• $13,4584
  • €15,3333
  • 770.654
  • 1857.4
16 Eylül 2013 Pazartesi

Abdullah Öcalan’a büyük kazık

İlk günden itibaren verdikleri sözü yerine getirmediler. Çekilme sürecini bir “aldatmaca sürecine” dönüştürdüler. Terörün silahlı ve siyasi uzantıları, hep “Devlet barış değil, savaş istiyor” diye bağırıp çağırdılar… 
Sonunda “çekilmeyi durdurduklarını” açıkladılar. 
Oysa ne demişti geçtiğimiz Nevruz’da Abdullah Öcalan: 
-Artık, silahlar sussun, fikirler ve siyaset konuşsun noktasına geldik. Silahlı unsurlarımızın sınır ötesine çekilmesi aşamasına gelinmiştir. 
Peki PKK ne yaptı? 
Göstermelik çekilme oyunları sergiledi. “Silahsız çözüm” fikrine hiç inanmadı. Tam tersine yine silahla sonuç almaya çalıştı. 
Dün, AKŞAM’da yer alan BDP Bitlis Milletvekili Hüsamettin Zenderlioğlu’nun sözleri de bunun bir göstergesi. Bitlis’teki kalekol inşaatına sabotaj ve işçilerin kaçırılmasıyla ilgili olarak şu söylediklerine bakın: 
-PKK, o işçileri defalarca uyardı. Bize ölüm tuzağı hazırlamayın, dedi. Kimse kalekol inşaatında çalışmamalı. Gitsinler domates satsınlar. 
Öcalan, “silahlar değil, fikirler konuşsun” diyor. Bunlar, hâlâ silahlı eylemleri savunuyor. PKK bölge halkına silah doğrultuyor. Nerede çalışacağına, ekmeğini nasıl kazanacağına bile karışıyor. 
Öcalan “silahsız çözüm” derken, bunlar terörle mücadele için kurulan karakollara saldırarak, silah bırakmaya hiçbir şekilde hazır olmadıklarını ortaya koyuyor. 
- - -
Her şey apaçık ortada: PKK, KCK ve BDP cephesinde demokratikleşmeye ve ileride silah bırakmaya yönelik bir emare yok. Elde silah bekliyorlar. Dün hangi konumdaysalar, bugün de aynı noktadalar. Son dönemde yaygın şiddet eylemlerine girişmiyorlar ama yine şiddeti metot olarak kullanıyorlar. 
Silah tehdidiyle adam kaçırıyorlar. Silahlı eğitim vermek için gençleri dağa çıkarıyorlar. Şantiye basıyorlar, sabotaj eylemleri düzenliyorlar. Halkı silahla tehdit edip bunu bir marifetmiş gibi açıklıyorlar. 
Terör cephesinde dün yapı neyse bugün de o. Zihniyet aynı. Söylemler yine “savaş” üzerine. PKK ve KCK açıklamalarının tamamında “silah” ve “tehdit” var. 
Öcalan, “silahlar değil fikir ve siyaset konuşsun” diyor, demesine de… 
PKK da KCK da hatta BDP de buna hazır görünmüyor. Fikir ve siyasetin sonuç üretebilmesi için tarafların buna inanması gerekiyor. 
- - -
Şimdi “Acaba Abdullah Öcalan buna inanıyor mu?” sorusu sorulabilir. 
İnansa ne olur, inanmasa ne fark eder? Süreci devam ettirmeye Öcalan’ın eli mahkûm. İşi bu noktaya getirdikten sonra farklı davranamaz. Konumu itibarıyla tersi bir tavır takınamaz. 
Terör devam ederse, Öcalan’ın kazanabileceği hiçbir siyasi sonuç yok. Ancak, silahlar bırakılır, demokratikleşme yolunda önemli adımlar atılabilirse, Öcalan bazı beklentiler ve hayaller içine girebilir. 
Zaten başından beri de buna oynuyor. Terör örgütü ise, izlediği politikayla Öcalan’ın bu beklentilerini baltalıyor! 
Ama Öcalan hâlâ güçlü… 
İzlediği politikayla terör örgütü O’nu ilahlaştırdı. Öcalan’da olmayan sıfatlar, terör örgütü eliyle kendisine atfedildi. Alabildiğine şişirildi, alabildiğine büyütüldü. 
PKK tabanı üzerinde tartışılamaz, önemli bir figür haline getirildi. Geçtiğimiz günlerde hep birlikte yaşadık; Öcalan’ın doğduğu eve giden insanlar duvarlarını öptüler; bahçesinden toprak alarak götürdüler. 
Kabul etsek de etmesek de Öcalan, sürecin önemli bir aktörü! 
Bitmedi, terör örgütünün önünde önemli bir handikap daha var. Bölge halkı terörden bıkmış ve yorulmuş durumda. Artık silahların gölgesinde yaşamak istemiyor. Bu yüzden o bölgelerde sürece verilen destek tavan yapıyor. 
Tablo son derece net: Terör cephesinin önündeki tek engel Türkiye Cumhuriyeti Devleti değil. Karşısında bölge halkı ve Öcalan sıkıntısı da var. Son günlerde sergilediği taktik oyunlar ve ajitasyonlar biraz da o tarafa yönelik! 

<p> </p>

Ali Babacan casusluktan tutuklanan Metin Gürcan'ı nasıl savundu?

Harran Sarayı'nın 9 asırlık salonu gün yüzüne çıkarıldı

2. el dükkanından aldı servet sahibi oldu

Kolanın daha önce duymadığınız 8 farklı kullanım alanı