• $13,7194
  • €15,5684
  • 786.53
  • 1910.41
14 Nisan 2014 Pazartesi

AYM'nin sakladığı gerçek

Günlerdir Anayasa Mahkemesi’nin verdiği kararları tartışıyoruz. “Ne, neden ve niçin” sorularına cevap bulmaya çalışıyoruz.
Bunun için biraz gerilere gitmemiz gerekiyor…
Anayasa Mahkemesi, 2010 Yılı’nda resmi internet sitesinde bir değerlendirme yapmıştı. Anayasa çerçevesinde kendi durumunu nasıl gördüğünü ortaya koymuştu. 1982 Anayasası’ndaki “Türk Milleti, egemenliğini Anayasa’nın koyduğu esaslara göre yetkili organlar tarafından kullanır” ifadesinden üç ayrı sonuç çıkarmıştı:

-TBMM, ulus adına egemenliği kullanan tek organ olmaktan çıkmıştır.

-Özellikle Anayasa Mahkemesi, Parlamento’nun çıkardığı yasaların Anayasa’ya uygunluğunu denetlemesi nedeniyle, egemenliğin uygulanmasında önemli bir paya sahiptir.

-Anayasa Mahkemesi’nin, siyasi kurumların, özellikle Parlamento’nun yetkilerini kötüye kullanması durumunda bir denge oluşturacağı ve bunu engelleyeceği düşünülmüştür.
Bu ifadelerin üzerinde düşünmeye ve yorum yapmaya gerek var mı? Her şey çok açık ve net: Anayasa Mahkemesi, kendisini egemenliğe ortak olarak görüyor. Meclis’e, “Egemenliği tek başına kullanamazsın, ben de buradayım” diyor.

Yetmiyor, “Parlamento’nun yetkilerini kötüye kullanabileceğinden” bahsedebiliyor; “Ben bunu önlemek için varım” görüşünü ortaya koyabiliyor.

Bugün, yukarıdaki ifadeler Anayasa Mahkemesi’nin resmi internet sitesinden kaldırılmış durumda. Belli ki tepki çekeceği düşünülmüş, tartışmalara yol açmak istenmemiş. Ama ne değişir, ne fark eder? Haşim Kılıç, o gün de Anayasa Mahkemesi’nin başındaydı, bugün de! İnternet sitesinde yer almasa da dünkü o bakış açısı bugün de devam ediyor.

***

Şimdi, “egemenliğe ortaklık” düşüncesinin üzerine bir de “yargının siyasallaşmasını” koyun. Varın olabilecekleri siz düşünün!
Geçmişte de örneklerini yaşadık. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, “Anayasa Mahkemesi, anayasa değişikliklerini sadece şekil bakımından inceler ve denetler” diyor. Hüküm net ve oldukça açık. Ama Anayasa Mahkemesi esasa da girip inceleme yapabiliyor!
Twitter olayında gördüğümüz gibi iç hukuk yolları tüketilmeden kararlar verebiliyor.
HSYK düzenlemesinde olduğu gibi alelacele gündem değiştirmesi yapıp harekete geçebiliyor.
Kesin olan YSK kararlarına karşı bireysel başvuru dahi kabul edebiliyor.
Böylece “hukuku uygulamış” oluyor!
İtiraz edemezsiniz. Çünkü böyle bir merci yok. Anayasa Mahkemesi kararlarına uymak ve uygulamak zorundasınız.

***

Sistemin yanlışlıklarını ve sakat taraflarını bir yana bırakalım. Seçimler yapılıyor, Parlamento’yu halk seçiyor. Milletvekilleri, bu milletin oyları ile Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne giriyor.
Niye mi?
Halkın beklentilerini yerine getirmek için. Meclis’te milletin ihtiyaçlarına uygun düzenlemeler yapmak için.
TBMM Genel Kurul Salonu’nda da o yüzden Atatürk’ün “Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir” sözleri yer alıyor.

Anayasa Mahkemesi’nin üyeleri ise, seçilmiş insanlardan değil, atanmışlardan oluşuyor. Ama zaman zaman seçilmişlerin önüne dikiliyor:
-Hayır, izin vermiyorum, yapamazsın…
Şimdi karşıma geçip “Hukuk, mukuk” gibi sözler etmeyin. Görüyoruz, yaşıyoruz, neyin ne olduğunu da iyi kötü biliyoruz.
İşte sıkıntı burada!
Biz, seçtiğimiz insanları beğenmezsek, sandığa gidip hesap sorabiliyoruz. Değiştirip yerlerine yenilerini getirebiliyoruz. Peki, atanmışlara hesap sorabilmek mümkün mü? Bir kere seçildiler mi tamam. Üyelik hakkını kazandıktan sonra yerlerinden kaldırabilmenin imkanı yok.
Bizdeki sorunlar günlük değil, sistemsel!
Türkiye böyle bir tablo içindeyken, Cumhuriyetin kurulduğu günden bu yana TBMM’nin Genel Kurul Salonu’nda “Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir” yazısı duruyor. Ama öyle olmuyor işte!

<p>Haber: Ayşe Gültekin </p><p>'İSTANBUL BİR OKULSA BEYOĞLU BUNUN MERKEZİ' </p><p>Beyo

Kültür ve sanatın kalbi Beyoğlu

UNESCO'nun geçici listesindeki Yesemek'te 15 heykel gün yüzüne çıkarıldı

Cumhurbaşkanı Erdoğan Siirt'te toplu açılış törenine katıldı

Ürdün'ün Salt kentindeki müze dünyanın en küçük Kuran-ı Kerim'ine ev sahipliği yapıyor