• $13,4584
  • €15,3333
  • 770.654
  • 1857.4
17 Ocak 2016 Pazar

Bin akademisyen bir Ömer etmez

Bu güne kadar hangi hayırlı işi yaptılar? Nereye bir çivi çaktılar? Bırakın ülkeyi, kime hangi faydaları dokundu?
Bilen varsa anlatsın, öğrenelim!

Çünkü, ben hiç duymadım da görmedim de… Bunlar hakkında bütün bildiğim, dün yaptıklarının da bugünkünden pek farklı olmadığı. Büyük bölümünü tanıyorum, adeta fırsat kolluyorlar. Bulduklarında da hep aynı tavrı sergiliyorlar.
“Barış” maskesinin arkasına sığınıp, teröre omuz veren ve terör destekçiliği yapan o bin kusur “akademisyenden” bahsediyorum. Bugün onlara Ömer Dik’i anlatacağım. Kim bilir, belki okuyunca yaptıklarından utanırlar.
Tanımıyorum kendisini. Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Özdağ’dan dinledim Ömer Dik’i. İsminin başında dikkat çekici herhangi bir sıfat yok. Sade vatandaş, herhangi biri O.

Tek özelliği bu toprakların insanı olması. Yani, o “akademisyenlere” hiç benzemiyor. Bedeni gibi ruhu da bu topraklara ait.

Kısa bir süre önce Selçuk Özdağ ile irtibata geçiyor. “Benim 51 tane koyunum var, Suriye’deki Türkmenlere adadım, gelin alın” diyor.

Özdağ, önce kendisini zengin bir hayırsever sanıyor. Sonra çarpıcı gerçekler birer birer ortaya çıkmaya başlıyor…
* Ömer Dink, Hatay’da köyde yaşayan herhangi bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı.
* Sahip olduğu bütün servet, o 51 tane koyun.
* Aylık 900 lira maaşı var, onunla geçinmeye çalışıyor.
* Üstüne üstlük, 3 tane çocuğa bakıyor.
Önce, bir anlık heyecana kapılarak o bağışı yaptığı düşünülüyor. Sonra bakılıyor ki son derece kararlı.
Vazgeçirilmeye çalışılıyor. Kendisine, “Biz zaten gerekli yardımları yapıyoruz. Koyunlarını vermene gerek yok” deniliyor.
Ama, O üsteliyor:

-Geliyor musunuz, koyunları alıyor musunuz? Götürüp Türkmen kardeşlerime veriyor musunuz?

Konu, Başbakan Davutoğlu’na iletiliyor, gerçek bir Anadolu insanı olan o adam Davutoğlu’nun da ilgilisi çekiyor.
Hem Ömer Dik’i mutlu edecek, hem de sıkıntıya sokmayacak formülü Başbakan Davutoğlu buluyor. Selçuk Özdağ’a, koyunların bedeli olan 24 bin lirayı uzatıyor:

-Koyunları alın, yerine ulaştırın. Ama bir şekilde bu parayı da kendisine verin.
Özdağ, Hatay’a gidiyor. Ömer Dik’i buluyor. Koyunlar kendisinden alınıyor. Yayladağ’da sınırın sıfır noktasında Yamadi Köyü’ndeki Türkmenlere teslim ediliyor.
Ama parayı vermek o kadar kolay olmuyor…
Ömer Dik direniyor, “hayır” diyor:
-Ben koyunları bunun için size vermedim.
Ardından da “bakın” diyerek, profesör, doçent ve diğer unvanlılardan oluşan o güruha ders olabilecek sözler söylüyor:
-Ben devletsizlik nedir bilirim. Türkmenlerin halinden anlarım. Benim başımda devletim var. Onlardan çok, çok zenginim. Ayrıca, o koyunlara benden çok şu anda kardeşlerimin ihtiyacı var.

Aradaki farkı görüyor musunuz? Biri devletsizliğin ve devlet otoritesinin kaybolmasının ne büyük acı olacağından bahsederken, diğerleri kamu güvenliğini sağlamaya çalışan devlete sövüyor! O sözde “hocalar topluluğunun” başına köylü Ömer’i hoca olarak koymak lazım!

Gece Diyarbakır Sur’daki dehşetin içinden çıkıp, kurtulma şansını bulan bir vatandaşla irtibata geçtim. Çatışmaların tam merkezi olan Hasırlı Mahallesi’nde oturuyormuş. Saldırganlar için “Şiveleri bizden farklı, aynı Kürtçeyi konuşmuyoruz” dedi:

-Bizim bölgenin insanları değiller. Dışarıdan, bence Suriye’den gelmişler.
İşte, isimlerinin başında “akademisyen” unvanı bulunan güruh bunlara sahip çıkıyor. Elleri silahlı ve çoğu yabancı olan bu terörist unsurların yanında yer alıp, kendi devletini “katliam yapmakla” suçlayabiliyor.

Sözün bittiği yer burasıdır!

Adları ve unvanları ne olursa olsun, o güruh içinde yer alanlar terör destekçisidir. Kendilerine üzülecekleri bir haber vereyim: Sur’dan kaçıp canını kurtaran vatandaşın verdiği bilgiye bakılırsa, sizinkiler kötü sıkışmışlar. Sergilediğiniz rezillik de işe yaramadı. Haberiniz olsun.

<p> </p>

Ali Babacan casusluktan tutuklanan Metin Gürcan'ı nasıl savundu?

Harran Sarayı'nın 9 asırlık salonu gün yüzüne çıkarıldı

2. el dükkanından aldı servet sahibi oldu

Kolanın daha önce duymadığınız 8 farklı kullanım alanı