• $9,5094
  • €11,0892
  • 546.124
  • 1455.42
3 Ekim 2014 Cuma

Bu nasıl bir hastalık?

Ne yapsanız beğenmiyorlar. Her şeyi, üstelik iyisini onlar biliyorlar. Aynı zamanda akıllı, zeki, bilgili, kültürlü ve görgülüler. Her olaya kendilerine göre bir “perde arkası” uyduruyorlar.
Tabii ki öyle olduğunu sanıyorlar!
Aslında, hırsları akıllarının önüne geçmiş durumda. Düşünmüyorlar, sezmiyorlar; sadece tepki veriyorlar. Anlamıyorlar, anlamak istemiyorlar; kin, nefret ve düşmanlık duyguları içinde savruluyorlar.
Yay gibi gerginler. Siz ağzınızla kuş tutma becerisini gösterseniz, karşınıza geçip yaylım ateşi açmaya hazırlar:
-Ne yapıyorsun sen? Elin yok mu senin?
Mesela, bu ülkeyi yönetenler el ele tutuşsalar; İstanbul Boğazı’nı karşıdan karşıya yürüyerek geçseler; bunlar yine eleştirmenin bir yolunu bulacaklar. Böyle bir durumda muhtemelen “Aaa bakın, yüzme de bilmiyorlarmış” diyecekler.
İşte böyle garip bir hastalığa tutulmuş gidiyorlar: Beğenmeme, eleştirme ve bir türlü tatmin olmama hastalığı!
* * *
Bir kısmı, sözde Atatürkçü! Kendine “Atatürkçü” adını verse de Mustafa Kemal’in bugün yaşasa eline sopa alıp kovalayacağı türden! Gezi olaylarında gördük. Atatürk’ün hayatı boyunca mücadele ettiği emperyalistlerle kol kola girdiler. Onlara hayranlık ve onlara hizmet etmekte yarıştılar. Kendi ülkelerini dışarıya gammazlamaktan da gurur duydular…
Bazıları sözde Halkçı! Ama savunduklarını iddia ettikleri halktan alabildiğine uzak, alabildiğine kopuklar. Yaşadıkları dünya da, kültürleri de bambaşka.
İçlerinde Milliyetçi olduklarını söyleyenler de var! Onlar da lafa gelince “Milliyetçi”, icraata gelince bambaşka bir fikrin insanı. Millet menfaatine ne varsa karşısındalar, adeta milletle bir itiş-kakış halindeler.
Sözde İslam adına hareket ederleri de unutmayalım. “Din, iman” deyince mangalda kül bırakmıyorlar. Müslümanları istismara gelince en alâsını yapıyorlar. Üstelik, Kıbleleri de batıya dönük. Karşılarında bir yabancı görmeyiversinler, ellerine fırsat geçmesin; hemen kendi ülkelerine veryansın etmeye başlıyorlar.
Garip, ama hepsi kol kola, aynı yolun yolcusu. Yok aslında birbirlerinden hiçbir farkları. Birlikte hareket ediyorlar, gerektiğinde adımlarını paralel atıyorlar. Zaman zaman ittifaklar oluşturuyorlar, gerektiğinde can ciğer kuzu sarması haline geliyorlar. Grup halinde saldırılar düzenliyorlar.
Her şeye muhalifler, her şeye tepkililer. Karşılarında rakip bulamasalar, gölgeleriyle kavga edecek bir psikoloji içindeler.
* * *
IŞİD’in elinde aylardır rehine olarak tutulan 49 vatandaşımız serbest kaldığında hep birlikte gördük. Adeta kahroldular, karalar bağladılar. Komplolarla dolu teori üzerine teori ürettiler. Sosyal medyada, mantığı olmayan abuk sabuk paylaşımlar yaparak, kendilerini teselli etmeye çalıştılar. Yabancı istihbarat örgütlerini göklere çıkarıp, bizimkini yerden yere vurdular.
Irak’ta rehin alınan konsolosluk görevlilerimize bir zarar gelseydi, adeta çok daha mutlu olacakları bir görüntü sergilediler. Hırsları ve kinleri ile birlikte tepki ve düşmanlıklarının geldiği boyutu açıkça ortaya koydular.
* * *
Uzun süredir dikkatle izliyorum bunları. Gerçekten hayret edilecek kadar zor bir faaliyet yürütüyorlar. Her şeye tersten ve olumsuz bakmak, herkesin harcı değil! Yapamaz, başaramaz insan.
Bu kadar kin, böylesine bir nefret ve hasetle yaşamak kolay olmasa gerek. Bitirir, perişan bir hale getirir, mahveder insanı!
Yerlerinde olmak istemezdim, vesselam…

<p>Verdiğiniz nefes aldığınız nefesle  karışmıyor. Akıllı maske telefonla kontrol ediliyor.</p><p>Ak

Akıllı maske nefes aldıracak

Güney Kore ilk yerli roketi 'Nuri'yi uzaya fırlattı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Üsküdar'da bir kafede vatandaşlarla sohbet etti

Niğde'de 20 milyon yıllık fosil bulundu