• $8,2461
  • €10,0556
  • 485.761
  • 1441.33
13 Aralık 2013 Cuma

Cemaat hayalleri yıktı

Emin Pazarcı
Emin Pazarcı
YAZARIN SAYFASI

Hiç beklemedikleri anda ters köşe oldular. Oysa, son derece iddialı konuşuyor, hesaplar yapıyor, hayaller kuruyorlardı…
“Olmaz” dedik, dinlemediler.
Neden olmayacağını anlattık, anlamamakta ısrar ettiler.
Cemaat adına geleceğe yönelik projeksiyonlar yaptılar. Nasıl davranacağına ilişkin hükümler verdiler. Cemaat’in büyük şehirlerde keskin bir dönüş yapıp yerel seçimde AK Parti’ye ders verebileceğini dahi iddia edebildiler.
Vesaire, vesaire…
İşte tam bu noktada Fethullah Gülen devreye girdi. İktidar’a ve Başbakan’a örtülü eleştireler yöneltti. Ama hemen arkasından bir noktanın altını çizdi:
“Kimsenin kendi devletiyle ve başındaki iktidarıyla savaşma gibi bir niyeti yoktur. Bunu böyle göstermek isteyenler zannediyorum ortada söz getirip götüren fitneciler, fesatçılar mekirciler, keydciler ve hud’acılardır. Cenab-ı Hak ıslah eylesin.”
Ardından, tartışmalı 2004 MGK kararıyla ilgili hükmünü verdi:
“O arkadaşların askerlerle ve o günkü idarede bulunan kimselerle beraber o meseleye imza atmalarını, şartlar ve konjonktürün gereği olarak tıpkı Efendimiz’in (sallalahu aleyhi ve sellem) bir gaileyi ucuz atlatma adına geriye adım atması gibi ele aldım.”
Nihayet noktayı koydu:
“Bazen geriye bir adım atmak, ileriye on adım atma değerindedir.”
Bitti, ortada mesele kalmadı!
***
Bu tartışma daha fazla süremezdi, sürdürülemezdi, sürdürülmesi de doğru olmazdı. Bu köşede defalarca yazdım…
Hükümet’e yönelik görülse de bu süreç, Cemaat’i de sıkıntıya soktu, Cemaat de yıprandı; ciddi tartışmalara malzeme oldu. Hem içeriden, hem de dışarıdan eleştirilerle karşı karşıya kaldı.
Sonunda bu gerçek görüldü…
Fethullah Gülen Hocaefendi böyle bir açıklama yapma mecburiyetini hissetti. Hatta, “bir kısım kara ruhlu, kara vicdanlı, kara düşünceli ve kara kalpli” insanlardan söz edip “toplumun değişik kesimlerini birbiriyle vuruşturma, karşı karşıya getirme gayretkeşliğinden” bahsetti.
Beklentilerin hepsi çöpe gitti!
***
İddialardan biri de İstanbul’la ilgiliydi. Cemaat’in İstanbul’da Mustafa Sarıgül’ün arkasında olduğuydu. Bu iddiayı, Sarıgül’ün lehinde de aleyhinde de kullanmaya çalışanlar vardı.
O da yok oldu gitti.
Şimdi Sarıgül’ün önünde önemli bir sınav bulunuyor. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na seçilmese de en azından CHP’nin oyunu artırmak zorunda. Çıta belli; CHP bir önceki seçimde Kemal Kılıçdaroğlu ile yüzde 37 küsur oy almıştı.
Sarıgül’e yüzde 38’in üstü lazım. Şimdilik bu oranı yakalayacak gibi görünüyor. Ancak, seçim bu, garantisi de yok. Üstelik, henüz kimse eteğindeki taşları dökmüş değil.
Sayıştay’ın, temyiz aşaması da tamamlanarak kesinleşen denetim raporuna göre, 1899 kamu kurumu devleti zarara uğrattı. İlk 10 sırada Şişli Belediyesi var. Hem de iki dosyayla. İlginçtir, ilk 10’da Şişli dışında belediye de yok.
Bu çok önemli ve “Çare Sarıgül” sloganına karşı seçim kampanyası sırasında alabildiğine kullanılacak.
Sonuçta, yüzde 38’in üzerine çıkarsa, seçilse de seçilmese de Sarıgül’ün iddiası devam edecek ve Kemal Kılıçdaroğlu sıkıntılı günler yaşayacak.
Yüzde 38’in altı ise, Kılıçdaroğlu’nun elini güçlendirecek ve Mustafa Sarıgül için “buraya kadarmış” dedirtecek.
***
İşte siyaset dedikleri de bu!..
Zaman zaman Borsa İstanbul’a benziyor.
Görüyorsunuz, apaçık ortada; her şey nasıl da değişebiliyor! Daha düne kadar “görünür gerçeklilik” nasıldı? Bugün hangi noktada?
Yıllar boyunca Süleyman Demirel boşa konuşmamış:
-Siyasette 24 saat bile çok uzun bir süredir!

<p>Avrupa sevdalısı aydınların asıl derdi ne? Neden bir  Avrupalı'dan daha 'Avrupa'cılar'? Avrupa öz

Avrupa'yı bize ışıltılı tablolar gibi çizenler kimler?

Demirspor, Süper Lig'e çıktı; Adanalılar çıldırdı!

Filistinli gençler, İsrail'in saldırılarını balonlarla protesto etti

Hobi diye başladı! Şimdi tanesini 2 bin liradan satıyor