• $8,2364
  • €10,0327
  • 484.788
  • 1441.33
11 Ocak 2014 Cumartesi

Yaş farkı ve karakter meselesi

Ozan Güven, “40 yaşındayım 25 yaşında biriyle aşk yaşayacak kadar karaktersiz değilim” demiş. Genellemeyi ve bol keseden atmayı seviyoruz. Düşünmeden konuşmak gibi ciddi zaaflarımız var.

ÖZELLİKLE aşkla alakalı sorulara çok sinirlenen oyuncular var, magazincilerden hayatın anlamına dair sorular bekliyor olabileceklerini düşünüyorum. Aşk, hayatın anlamı değil mi peki?
Ozan Güven’in, ‘Muhteşem Yüzyıl’da birlikte oynadığı Pelin Karahan’la aralarında bir ilişki olup olmadığını sormuş bir muhabir. Dedikodu bu şekilde. Cevap, üzerine tez yazılabilecek mahiyette. 40 yaşında olduğunu ve 25 yaşında biriyle aşk yaşayacak kadar karaktersiz olmadığını söylemiş Güven. “Hayır” demekle yetinmemiş ve sosyolojik bir açılım yapmış! Kendi fikridir ama cümleyi “25 yaşında biriyle olmayı tercih etmiyorum” ya da “15 yaş farka rağmen ilişki kuranların bazılarının karaktersiz olabileceği şeklinde bir düşüncem var” dese, kimseyi incitmezdi mesela...
Kadın-erkek arasında büyük yaş farklılıkları bana da tuhaf ve yanlış gelir; çocuğu hatta torunu yaşındakilerle ilişki kuranların ‘pedofili’ olduğunu düşünecek kadar ileri götürebilirim savımı. Ancak hayat öyle ilginç ve sürprizlerle dolu ki; düşündüğünden utandığı da oluyor insanın. Büyük konuşmayacaksın, kader bir tokat gibi patlayıverir kimi zaman insanın yüzünde.
Aralarında yaş farkı olup da çok mutlu bir aşk ve evlilik yaşayan insanlar var, şimdi karısından ya da sevgilisinden 15 yaş büyük her erkeğin karaktersiz olduğunu mu söyleyeceğiz? Ne ayıp!
Cinsel, tensel ve ruhsal uyumu kendinden küçük veya büyük birinde bulabildiği gibi, başka bir ırktan, milletten birinde de yakalayabiliyor insan. Kim ne diyebilir. Koca koca cümleler kurmak ve bu şekilde dikkat çekmek çok kolay. Bir zamanlar ettiğim bütün büyük cümlelerin altında kalmış biriyim, insan ‘büyüdükçe’, tecrübe kazandıkça başını öne eğmeyi öğreniyor. İdeal yaş farkı nedir ilişkide? Net bir cevap vermek mümkün değil. İdeal birlikteliği, aynı yöne bakabilen, aynı şeye ağlayıp-gülebilen, hayat felsefeleriyle siyasi ve dini görüşleri yakın kişilerin yaşayabileceğine inanırım. Elbette söylediğim cinsel ve ruhsal uyum eşliğinde.
Gerisi boş. Gerisi yalan.
TDK sözlüğü ‘karakter’i şöyle tanımlıyor; “Ayırt edici nitelik”... Edebiyatta ise karakter, “Bir eserde duygu, tutku ve düşünce yönlerinden ele alınan kimse” olarak nitelendirilir. Felsefi anlamıysa, aslında işin özü; “Bireylerin kendi kendine egemen olmasını, kendi kendisiyle uyum içinde bulunmasını, düşünüş ve hareketlerinde tutarlı, sağlam kalabilmesini sağlayan özellikler bütünü”... Ozan Güven’i gayet iyi anlıyorum, söylemek istediği açık; ancak yine de ‘karaktersiz kimdir’ diye sorulsa, 15 yaş küçük bir kadınla aşk yaşayan erkek demek aklıma gelmez. Ama karaktersizlik üzerine roman yazabilirim.
Hatta yazayım da...

Haftalık...

- Seda Sayan’ın yeni programı ‘Kaynana-Gelin, Seda’ya Gelin’i seyrettim; Seda, işinde bir numara! Program çok eğlenceli hatta akşam kuşağında bile ciddi reyting alır. Anne-oğul, karı-koca ve gelin-kaynana ne kadar birbirini tanıyordan hareketle, insan kimliği üzerine çok şey söylenebilir. Sayan, şüphesiz ekranın en iyisi. Haber öncesi veya sonrası daha çok seyredilmez mi dersiniz?

- NTV Spor spikeri Tuğba Dural, haberleri sunarken ağlamış. Haber olan habere göre, bir kelimeyi yanlış telaffuz edince yönetmeni tarafından azarlanmış ve kalan haberleri sunarken gözyaşlarını tutamamış. Sadece NTV Spor’u değil, bütün kanalları işin içine dahil ederek söylüyorum; haber sunmak belli bir yaşın altına ve işinde belli kilometre yapmamış kişilere emanet edilecek bir iş değildir. Tuğba’nın durumunu, yaşını, geçmişini bilmiyorum, yönetmeni tanımam ama yaşanan olay gösteriyor ki, yayındaki sunucuyu ağlatacak sözler söylemek de, yayında hata yapınca ağlamak kadar amatörlüktür.

- Nurgül Yeşilçay’ın yeni dizisi ‘Cinayet’ için sosyal medyada çok şey söylendi. Son dönem bütün haber ve röportajlarında seksi kadın olarak görüntülenmeyi tercih eden Yeşilçay’ın, neredeyse makyajsız olarak oynaması şaşırtıcı geldi bana. İyi oyunculuk mu, kendine güven mi; bilemedim. ABD yapımı polisiyelerdeki kadın oyuncuların iğne topukla olay yeri incelemelerine fena halde gıcık olan biriyim; Nurgül’ün ilk defa gördüğüm bu gerçekçi oyunculuğna bayıldım.

<h3><strong>Haftanın magazin başlıklarını Akşam Gazetesi Magazin Müdürü Barış Kocaoğlu ve Eda Cabul

Kerem Bursin kafelere gidenlere 'salak' dedi, Maldivler'e gitti!

Türkiye'nin ilk silahlı insansız deniz aracı, füze atışlarına hazır

İzmir'de denizin yüzeyini 'deniz marulu' kapladı

Halk pazarları Covid-19 tedbirleriyle açıldı