• $8,1246
  • €9,7086
  • 455.239
  • 1378.37
19 Temmuz 2015 Pazar

Bir de elini taşın altına koysa

Emin Pazarcı
Emin Pazarcı
YAZARIN SAYFASI

YILLARDIR bir şikayettir gidiyor. Devlet Bahçeli, TBMM’de her salı günü grup toplantısında kürsüye çıkıyor, İktidara verip veriştiriyor…

“Çözüm” için “çözülme” diyor. “İhanet” suçlamaları yapıyor. Kavgada bile söylenmeyecek son derece ağır sözleri peş peşe sıralıyor.
Koalisyon görüşmelerinde de durum farksız. Yine MHP’nin dilinde aynı söylemler var. “Çözüm Süreci” yüzünden kapılar herkese sonuna kadar kapatılmış durumda. Dozu biraz azaltılmış da olsa söylemler dünkünden farksız.
Buna da “tutarlılık” adı veriliyor.
İyi, güzel, eyvallah… MHP tutarlı gidiyor! Tutarlı davranıyor da ne diyor, ne istiyor? Her fırsatta Türkiye’nin bir numaralı meselesi olarak gördüğünü ortaya koyduğu bu konuda kendisinin “çözüm” planı ne?
Var mı?
Yok… Olmadığını da Devlet Bahçeli’nin kendisi bizzat söyledi. 2008 Yılı’nda Sheraton Otel’de düzenlediği yıllık basın toplantısında “Var mı sizin bir çözümünüz?” sorusuna aynen şu cevabı verdi:
-Bu konuda çözüm üretecek yer TBMM’dir. Çözümü başlatacak olan yer de siyasi iktidardır.
Yetmedi, bitmedi, bir de çağrı yaptı:
-İktidar, anayasa değişikliği başta olmak üzere neler yapılması gerekiyorsa teklifini sunmalı, diğer siyasi partiler de bu çözüme katkı sağlayacak anlayışlarını ortaya koymalıdır.
Sonrası malum…
İktidar “çözüm” için adım attı. O gün bu gündür bir “ihanet” söylemidir devam edip gidiyor…
Bu mu tutarlılık?

“Milliyetçilik” ve “Ülke sevdası” denildiğinde mangalda kül bırakılmıyor, ama ülkenin en önemli sorunu hakkında ortada bir görüş ve çözüm arayışı yok.
Oysa, ülke bütünlüğü en çok milliyetçilerin sorunu olmalı! Eğer ortada ciddi bir sorun varsa, çözüm bulmak için en çok milliyetçiler kafa yormalı!
Olmuyor işte, hamasi nutuklar sonuç vermiyor. Tam tersine sorunu daha da büyütüyor. Ayrılıkları çok daha derinleştiriyor.
Eğer, her fırsatta dile getirilen “Kandil’i vurmak” ise çözüm; o da çok denendi. Hatta Kandil’e bile girildi. Ama hep geçici sonuçlar verdi.
Demek ki, başka yolların denenmesi gerekiyor. 2008’deki açıklamasına bakılırsa, Bahçeli de durumun farkında.
Farkında, ama sadece o kadar!

Çok önemli bir nokta daha var…
PKK, Kandil ve HDP’ye karşı en sert mesajları veren MHP. Ama, bugün bölücü terörün en önemli hedefi MHP değil, Ak Parti!
Kandil, MHP’yi değil, Ak Parti’ye tehdit ediyor. Oradan yapılan açıklamalarda oklar Bahçeli’ye değil, Davutoğlu ve Erdoğan’a yöneliyor. En çok da Cumhurbaşkanı hedef alınıyor.
Çünkü, bölgede karşılarına çıkan tek bir MHP’li yok. Ayrıca, Türkiye genelinde MHP’yi değil, Ak Parti’yi kendilerine engel olarak görüyorlar. Unutmadan bir de Hüda-Par’ı ekleyelim.
Garip değil mi, sizce de? Bahçeli’nin açıklamaları bir yana, karşımızda duran fotoğraftaki gerçek bu!

Yine Devlet Bahçeli 2008’de yaptığı o toplantıda Türkiye’de etnik sorunun ve mezhep tartışmalarının giderek derinleştiği tespitini yapmıştı. Devam edip, soruna Meclis’te çözüm aranması gereğinin altını çizmişti.
Peki, o günden bu yana ne yaptı? Çözüm için koydu mu elini taşın altına?
Hadi diyelim ki bunun için fırsat doğmadı. Ama bugün o fırsat MHP’nin ayağına kadar geldi. Bahçeli de “Biz yokuz” diyerek, MHP’yi yine sorumluluk alanının dışına itti. Yetmedi, Ak Parti’ye HDP ile koalisyon kurmayı teklif etti. Hem de bugüne kadar yüzlerce, binlerce defa “bölücülüğün odağı” olduğunu söylediği HDP ile!
Bu mudur tutarlılık, bu mudur milliyetçilik?

<p>Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Özlem Esen Koronavirüs'ün kalp rahatsızlığı olanlar üzerindeki etkis

Koronavirüs Kalp Krizine Yol Açar Mı?

Güvenliğin dikkati, hayatını kurtardı

Polisin ikna çalışması sonucu teslim olan terörist ailesiyle buluşturuldu

Osmanlı döneminde padişahların iftar sofralarını süsleyen yemekler