• $8,6595
  • €10,1397
  • 491.841
  • 1407.46
15 Kasım 2013 Cuma

Zina, BDP ve Barzani

Emin Pazarcı
Emin Pazarcı

Şu halimize bakın: Yazılıp çizilenlere takılıp kalırsak, Türkiye üç “önemli” gündem maddesinin arasına sıkışmış durumda…
Birincisi, Adana Valisi Hüseyin Avni Coş’un kullandığı kelime...
İkincisi, iki öğrencinin karakola “Biz birlikte yaşıyoruz” bildiriminde bulunması. Sonra da “Biz aynı evde yaşamaya devam edeceğiz. Evlenmeyeceğiz, evlenmeyi de hiç düşünmüyoruz” türünden açıklamalar yapmaları.
Sonuncusu ise, Başbakan Erdoğan için dillendirilen “Bakın, özel hayata müdahale ediyor” iddiaları.
İlk ikisinin üzerinde durmuyorum. Adana Valisi’nin kullandığı kelime yanlış. Zaten kendisi kabul etti. Başbakan da tasvip etmediğinin altını çizdi. İzmirli iki sevgilinin “Evlenmeyiz ama her şeyi yaparız” açıklaması, bizi değil, kendi çevrelerini ilgilendiren bir marjinallik. Ama hepsi bu kadar. Bundan öte tartışılacak ve büyütülecek bir tarafları yok.
Üçüncüsü ise tartışmaya değer…
Ne diyorlar, “özel yaşama müdahale” olduğunu iddia ediyorlar. İnsanlara tepeden bir hayat tarzının dayatıldığını söylüyorlar. En önemli referansları da Başbakan’ın yeni evlenen çiftlere “en az üç çocuk” tavsiyesinde bulunması.
Kimi, “Bunlar yatak odamıza kadar giriyor” diye feryat ediyor. Kimisi de “Apış arası edebiyatı” yapıp duruyor…
Oysa ortada sadece bir tavsiye var. Üstelik bana göre de olumlu. Çünkü ülkenin geleceğini ilgilendiriyor. Bugün Batılı ülkelerin içinde bulunduğu duruma gelecekte bizim de düşmememiz için uyarı niteliği taşıyor.
İlle de özel hayata müdahale mi aranıyor?
O durumda olaya tersinden bakmak lazım. Biraz geçmişe gidersek, bu ülkede “yaşam tarzına müdahalenin” şahı yapıldı. Hem de Batı parası ve Batı’nın desteğiyle. Kimse de kalkıp onlara “Hayrola ne oluyor?” diye sormadı.
Kampanyalar düzenlediler, reklam filmleri yaptılar. “Doğum kontrolü” adı altında köy köy, kasaba kasaba gezdiler. Kadınlarımızı korkuttular, ürküttüler. Kalabalık aileleri “tu-kaka” ilan ettiler. Yetmedi, “Alın, kullanın, bedava” diyerek, insanımızın apış arasını ilgilendiren cihazlar dağıttılar.
Batılılar, kendi nüfuslarını artırmak için uğraşırken, bizim çoğalmamızı engellediler.
Şimdi hakkını teslim etmek lazım. Bir tek Abdullah Öcalan bu çabaya destek vermedi. Tam tersi bir tavır aldı:
-Ya silaha, ya karılarınıza sarılın!
Bugün “Özel hayata müdahale var” diye bağıranların hiçbiri o günlerde kılını kıpırdatmadı. Bu garabete tepki göstermek hiçbirinin aklına gelmedi. İşte biz, böylesine süreçlerden geçip bu günlere geldik.
***
Başbakan Erdoğan, yarın Diyarbakır’a gidiyor. Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesut Barzani de eşzamanlı olarak Diyarbakır’a geliyor.
Çok sayıda tesisin açılışını birlikte yapacaklar. 300 çiftin nikâh törenine beraber katılacaklar. Muhtemelen bu programlar sırasında Barzani de bir konuşma yapacak.
BDP rahatsız. İğne üstünde, hop oturup hop kalkıyor…
Önce Ahmet Türk, Barzani’yi hedefe yerleştirdi. “Nevruz için biz davet ettiğimizde gelmemişti” dedi. Başbakan’ın çağrısına uymasını eleştirdi.
Sonra kervana diğerleri katıldı…
Açıklama üstüne açıklama yapıldı. Barzani’ye “Hükümetin politikasına alet olma” türünden uyarılar gönderildi.
Yetmedi, BDP tabanına baskı yapılmaya başlandı:
-Erdoğan’ın Diyarbakır programına katılmayın.
Niye? Çünkü BDP de biliyor ki, Mesut Barzani’nin Başbakan’ın yanında fotoğraf vermesi önemli. Kabul etsek de etmesek de bölgede bir ağırlığı var. Bu durum da ciddi bir korkuya yol açtı.
Çünkü BDP, PKK ve Kandil gibi oluşumların derdi belli. Refah, huzur ve barış gibi kavramların hepsi lafta. Tamamının istismardan öte bir değeri yok. Hiçbirinde samimi değiller.
Aksi halde bu kadar korkup, tepki gösterirler miydi?

<p class='MsoNormal'>Akşam Gazetesi Güneş Eki Haber Müdürü ve Akşam TV  programcısı Yasemin İlan'ın

8. Mood Ödül Töreni'nde Arzum Onan ve Gülenay Kalkan'dan özel açıklamalar

Bodrum'un suyunu karşılayan Mumcular Barajı yüzde 10'luk seviyenin altına düştü

İETT tarihinin aynı hatta çalışan ilk şoför çifti

Van Gölü'nde binlerce yıllık mikrobiyalitler görüntülendi