• $7,4202
  • €9,0171
  • 446.427
  • 1569.35
13 Ekim 2012 Cumartesi

Sahiplenmek mi dediniz?

Dehşete düştüğüm şu cümleyi genç bir adam sarf etti, “Erkek dediğin sahiplenecek, kadın dediğin sahibini bilecek…” Daha da dehşete düşmeme sebep olan, onlarca kadının bu cümleyi alkışlaması oldu.

Geçtiğimiz hafta içi bir günü evde geçirdim mide ağrısından ötürü ve mideme daha fazla kramp girmesine sebep olan bir evlilik programını seyrettim, sadece birkaç dakikalığına da olsa. Reytingin ne olduğunu yazmıştım daha önce, tekrarlamakta fayda var. Başarılı programların reyting alması dışında, berbat bir işin nasıl oluyor da ekranda kaldığını merak ediyorsanız, açıklamam sizi tatmin edecektir. Televizyonu açıyorsunuz, o berbat programla karşılaşıyor ve kalakalıyorsunuz. İşte o kalakalma süresi bazen birkaç dakikayı bulabiliyor; bu esnada oluşan enerji akımına reyting deniyor. “Dört dörtlük bir projeniz yoksa en kötüsünü yapmalısınız, başarı olmasa da reyting olarak size dönecektir” diyor yapım şirketleri. Haklılar da. Ne de olsa acımasız bir savaşın içindeler ve orada ne yapılıyorsa mubah kabul ediliyor. Yine bu yazıyı yazdığım sabah bir kanalda, sinema ve festivalleri konuşuyordu bir grup katılımcı; kulaklarıma inanamadım. Akademi şöyle yapar, jüri böyle seçer, neden komedilere ödül verilmez, Oscar sadece meselesi olan filmlere verilir gibi konulara değiniyor ve yorum yapıyorlardı; bahsettiğim ‘kalakalma’ durumunu yeniden yaşadım. Al sana reyting!

“Evlendirme programlarından birini seyrettim” diyordum. O kanalı açmamla, genç bir adamın “Kadın dediğin sahibini bilecek” lafını duymam bir oldu. Sunucu kadın cümleyi tekrarlamasını istedi adamdan, “Erkek dediğin sahiplenecek, kadın dediğin sahibini bilecek” cümlesini doğru duyduğumdan emin oldum. Bir alkış yükseldi salondan. Son dönemin popüler protesto alkışlarından değildi bahsettiğim; bildiğiniz beğenme, destekleme, hayran olma durumuna karşılık gelen bir el çırpma silsilesiydi.

Birkaç dakika kaldım orada, gözbebeklerim büyümüştü ve hareketlerim yavaşlamıştı, reyting aldırma belirtisi olarak. Genç kız adamı beğenmiş ve onunla tanışmak için gelmişti. Sanırım İranlıydı, bizim delikanlının cümlesinden etkilenmişti. Artık hayvanları sahiplenmediğimiz, evlat edindiğimiz bir dönemde yaşanan bu paranoya acaba neye delaletti? Birbirlerini beğendiler mi bilmiyorum, devamını seyredemedim, o kadar gücüm kalmamıştı. Kumandaya basarken, sunucu çalan müzik eşliğinde omuzlarını titretiyor, genç kız ve erkek heyecanla aradaki paravanın açılmasını bekliyorlardı. Sahipsiz hissettim kendimi, battaniyeme gömüldüm; sahibini bilenler için dua ettim...

KIBRIS’A GİTMEK İÇİN LEZZETLİ BİR SEBEP: THE CACAO

Çok seviyorum oradaki sakinliği; havasını, suyunu, hellimini, kırık zeytinini. Şimdi sevmek ve defalarca gitmek için çok tatlı bir sebebim daha var; The Cacao. Girne’de açılan mekân, bildiğiniz ‘Hansel ve Gretel’ masalının gerçeğe dönüşmüş hali gibi. Geçtiğimiz ay Girne Belediye Başkanı Sümer Aygın’ın resmi açılışını yaptığı The Cacao’da lezzetler kadar mimari de ön planda anlayacağınız. Sadece çikolata için dünyaca ünlü şef Jean Pierre Wybauw’la çalışıyor The Cacao’da.

