• $8,1913
  • €9,7574
  • 458.216
  • 1393.24
27 Haziran 2018 Çarşamba

Bu ikili tarih yazar

Emin Pazarcı
Emin Pazarcı
YAZARIN SAYFASI

Beğenirsiniz ya da beğenmezsiniz. Seversiniz veya sevmezsiniz. Bu sizin tercihiniz. Ancak, hep birlikte bir hakkı teslim etmek zorundayız. 24 Haziran seçimlerinin asıl galibi Erdoğan, diğer galiplerinden biri de Bahçeli’dir.

Bir araya gelip konuştular. Aynı hassasiyetleri paylaştılar, aynı yolda yürüdüler ve yürümeye devam edeceklerini söylüyorlar…

Sandıktan çıkan sonuçlar, yaptıkları ittifakın siyaseten de doğru olduğunu ortaya koydu. Zirvede gerçekleştirilen mutabakat, tabanda da kabul gördü. Hem Erdoğan’ı, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Başkanlık Makamına taşıdı, hem de MHP’yi seçimin galipleri arasına soktu.

“Siyaseten doğru” diyorum, ama izlenecek başka bir siyaset de yoktu. Türkiye ve dünyanın içinde bulunduğu şartlar AK Parti ile MHP ittifakını zorunlu kıldı. Erdoğan’ı Bahçeli’ye, Bahçeli’yi de Erdoğan’a doğru itti.

Şimdi, bazı çevreler tarafından bu ittifakın ömrü tartışılıyor. Ancak, bunu yaparken önemli bir noktayı gözden kaçırıyorlar: AK Parti ile MHP arasında yapılan sadece bir seçim birlikteliği değil. Onları yan yana getiren ilkeler ve mecburiyetler var. Türkiye’nin içinde bulunduğu şartlar değişmediği müddetçe bu ittifak da sürmek zorunda.

Her iki taraf için de yok ki başka bir yol!

***

Daha iyi anlaşılması için meseleyi bir örnekle açıklayalım: Seçimin hemen arifesinde İngiliz The Guardian, “Erdoğan’ı iktidardan düşürün” çağrısı yaptı. Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı’nı “tehdit olarak” gösterdi. Üstelik, eskiden yapıldığı gibi çok da dolambaçlı yollar kullanmadı. Anlayana oldukça net bir kopya verildi. Guardian, “Türkiye’nin Suriye ve Ortadoğu’da giderek daha önemli bir aktör olduğundan” bahsetti.

Elbette açıkça ”Sıkıntılıyız, Erdoğan bizim emperyal hedeflerimiz karşısında bir set oluşturdu” demedi. Ancak, çağrıyı dikkatlice okuyanlar, aslında meselenin bu olduğunu anladı.

MHP ise bu gerçeği çok önceden tespit eden bir siyasi oluşum. Bahçeli, Gezi Olaylarını yaşadı. 17-25 Aralık Yargı Darbesi’ne şahit oldu. Hendek Kalkışmasının ne anlama geldiğini herhalde MHP de biliyor. 15 Temmuz Darbe Girişimi’nin arkasında saklı olan Türkiye’ye yönelik hesaplar sır değil.

İşte bu yüzden milli bir yapı olan MHP durması gereken yerde durdu. MHP’yi Cumhur İttifakı’na siyasi hesaplar değil, savunduğu değerler itti. Vatandaş da bu duruşu takdir edip sandıkta gereğini yaptı. Arkasından büyük rüzgârlar estirilen, batılı pek çok güç tarafından desteklenen Meral Akşener’in sandıkta aldığı sonuca bakılırsa, ne demek istediğim daha iyi anlaşılır!

***

Ayrıca çok önemli bir nokta daha var…

Türkiye bir sistem değişikliği yaşıyor ve 24 Haziran’da da resmen yeni sisteme geçtik. Artık, Başkanlık Sistemi ile yönetileceğiz.

Bu sistemi engellemek, karşısında durmak, “Parlamenter Sisteme geri dönelim” demek, MHP’nin kendini inkâr etmesi anlamına gelirdi. Çünkü, MHP’nin geçmişi Başkanlık Sistemi için verilen mücadelelerle doludur. Dokuz Işık Doktrini, Başkanlık Sistemi üzerine kurulmuştur. Temel Görüşler başta olmak üzere Alparslan Türkeş’in bütün kitaplarında Başkanlık Sistemi hedef olarak gösterilir. En önemlisi de Türkeş ve pek çok arkadaşının 12 Eylül Darbesi’nin ardından idamla yargılandığı MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davası İddianamesi’nde yer alan suçlamalardan biri de Başkanlık Sistemi’ni istemeleridir.

CHP karşı çıkabilir, Meral Akşener “Parlamenter Sistem” diyebilir, ama ülkücü geleneği temsil eden MHP yapamaz. Başkanlığa karşı çıkamaz.

O yüzden MHP bugün olması gereken yerdedir!

***

Şimdi tekrar başa dönersek…

Küçük birtakım siyasi gerekçeler ileri sürerek, Cumhur İttifakı’na ömür biçenlerin hüsrana uğrayacaklarını şimdiden söyleyeyim. Yıllar boyunca “Ne Amerika, ne Rusya, ne de Çin, her şey Türkiye için” sloganları atan MHP gibi bir siyasi oluşumdan bahsediyoruz. Ayrıca, “Dünya Beşten Büyüktür” diyen ve Türkiye’yi küresel bir güç haline getirme hedefi güden Erdoğan’ı Başkan seçti bu millet.

Bir anlayış ve hedef birlikteliği var ortada! Küçük birtakım siyasi hesaplar, bu hedef birlikteliğinin üzerine çıkmaz, çıkamaz.

Üzerine basa basa tekrarlıyorum: Türkiye’nin içinde bulunduğu şartlar değişmedikçe, bize yönelik küresel saldırılar sürdükçe bu ittifak devam eder. Buna kimsenin şüphesi olmasın.

Ben daha da ileri gidiyorum. Yeni bir dünya kuruluyor bugün. Türkiye de o Yeni Dünyadaki yerini alırken, Erdoğan-Bahçeli ikilisi tarih bile yazar!

<p>Koronavirüs salgınının uzun süredir kontrolden çıkmış olduğu ABD'de son durum ne? Aşılama süreci

ABD'de koronavirüs salgınında son durum

Beşiktaş, Erzurum'a ayak bastı

Zonguldak'ta dereden akan çamurlu su denizin rengini değiştirdi

Nisan ayında yağan kar Domaniç Dağları'nı beyaza bürüdü