• $9,5973
  • €11,1679
  • 556.247
  • 1492.93
4 Ocak 2014 Cumartesi

“Orduya kumpasın” TSK ayağı

Türkiye’de baş döndürücü ve ilginç gelişmeler yaşanıyor. 17 Aralık Operasyonu’nun ardından tartışmalar “Milli Orduya Kumpas Kuruldu” noktasına kadar geldi. Genelkurmay Başkanlığı da bunun sonucunda bir suç duyurusunda bulundu. Genelkurmay Başkanlığı Adli Müşavirliği’nin suç duyurusunun içinde oldukça çarpıcı iddialar var…
Sahtecilik yapıldığından, delil üretildiğinden, savcıların delilleri kararttığından, hakimlerin adil yargılama yapmadığından, polislerin görev suçu işlediğinden, bilirkişilerin de yönlendirildiğinden bahsediliyor.
Doğru mu bütün bunlar?
Bilemem; ancak bu iddialar uzun süredir dile getiriliyordu, Genelkurmay’ın yaptığı suç duyurusuyla resmiyete büründü. Şimdi, savcılar tarafından soruşturulacak, sonuçta bir karar ortaya çıkacak.
Tabii, soruşturmanın nasıl ve ne şekilde yapılacağı da önemli. Çünkü iddialar bu kadarla sınırlı değil. Daha neler var neler…
Deniliyor ki:
Türkiye’deki birtakım derin yapılar Silahlı Kuvvetler’in içine de sızmış durumda. Yıllardır bu yönde sistemli ve gizli bir çalışma yürütülüyor. Bu çalışmalar sonunda Kuleli Askeri Lisesi’ne girip, oradan tepe noktalara kadar gelmiş bazı TSK mensupları var.
Hatta isimler bile veriliyor. Hem de albay ve general seviyesinde. Asıl önemli ve ciddi iddia şu:
Milli Ordu’ya kumpas kuranlar, onlardan da destek aldılar.”
***
Üstelik bu iddiaları ortaya atanlar, oldukça önemli isimler. Kimler mi? Bugün cezaevlerinde bulunan üst rütbeli Ergenekon ve Balyoz Davası sanıkları. Son derece ciddi iddia ve suçlamaları var.
İçeriden vurulduklarını düşünüyorlar. Suçlanmalarına sebep olan raporların ve belgelerin silah arkadaşları tarafından belli merkezlere ve mahkemelere servis edildiğini ileri sürüyorlar.
Söylenenler ne kadar ciddidir bilemem…
Ama onlar son derece iddialılar.
Eğer ciddi bir soruşturma yapılacaksa, bu iddiaları da araştırmak gerekli. Bu yönde bir adım atılır ve kendileriyle irtibat kurulursa isim bile verecekler. Çünkü o isimleri kendilerini ziyaret eden arkadaşlarına uzun süreden beri açıktan söylüyorlar. “Devlet içindeki paralel yapı TSK’ya da sızdı” diyorlar.
Sanıyorum soruşturmayı yürüten savcılar bu konuya da eğilecekler.

Ya silah çıksaydı
Uzun süredir yazıyor çiziyor ve iddia ediyorum. Türkiye üzerinde çok büyük bir oyun oynanıyor. Bu ülkeyi sıkıntıya sokmak, istikrarsızlaştırmak ve geriletmek için atak üzerine atak yapılıyor.
Dışarıdan yapılan bu ataklarla birlikte, içeride de gerçekten garip ve anlaşılmaz olaylar yaşanıyor.
Hatay’da bir gelişme oldu. Adana Özel Yetkili Savcılığı, Suriye’ye giden bir Türk TIR’ında arama yapmak istedi. Hem de valinin ve istihbarat birimlerinin “Bizim kontrolümüzde” bilgisini vermesine rağmen!
Savcı bastırdı, ilgili birimler de “devlet sırrı” dedi. Sonunda TIR geçti, gitti.
Nihayet, TIR’ın yükünün Suriye’deki Türkmenlere giden yardım malzemesi olduğu ortaya çıktı.
Peki ya başka bir gelişme yaşansaydı? Arama yapılsa ve TIR’da gerçekten silah olduğu tespit edilse ne olacaktı? “Ben bu TIR’ı arayacağım” diyen savcılık makamı, kendisini büyük bir icraatın altına imza atmış mı sayacaktı?
Sahi ne olacaktı?..
Sonrasında neler ve hangi gelişmeler yaşanacaktı?
Neler olacağını tahmin etmek için müneccim olmaya gerek yok: Bu ülke ve ülkeyi idare edenler, uluslararası arenada “Suriye’ye silah sevkıyatı yapıyor” olarak tescillenecekti. Hem de kendi içindeki bir kurum aracılığıyla.
Ondan sonra Türkiye’nin gireceği sıkıntıyı ve ortaya çıkacak vahim gelişmeleri varın siz düşünün!
Dedim ya, gerçekten garip, anlaşılmaz ve izahı mümkün olmayan olaylar yaşıyoruz. Akıl alır gibi değil!

<p>Yeşilçam'ın usta ismi Hülya Koçyiğit, 1963 yılında henüz 16 yaşındayken Susuz Yaz adlı filmle bey

Hülya Koçyiğit bilinmeyenlerini anlattı

Yer siyah gök beyaz! İşte Beşiktaş'ın Galatasaray galibiyetinden en özel kareler

Düzce'nin 1830 rakımlı Kardüz Yaylası'na kar yağdı

Az bilinen tarihi fotoğraflar ve hikayeleri