Mekâna âşık olmama sebep olan tasarımsa iç mimar Gökhan Büyükdoğan imzası taşıyor. Tavanlardan çikolata damlıyor, masalar çikolata kalıpları şeklinde, tabureler birer muffin ve waffle giydirilmiş kolonlar müthiş. Binanın çatısında yer alan ve üzerinden kakao damlayan devasa yeşil elma da en önemli detaylardan biri. 36 metrekarelik ve 6 metre boyundaki elma bir aydan fazla süren bir çalışmayla yapılmış. Toplamda 3,7 milyon TL harcanan mekân şu haliyle ABD’de olsa, kuyruklar olurdu önünde. Girne’de de durum farklı değil, yerli ve yabancı turistler için müthiş bir alternatif ve en kalabalık yerlerden biri olmuş bile. Şimdi tek dileğim The Cacao’nun İstanbul’a gelmesi. Zaten duyduğum kadarıyla yer bakmaya başlamışlar bile. Büyük ve lezzetli düşünmüşler, sonuç ortada. Kıbrıs’a giderseniz The Cacao’ya uğrayın ve benim için İtalyan’dan gelen ‘cecco’ unuyla pişirilen bir pizza yiyin. Pizza fırını da Morello Forni bu arada, dünyanın en iyi taş fırınlarından biri. Şunu da eklemeliyim, pastalarda pastacılık kreması kullanılmıyor. Her şey taze ve özel olarak yapılıyor. Taze meyve ya da yüzde yüz meyve püresi kullanıyorlar, zaten damak zevkiniz varsa ne dediğimi hemen anlayacaksınız. Waffle’lar ise tabakta pizza gibi servis ediliyor, çatal bıçakla yeniyor. Hollanda’dan getirilen tuzsuz tereyağı da işin püf noktasıymış; sakın ola 5 metrelik makarnayı da es geçmeyin! Bir tabakta tek bir spagetti var ve 5 metre! Mekâna gelen müşteri profilinden de bahsetmeliyim, her yaştan ve ülkeden gelenler var The Cacao’ya; yemeğe gelenlerin yanı sıra yemek çıkışı gelenler de mevcut zira kokteyller müthiş. www.thecacao.com

TİPİK ALDATMA YALANLARI
Türk erkeklerinin bir numarasıdır desem yalan olmaz, “Seni aldatmadım!” Bu yalanı aynı yatakta yakalansalar da söylerler, ne kafasıdır bu bilinmez.

1 - “Sadece fizikseldi.” Bu yalan da fena değildir, en doğru yalandır bana kalırsa. Fizikten çakacağı kesindir bu yalanı söyleyenin.
2 - “O başlattı.” Her daim ‘küçük’ kalan erkeklere aittir. Onlar her olayda, başlarına gelen her kötü durumda zaten başkasını suçlarlar.
3 - “İçkiliydim, ne yaptığımı bilmiyordum.” Doğru olma ihtimali yüksek bir yalandır, nitekim içki şişede durduğu gibi durmaz. Madem içkiliydin hatırlamıyorsun, ne diye kabullendin aldattığını diye sorarlar adama!
4 - “Bir boşluğa düştüm.” Bu gelişmiş ülkelerin erkeklerinin yalanıdır, boşluk onlar için felakettir. Parası olan psikoloğa, daha fazla parası olan tatile gider. Çok zenginsen zaten aldatıyorsundur. Boşluk dolmak içindir.
5 - “Karım çok dırdır yapıyordu.” Kadının dırdır yaptığı durumda, bir başka kadının dırdır yapmasına fırsat vermeden yapılan bir aldatma türüdür bu. Diğer kadın bir günlük kaçamak olmalıdır yoksa o da dırdıra başlayacaktır!
6 - “Uzun süredir evliyiz.” Bu durumda kadının da aldatmasına hoş görüyle bakan bir adam, adamın dibidir! Ama yaşanan şey artık evlilik değildir.
7 - “Tutkuya yenildim.” Bu yalanı söyleyen adamı da dövmek gerekir. Evdeki kadına bir jest yapmayan adam tutkuyu bir başka kadının kollarında aramaya mecburdur zaten. Karısının yanında türlü ses çıkaran bir adam için evdeki kadının yaratacağı tutku dolu ortam sadece mutfaktadır artık.

<p><span>Niğde'nin meşhur patatesi dondurmaya da lezzet katacak. 'Patatesli dondurma olur mu?' demey

Patatesli dondurma hem şaşırtıyor hem de tadanları kendine hayran bırakıyor

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Azerbaycan'da 20 Ocak Katliamı'nın kurbanları yad ediliyor

Türksat-5A'nın alt sistem testleri tamamlandı