyi hiç sevmiyorum ama ben demiştim. Vicdanen rahatım. Şimdi, “Hadi canım sen de. Olur mu öyle şey” diyenler ve yaptığım uyarıları kulak ardı edenler düşünsün!

<p> </p>

'Galatasaray küme düşebilir'

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (15 Ocak 2022)

Almadan önce etiketteki detaya dikkat! Peynir sahtecilik nasıl yapılıyor

Bear Grylls herkesi böyle kandırdı! Kamera arkası görüntüleri ortaya çıktı