• $9,2638
  • €10,7592
  • 526.577
  • 1409.56
6 Temmuz 2016 Çarşamba

Eyvah! Bu biz miyiz?

Bir millet, bir ümmet düşünün! Öylesine hassas, öylesine ince düşünceli ki! Peygamberini kabrinde rahatsız edecek diye, tren yollarına keçe döşüyor.
Evet keçe..
Hem de bu işleme Hz. Muhammed’in kabrinden 20 kilometre ileriden başlıyor!
Bunu yapan bizim ecdadımız. Kimilerinin “kızıl sultan” diye saldırdığı, aslında ulu bir hakan olan Osmanlı Padişahı Sultan Abdülhamit.
Osmanlı’nın en sıkıntılı döneminde 33 yıl tahtta kalan, buna karşılık bir karış bile toprak kaybetmeyen Sultan Abdülhamit, Hicaz Demiryolu’nu yaptıran kişi. Bu projeyi gerçekleştirirken de iki hedef güdüyor:
1) Hacılar kutsal topraklara rahat ulaşsın.
2) Osmanlı askerlerinin ulaşımı kolaylaşsın.
Hazine sıkıntılı, para yok, üstelik engel de çok. Abdülhamit, buna rağmen demiryolu projesini gerçekleştiriyor. Son bölümü de, bizzat kendisinin yaptığı 50 bin liralık şahsi bağış ile tamamlıyor.
Abdülhamit, Medine-i Münevvere’ye 20 kilometre yaklaşıldığında, mühendislere bir talimat veriyor:
-Buradan sonra raylara keçe döşeyin.
Amaç, trenlerin raylardan çıkardığı seslerin engellenmesi, böylece Peygamberimizin yattığı yerde rahatsız edilmemesi!
Bizim, Peygamberine bu kadar büyük saygı gösteren ve böylesine ince düşünen bir ecdadımız var. Bu millet, onların torunları.
Geldiğimiz nokta ise, kelimenin tam anlamı ile içler acısı!..
Bir kenara bıraktım, sağda solda patlayan canlı bombaları. Nihayet, sözde İslam adına kan döken, can alan bir sapkın, Mescid-i Nebevi’ye, Peygamberimizin kabrine kadar ulaştı. Mescid-i Nebevi’nin otoparkındaki kontrol noktasında da kendini patlattı.
Nereden nereye…
Bu dinin gerçek sahipleri, Peygamberine duyduğu saygıdan dolayı “ses çıkmasın” diye raylara keçe döşüyor. O din adına hareket ettiklerini iddia eden sapkınlar da kabrinin yanı başında bomba olup patlıyor. Hem de tam Ramazan Bayramı arifesinde!
Böyle Müslümanlık olmaz…
Hatta böyle bir din bile olamaz!
Maalesef, bugün dünya üzerinde İslam adına hareket ettiğini iddia edip, masum insanların canlarını alan bir kafirler topluluğu var.

***

Bugün bayramın ikinci günü. Büyük şehirler boşaldı, tatil yörelerinde iğne atsan yere düşmüyor.
Yayınlanan fotoğraflardan birine baktım: Adeta Çin’den bir kare! Sahilde insanlar alt alta, üst üste. Tam bir et pazarı. Deniz, insan topluluğundan görünmüyor. Kumsalda ise, hareket etmek imkânsız gibi.
Ne bu?
Bayram tatili!
Kusura bakmayın, ama ben almayayım. Bayram filan değil, kelimenin tam anlamı ile “para ile rezil olmak” bu! Hatta kepazelik de denilebilir!
Zaten oldum olası, “bayram” denince bazı çevrelerde akla hemen “tatilin” gelmesini anlayamıyorum. Bayram “birleşmek, bütünleşmek”, ailenin ve eşin dostun bir araya gelmesi demek. Kaçmak değil!
Biz ise, sadece kaçmakla kalmıyor, üstüne bir de kendimizi karmaşanın ve eziyetin içine atıyoruz.

***

Farkında mısınız?..
Her geçen gün değerlerimizin içi daha fazla boşalıyor.
İnanmayanları, ateistleri, farklı dinlere mensup olanları tenzih ediyorum. Onlara söyleyecek tek bir sözüm yok. Dilediklerini yapabilirler.
Benim derdim, “Elhamdülillah Müslümanım” deyip, bayram geldiğinde anayı-atayı, eşi dostu terk edip, sırra kadem basanlarla! Elbette engelleyecek halimiz yok, ama hoş olmuyor, garip kaçıyor!
Bayramlar, bayram olmaktan uzaklaşıyor!.. Biz, biz olmaktan çıkıyoruz!..
Ne diyor rahmetli Abdurrahim Karakoç:
“Bayramlar, Hak menzile varış günüdür.
Gönlümü verdiğim bayramlar hani?”
Bayramların bayram, İslâm’ın da gerçek anlamı ile İslâm olması ve gönlümüzü verdiğimiz bayramları yaşamak dileği ile…
Hepinizin bayramını kutluyorum. Hayırlı bir bayram olur inşallah.

<p>İstanbul Altınbaş Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Eray Güçlüer, terör örgütü DHKP-C operasyonuna i

Kılıçdaroğlu'nun iddiası yeniden gündemde

Fenerbahçe, Trabzon'a ayak bastı

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (16 Ekim 2021)

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Angela Merkel ortak basın toplantısı düzenledi