• $7,2817
  • €8,7847
  • 405.112
  • 1527.45
02 Haziran 2012 Cumartesi

Siz hiç kürtaj oldunuz mu?

Evli değildir, evlidir ama bu çocuk zamansızdır, tecavüze uğramıştır, düşük yapmıştır, ruhen hazır değildir, bebek 'sağlıklı' değildir, kendi sağlığı riske girmiştir, kocası başında değildir, yalnızdır... Hangi erkek anlayabilir kürtaj olmaya karar veren bir kadının ruh halinden?

"foto.20120601203209.jpg"

Bir zaman, düşük belli pantolon giyen kadına yapılan tacizin 'normal' olduğunu konuştuk, utanmadan! Şort giyen bir genç kızı şehir içinde güpegündüz, hatta bir otobüste dövdük elbirliğiyle...
Utanmadan konuşuyor, konuşmaya devam ediyor ve kürtajı dilimize doluyoruz bu defa. Ne anlama geldiğini, kürtaj olan bir kadının ruh halini hiç düşündünüz mü? Sorun düşünmemekte zaten... Tüylerim diken diken oluyor günlerdir. Konuyu açandan, dile dolayanlardan, 'bir tarafıma dokunma devlet baba' sululuğuna getirenlerden nefret ediyorum. Kürtaj olan kadınlar tanıdım, gördüm, konuştum. Hep yanlış yerden başlıyoruz, hep en sonundan, en olmayacak yerden!
Henüz 'çiftleşmeyi' beceremeyenlerin ülkesinde bu nasıl bir lükstür Allah'ım? Doğum kontrolü nedir bilmeyen, cinsel ilişki kuramadığı için karısını öldüren erkeklerin yaşadığı, tecavüzlerin azalmadığı, tecavüzcüsüyle evlendirilen kadınların hikayelerinin eksik olmadığı, cahil bırakılmış, cehaletiyle övünenlerin alkışlandığı memlekette bir ben mi yaşıyorum? Sorun jinekoloğun buz gibi masasında bitecek mi dersiniz?
En baştan başlamaya ne dersiniz, tek tek silseniz kadınların alınlarına sürülen kara lekeleri önce, hala evdeki yeri öküzden sonra gelen kadınları bir dinleseniz, 13 yaşında evlendirilen küçücük gelinleri...
Sorun, kürtaj yasal olsun mu, olmasın mı? Tartışalım, tartışalım ve bir karara varalım öyle mi? Öyle değil işte, hiç öyle değil! Oradan 'Her canlının yaşamaya hakkı vardır' ahkamlarını kesmekle olmuyor bu işler. Dünyada tıp otoriteleri, kaç günlüğe kadar bir fetüse 'canlı' veya 'insan' denir bilmecesiyle uğraşmakta. Biz kürtaj yaptırmak isteyen kadına 'Bebek katili' gözüyle bakıyoruz. 
EMPATİ YAPIN LÜTFEN
Tecavüze uğrasa dahi, hangi kadın tanımadığı bir insanın önünde bacaklarını ikiye ayırıp masanın en ucuna kadar kaykılıp; edep yeri ortada, kimi zaman genel kimi zaman lokal anestezinin tesiri altındayken, içinden bebeğinin kazınarak alınması işlemi karşısında/sonrasında hissizdir?
Bir zahmet, empati yapsanıza...
Hangi kadın kürtaj yaptıracağı ihtimalini hesaplayarak hamile kalır, hangi kadın o son çareye başvururken kalpsizdir?
Sebep ne olursa olsun, dedim ya...
Ey erkek milleti; siz can acıtmaya devam edin, bu ülkedeki kadınların kalplerini söktünüz, aşklarını ellerinden aldınız, haklarını yok saydınız, beyinlerini yıkadınız, robotlaştırdınız zaten.
Yumurtlar gibi 3'er tane bıraksınlar follarına, bize insan lazım değil ki; kalabalık gerek...
Çok doluyum bu konuda, sonsuza kadar yazabilirim. Ancak şimdi susuyor ve 'Kürtaj konusunu açarak aslında Başbakan ne anlatmak istedi, sezaryenin konuyla ne alakası var ve aslında konuşmamız gereken neydi?' diye soruyor ve sözü fikirlerine son derece saygı duyduğum iki büyük bilim adamına bırakıyorum...

ORTAÇAĞ KARANLIĞINA YAKIŞACAK BİR ABSÜRDİTE
- Profesör Kerem Doksat
'Kürtaj ve sezaryenin Başbakan tarafından gündeme getirilmesinin çok yönlü tarafları olduğunu düşünüyorum. Eskisine göre çok daha sivrice ve saldırganca çıkışlar yapmakta olan Başbakanımız, ağzına ve aklına geleni pat diye söylemektedir. Bunun nedeni konusunda yorum yapmak istemiyorum ama kendi partisi içinde dahi şaşkınlıklar, tereddütler olduğu ayyuka çıkmıştır. Şu veya bu sakatlığı yahut özrü olan bir bebeğin erken teşhis yoluyla tahliyesi esas insanca olan yoldur. Eğer bir kere doğmuşsa, gayet tabii ki ona en güzel şekilde bakılır, bu ayrı. Böyle yasaklamalar olsa olsa yasadışı ve merdiven altı denen sağlıksızca kürtaj uygulamasında patlamaya yol açacaktır. Nitekim bütün tıp dünyamız ayağa kalkmış haldedir.
OYALAMA ÇALIŞMALARI
Fetüsün ne zaman canlı sayılacağı şeklindeki tartışmalar da son derece bilimdışıdır. Sperm de yumurta da canlı olduğuna ve döllenmeden hemen sonraki haldeki potansiyel fetüs de canlı olduğuna göre, bunun tartışılması ancak dinsel ve Ortaçağ karanlığına yakışabilecek bir absürditedir. AKP hükümeti, insanlarımızı bunlarla oyalamaya çalışmaktadır ki bu da çok vahimdir! Sezaryenin cinayet olduğunu söylemekse eğer bunu bir tıp doktoru söylese, mesleki ceza almasına yol açacak kadar ağır bir bilgisizliktir. Bütün dünyada bu işin bilimsel kriterleri tıbben belirlenmişken, böyle beyanlarda bulunmak da, herhalde, Başbakanımızın bu son dönemki acayip ve garip çıkışlarından biri olarak tarihe geçecektir...'

