• $9,6153
  • €11,2367
  • 553.564
  • 1479.93
25 Ocak 2014 Cumartesi

Bu hikâye okunur

Olay, yaşanmış hikâyeler dizisinden. Bir gazeteci ile ünlü bir işadamı arasında geçiyor. Son derece ilginç ve oldukça çarpıcı!
Şimdi, en baştan alalım…
Yıllar, yıllar önceydi. Eski bir gazete, yeni bir sloganla yayın hayatına geri döndü. Zor işti tutturmak ve kabul ettirmek. Kolay değildi, onca basın devi arasında yer edinip okuyucunun beğenisini kazanmak.
Ama oldu. "Azim", "mücadele" ve "çalışkanlık" yan yana gelince satış rakamları "büyük gazetelerle" aynı seviyeye çıktı. Zor olan başarılmıştı.
Olayımızın kahramanı gazeteci de o gazetenin yöneticileri arasındaydı. Ortaya çıkan başarının altında O'nun da imzası vardı.
***
Her şey güzel gidiyordu ama ciddi bir problem vardı. Para sıkıntısı başlamıştı. Satış ve reklam gelirleri gazeteyi döndürmeye yetmiyordu.
Ve gazete ünlü bir medya patronuna satıldı.
Sonra gazetenin ismi değişti. Yeni patron, değişik bir görüntü vermek istiyordu. Doğal olarak, yönetime farklı isimleri getirdi. O gazeteciyle birlikte pek çok isim yöneticiler arasından çıkarıldı.
Gazetedeki kan kaybı ise devam etti. Satışlar her geçen gün daha da düştü. Bir türlü o eski günleri yakalayamadı.
Ve el değiştirdi, yeniden satıldı.
***
Yeni patron iddialıydı. Gazeteyle ilgili büyük projeleri vardı. Yaptığı konuşmalara bakılırsa, çalışanları güzel günler bekliyordu.
O da yönetimde bazı değişiklikler yaptı. Ama olmadı. Gazetedeki kan kaybı daha da arttı. Tiraj iyice aşağılara indi. Her gün yeni bir karar veriliyor, her gün yeni bir tedbir alınıyordu. Ama olmuyor, olmuyordu.
Arayışlar devam ederken, o gazeteci aylığını almak için bankaya gitti. Ciddi bir şokla karşılaştı. Aylığı yarı yarıya düşürülmüştü. Üstelik kendisine de herhangi bir haber verilmemişti.
Oysa hukuken böyle bir işlem yapılamazdı. Çünkü gazete el değiştirirken o patron yazılı bir taahhütte bulunmuştu. Gazeteyi "çalışanların bütün haklarını korumak" şartıyla satın almıştı.
O gazeteci hemen o patronu aradı:
-Aylığımı düşürmüşsünüz.
-Evet maalesef öyle oldu. Biliyorsun sıkıntıdayız. Sen de bizi anla. Şimdilik böyle olsun, ileride telafi ederiz.
-Ama bu kul hakkıdır. Ben bunu kabul etmiyorum.
- Bu nasıl bir laf? Ne demek kul hakkı? Şimdi biz seni işten çıkarsak ne olacaktı?
-Bakın onu yapabilirsiniz. Tazminatımı verir, çıkarırsınız. Ama aylığımı düşürüp ileride çıkarırsanız, yılların emeğini ödememiş olursunuz.
-Sen bizi tanımıyor musun? Biz öyle şey yapacak insanlar mıyız?
Sonuçta, ileride telafi sözü verildi. Konuşma sona erdi.
***
Aradan aylar geçti. "Yapılmaz" denilen yapıldı. "Tasarruf tedbirleri" gerekçe gösterilerek o gazeteciyle birlikte bazı isimlerin işine son verildi. Ama hemen ardından yeni isimler istihdam edildi.
Tazminat da kesilen düşük aylık üzerinden hesaplandı. Hatta gazete yöneticileri tarafından "Alırsan bu, almazsan sen bilirsin" tavrı içine girildi.
Sonuçta gazeteci mahkemeye gitti. Gazete avukatlarının bütün çabalarına rağmen hakkı teslim edildi. Ciddi bir tazminata hükmedildi. Alacağını aldı, mesele de bitti.
***
Ama bitmeyen çok ciddi bir mesele var!..
Bugün görülüyor ki, o gazete patronu Türkiye'nin önemli zenginleri arasında. O gazetecinin aylığından kesilen miktar, kendisi için devede tüy bile değildi. Ama bütün bunları yaptı! Üstelik emek gibi son derece kutsal bir hak ve değer hiçe sayıldı!
Şimdi sözüm herkese:
Ortalık süslü laflarla dolu. Söze geldi mi kimse mangalda kül bırakmıyor. Birtakım değerler ve insanlar şaşırtıcı ambalajlarla toplumun önüne konulmaya çalışılıyor.
Ama gerçekler kimi zaman insanın içini yakacak kadar acı oluyor!

<p><span style='font-size: 1.6rem;'>Yeni varyant hızla yayılıyor... Kovid geçirip, tat ve koku kaybı

Beynimizin parmak izi, hastalıkları veya kişileri tanımak için kullanılabilir mi?

Nesli tehlike altındaki şah kartal, Ankara'da tüfekle vuruldu

Tavşanlı Höyük'te bölgenin 'endüstrileşmiş ticaret merkezi' olduğuna dair bulgulara ulaşıldı

Kesilen ağaçtan bir anda kan akmaya başladı!