• $7,481
  • €9,0909
  • 442.397
  • 1565.01
14 Mayıs 2011 Cumartesi

Yaşasın Ajda tasarımları ve Türkan Sultan tişörtleri

ABD'de oyuncular müthiş paralar kazanıyorlar; henüz 9 yaşındayken dünyanın en zenginleri listesine giren Mary Kate ve Ashley Olsen kardeşler, oyuncukla değil makyaj malzemelerinden kılık-kıyafetlere kadar yaptıkları tasarımlarla paraya para demiyorlar.

ABD'de bir şekilde ünlü olan herkes eğer ticari zekası varsa büyük para kazanıyor; dünyanın en zenginleri listesinde yer alan Mary Kate ve Ashley Olsen'ı seyirci 'Full House'dan hatırlayabilir hayal meyal. Henüz  9 aylıkken dizide oynamaya başlayan ikizler, 9 yaşlarına geldiklerinde kendi prodüksiyon şirketlerini kurmuşlardı. Kişisel servetleri 200'er milyon doları geçen Olsen'ler (bu yazıdan sonra vergi memurları gidermiş ziyarete!) 1986 doğumlular.
Durup dururken Olsen Kardeşler'den bahsetme sebebim aslında Ajda Pekkan; nihayet modaya el attı ve nihayet kendine hayran bıraktıran zevkini Twist markasıyla sevenleriyle paylaşmaya karar verdi. Hemen ardından da Koton nefis bir hamle yaparak Türkan Şoray baskılı tişörtlerini satışa sundu.
Hep isterdim üzerinde Türkan Şoray'ın sadece gözlerinin veya onun 'Tamba Tumba' şarkısını söylediği filmdeki sahnesinden bir karenin yer aldığı bir tişört.
Superman tişörtlerini bayılarak giydik ama hiç birimizin Cüneyt Arkın tişörtü olmadı. Peki, olsaydı Cüneyt Arkın, Türkan Şoray veya bu tarz işlere el atan bir oyuncu milyar dolarlar kazanabilir miydi? Sanmam, bizde işler bizim kurallarla yürüyor, telif hakları malum, korsanlar çoktan ele geçirmiş memleketi; tezgahlara düşüverir kalitesiz penyelere basılan ucuz taklitleri.
Ajda Pekkan, bana kalırsa çoktan kendi parfümü de çıkartmalıydı, güzellik ürünleri olmalıydı kendi adıyla satılan, herhangi bir markanın sözcüsü olmasından bahsetmiyorum.
ABD'de aklınıza kim geliyorsa, Elizabeth Taylor'dan Farah Fawcett'a, Kim Kardashian'dan Sarah Jessica Parker'a, Jennifer Lopez'den Jennifer Aniston'a, Beyonce'dan Victoria Beckham'a kendini pazarlamayan/ pazarlatmayan yok!
İstiyorum ki, güzellikleri ve yetenekleriyle dünyaya kafa tutmak yerine kalplerinin sesini dinleyerek memlekette kalmayı seçen starlarımız, en azından tasarımlarına attıkları imzalarla büyük paralar kazansınlar. Sinemamızın dört yapraklı yoncası Filiz Akın, Fatma Girik, Hülya Koçyiğit ve Türkan Şoray baskılı bir tişörtü, 'Charlie'nin Melekleri' basklı tişörte tercih etmez misiniz? Ben ederim...
Hepimiz dört yapraklı yoncayız neticede.
NOT: Erkek giyim markalarından Cüneyt Arkın ve Tarık Akan baskılı tasarımlar beklemekteyim; bilgileri olsun. Yok, neden erkek dedim ki, kadın markaları yapsın, üzerinde Tarık Akan olan tişörtler; Akan gelmiş geçmiş en yakışıklı erkek değil mi? Kıvanç da kim?

Beyazıt Öztürk; to be or not to be?
Eskiden çok eskiden 'her' cuma, daha yakın eskiden 'ara sıra' cuma, yakın zamanda denk düşerse 'bazı' Cuma ve son aylarda 'kırk yılda bir' cuma şeklinde seyretmekteyim Beyaz Show'u. Eş-dost, herkes aynı şeyi söylüyor, bir yandan Beyazıt Öztürk kendi programını yapmaya devam etmeli, elin gavurundan ne eksiği var diyorum, bir yandan da seyredilmeme sebeplerini düşünüyorum. Geçen cuma Karem Abdul Cabbar için özellikle seyrettim, Beyazıt Öztürk'ün bir kelime bile İngilizce konuşamaması veya konuşmaması dikkatimi çekti. Merhaba, nasılsın, yine bekleriz gibi bir-iki cümle bile edemez miydi? Yeni jenerasyonun, gençlerin bu kadar sıkı takip ettiği, okullara, panellere davet edilen, işin üstadı olmuş ve artık orta yaşlarına gelmiş bir usta televizyoncu, sular seller gibi İngilizce konuşmalı bana kalırsa. Bu hatayı hepimiz yapıyoruz, sürekli erteleme durumundayız ama devir başka artık, gençlerle kalmak için bedenen de kafaca da genç kalmamız lazım. Devir artık o çok eskide kalan cumaların devri değil.

HAFTALIK
- Magazin diline dilim dönmüyor. Biliyorsunuz zaten; Ayşe Özyılmazel nefis şarkılar yazıyor, nefis yorumluyor, bir de nefis pozlar veriyor. Güzeldi daha güzel oldu, zamanla vücudunu daha iyi kullanmayı öğrendi, kamera karşısına da slip tarzı minicik bir şort giyerek geçmekten çekinmedi. Geçenlerde şarkı söylerken çektikleri bir fotoğrafın altına 'Ayşe'den şaşırtan frikik' başlığı atmışlar, magazincilerin bambaşka bir dili ve anlayışı var artık öğrendik. Ben mantığa takılıyorum, Ayşe zaten kısa bir etek giymiş, etek bol kesim ve bu tarz eteklerle giyilen, şort tarzı bir çamaşır var içinde. Albümü için çekilen fotoğraflarda bir kedi kız veya rahibe imajı çizmiş değil ki, mini etekli fotoğrafın altına 'frikik' yazıyorsunuz! Bir de o açıdan çekmek acaba fotoğrafçıyı daha usta mı kılıyor bilemedim. Magazin diline benim dilim dönmüyor, işte bunu bildim.
- Caroline ile yatıp Caroline ile kalkan ülkenin, diziyi bir kere bile seyretmemiş hain evladı olarak hemen belirtmek isterim ki; Caroline kimdir ve dizide ne iş yapar biliyorum. Wilma Elles'i görüntülemişler ve bu fotoğrafın altına, makyajsız ne kadar kötü olduğunu yazmışlar. Kendilerine el insaf diyorum, kadın makyajsız daha da güzel üstelik. Fotoğrafı çeken Brad Pitt olsa gerek, Wilma'yı beğenmediğine göre!

<p>Neslihan Atagül, Sefirin Kızı dizisindeki Nare karakterine can veriyordu. Atagül diziye veda etti

Neslihan Atagül'den ayrılık kararı... Haftanın Magazin Başlıkları'nda

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Gediz Deltası'nda kış kuşları kayıt altına alınıyor

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Prof. Dr. Nur Vergin'in cenaze törenine katıldı