• $9,6153
  • €11,2367
  • 553.564
  • 1479.93
28 Ağustos 2015 Cuma

Albayın oğlu iyi dayandı

12 Eylül 1980 darbesinin ardından bütün siyasi hareketler dağılmıştı. Başbakan Davutoğlu’nun bakanlık teklif ettiği Tuğrul Türkeş, ülkücüleri toparlamaya çalışıyordu. Ramiz Ongun “kaçaklar” arasındaydı. Bu iki isme karşı kongre kazanıp 1997’de MHP Genel Başkanlığı koltuğuna oturan Devlet Bahçeli ise rahattı. Hakkında hiçbir işlem yapılmadı, herhangi bir bedel ödemedi.

İlginçtir, darbe döneminde 1 yıl Türkiye’de, 7,5 sene de Almanya’da kaçak yaşayan Ramiz Ongun MHP’den ihraç edildi. Sıkıntıdaki ülkücüler ve yayın organları için finansman sağlayıp hareketi ayakta tutmaya çalışan Tuğrul Türkeş, Bahçeli’nin çevresi tarafından “tükürük hokkası” haline getirildi. Devlet Bey ise Genel Başkanlık Koltuğunda oturuyor.
Devlet Bahçeli’nin MHP Genel Başkanlığına seçildiği Kasım 1997 kongresinin yapıldığı gün yine Akşam Gazetesi’nde aynen şu satırları yazmıştım:
“Türkiye’de bir iktidar değişikliği oldu, yer yerinden oynadı, MHP ortalıkta yoktu. 8 yıllık Temel Eğitim konusunda kamuoyuna ne mesaj verildiği anlaşılamadı. MHP yönetiminden zıt açıklamalar yapıldı. Türk-Yunan gerginliği konusunda sessiz kaldı. AB ile ilgili tartışmalar sürerken MHP’de suskunluk hakimdi. MHP’nin dokunulmazlar konusunda ne düşündüğünü bilen yok. MHP, Devlet Bahçeli’nin 4,5 aylık Genel Başkanlığı süresince kamuoyuna hiçbir mesaj veremedi. Üstüne üstlük ülkücülere ‘çete’ denildi, MHP yine sessiz kaldı. ANAP ve DYP’deki milliyetçilerin sesi MHP’den fazla çıktı.”
Ardından da “Devlet Bahçeli ve ekibi başarılı olamadı” demiştim:
“MHP’de yönetimin değişmesi gerekli.”
Ben tarihe not düştüm o yazı ile! Ama olmadı, yönetim değişmedi ve bu günlere gelindi.
Bu süre içinde Devlet Bahçeli koltuğunu daha da sağlamlaştırdı. Bu amaçla tüzük değişiklikleri gerçekleştirildi. Parti içinde sesini yükselten “olmuyor” diyen, farklı tavır sergileyen kim varsa ihraç edildi.
* * *
Bahçeli döneminde bir başka adım daha atıldı…
MHP, Alparslan Türkeş’li yıllardakinden çok farklı bir kulvara doğru yönlendirildi. Türkeş’in büyük önem verdiği Erciyes Zafer Kurultayı iptal edildi. Yine Türkeş’in bir vasiyeti olan ve her sene toplanan Türk Devlet ve Toplulukları Kurultayı unutuldu, hatta engellendi. Doktrin bile reddedildi. Alparslan Türkeş’in “olmazsa olmazları” arasındaki Başkanlık Sistemi’ne karşı bir tavır geliştirildi. O’nun Temel Görüşler Kitabı’ndan Başkanlık Sistemi çıkarıldı.
Şimdi sıkı durun, Alparslan Türkeş’in kızı ve Tuğrul Türkeş’in üvey kardeşi Ayyüce Türkeş, MHP’nin DSP ve ANAP ile kurduğu koalisyon hükümeti döneminde iş bulamadı!
MHP’de o kadar çok çelişki var ki…
Bir yandan “milliyetçilik” nutukları atıldı, “HDP ile aynı fotoğraf karesi içine girmemiz mümkün değil” denildi. Öbür taraftan izlenilen politikalarla HDP, hatta PKK ile aynı noktada buluşuldu. Bugün milli bir duruş sergileyen Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na karşı adeta birbirleriyle yarış halindeler.
Bir yarbay askerlik görevi ile bağdaşmayan ve Cumhurbaşkanı’nı hedef alan açıklamalar yapıyor. O isme HDP ve PKK ile birlikte MHP de sahip çıkıyor.
Bütün bunları bizim gördüğümüz gibi MHP tabanı da görüyor ve yaşıyor. Yıldırım Tuğrul Türkeş’in, Başbakan Davutoğlu’ndan gelen bakanlık teklifine “evet” cevabını vermesini bu çerçevede değerlendirmek lazım.
Tuğrul Türkeş yine iyi dayandı!
* * *
Şimdi MHP’de yer alan, ama MHP ve ülkücülük geçmişi olmayan bir takım isimler, Tuğrul Türkeş’e hakaretler yağdırıyorlar:
-Hain; kalıbının adamı, babasının oğlu değilmiş…
Oysa tam tersi, Tuğrul Türkeş bu tavırla Alparslan Türkeş’in oğlu olduğunu ispat etti. Bugün Alparslan Türkeş de yaşıyor olsaydı, aynı tavrı gösterirdi. Üstelik bunun onlarca örneği var!
Ramiz Ongun, 1997 kongresinde kendisini konuşturmamak için kürsünün önüne birikip slogan atan destekçileri için Devlet Bahçeli’ye dönüp ne demişti:
-Ben olsam bu gençlere adaylara göre slogan değil, inançlarımıza göre slogan attırırdım.
İşte o günden bu yana MHP’nin sıkıntısı budur!
Şartlara göre slogan üretip kişiye göre bir milliyetçilik anlayışı geliştirmekle, bağırıp çağırmakla, “yanlışlar var” diyen herkese “şerefsizler” diye hakaret etmekle, onu bunu ihraç etmekle olmuyor. İşte her seferinde bir yerlerden patlaklar veriyor!

<p class='MsoNormal'>Fatih'te arıza yapan İETT otobüsü, vatandaşlar tarafından  yaklaşık 300 metre i

İETT otobüsü arızalanınca 300 metre itildi

Nesli tehlike altındaki şah kartal, Ankara'da tüfekle vuruldu

Tavşanlı Höyük'te bölgenin 'endüstrileşmiş ticaret merkezi' olduğuna dair bulgulara ulaşıldı

Kesilen ağaçtan bir anda kan akmaya başladı!