KÜRTAJ AZALAN BİR EĞİLİM GÖSTERİYOR
- Profesör Ali Ergur
Galatasaray Üni. Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi.
'Muhafazakar partiler, Türkiye'nin siyasi tarihinde daima üreme konusu üzerinden polemik üretmişlerdir. Din gibi, üreme de üzerinden iktidar tesis edilen en kestirme yollardan biridir.
Dönemin tehdit unsurları ve egemen rüzgarlarına göre, muhafazakar partilerin dilinde hep nüfusun üremesini engellemeyi planlayan yıkıcı güçler olduğuna dair bir iddia vardır...
Kürtaj konusunun sezaryenle birlikte anılması, zaten peşinen tartışmayı güçleştiren bir durumdur; muhtemelen siyasi anlamda hedeflenen de budur. Konunun kamusal tartışılması öncelikle bu iki alanın birbirinden ayrılmasını gerektirir. Zira ikisi farklı bağlamlarda farklı ölçülerle tartışılabilir.
İŞ BÖLÜMÜNE YER YOK
Kürtaj konusu, öncelikle dünyadaki örnekleri göz önüne alınarak, uzun vadeli başka politikalarla birlikte (eğitim, aile planlaması, nüfus, istihdam, vb.) düşünülmesi gereken bir tartışmadır. Aksi takdirde konu siyasileşir; bu da gerçek anlamda toplumsal bir çözüm olmaktan uzak, baskıcı yöntemleri devreye sokar. Burada mesele, felsefi temellerinden yalıtıldığı takdirde, içinde çıkılmaz bir polemik düzeyi haline gelecektir. Felsefi olarak ise bireyin özgürlüğü ya da ahlaki normların geçerliliği arasında bir yarılma ister istemez ortaya çıkacaktır. Ancak, ülke her konuda demokratikleşirken, üreme konusunda bireyin tercihinin göz ardı edilmesi genel toplumsal evrimle çelişir.
Asıl önemli olan kürtajın bir doğum kontrol yöntemi olmasının önüne geçecek yaygın planlama politikalarının üretilebilmesidir. Böyle bir politikanın yokluğuna rağmen, toplum kendi dengesini bulmaktadır.
Nitekim nüfus artış hızı, son yıllarda, Başbakan'ın aksi söylemine rağmen düşüş eğilimindedir. Aynı şekilde kürtaj da artan değil, azalan bir eğilim göstermektedir. Öyleyse konunun gündeme taşınmasındaki asıl mesele, büyümekte olan bir soruna çözüm üretmek değildir; muhafazakar söylemin daima kazandıran kısa yollarından birini bir kez daha kullanmak ama ondan öte, kadın bedeninin denetimini, bütün toplumsal kazanımları tersine çevirmek arzusuyla ele geçirmektir.
Kadınların özgürleşimi, özelde siyasi iktidarı ama genelde bütün ataerkil düzeni kökten tehdit eden bir eğilimdir. O nedenle, muhafazakar söyleme sahip olsun ya da olmasın, bütün iktidar biçimleri, öncelikle üremeyi, dolayısıyla kadın bedenini denetim altına almaya çalışır. Modernlik tartışmalarının da yine kadın bedeni (giyimi) üzerinden (çoğunlukla erkekler tarafından) yapıldığını unutmayalım. Kadına yönelik şiddet olgusundaki artışın işaret ettiği gibi, bu olaylara rağmen engellenemez bir kadın özgürleşimi söz konusudur.
Erkek iktidarının en çok ürktüğü, böylece gitgide daha saldırganlaşmasına neden olan dönüşüm süreci budur. Muhafazakar söylemlerin (örneğin Papalık'ın, şeriat yanlısı siyasi görüşlerin, muhafazakar tutumların) bütün saldırgan çabasına rağmen, kadın özgürleşimi alan kazanmaktadır. Bunun anlamı, kuşkusuz kadınların kendi bedenlerinin tasarrufunu sadece kendi bireylik bilinçleri dahiline almalarıdır.
Enformasyon toplumunda, tarım toplumunun aksine, cinsiyete dayalı bir işbölümüne yer yoktur. Yaşamakta olduğumuz süreç bu geçişin sancılarına dair işaretler olarak da çözümlenebilir.'

<p>Bursa'da kısıtlamada denetim yapan bekçilerin 'dur' ihtarına uymayan sürücünün, savunması şaşkınl

Bekçilerin 'dur' ihtarına uymayıp kaçtı, savunması şaşkınlık yarattı

Niğde'de kaçak kazı yapan 4 kişi suçüstü yakalandı

Akkuyu Santrali'nde ikinci ünitenin konsol kirişinin kurulumu tamamlandı

Adıyaman'da ''Gastropod'' nesline ait hayvan fosili bulundu