• $7,4126
  • €9,0363
  • 441.833
  • 1542.45
26 Mayıs 2012 Cumartesi

Photoshop güzelliği peşinde

'Sadece vitamin iğnesi yaptırdım' açıklamasına kim inanır? Bir süredir yakın arkadaşım Özlem'le, aniden güzelleşen ve bunun sebebini açıklamayan kadınların peşine düştük. İlk hedefimiz Sertab'dı ve sonuca ulaştık.

"sertab.jpg"

Sizin yüzünüzde çizgiler oluşmaya hatta yüzünüzde yer etmeye başlıyor, onlar yerlerinde sayıyor! Siz 'Mimik çizgilerim çok belirginleşti acaba botoks'a başlasam mı?' derdindesiniz, onlar günden güne gençleşiyor, güzelleşiyor. Soruyorsunuz 'Arkadaşım, ne kullanıyorsun, ne yapıyorsun da böyle kalıyorsun?'; 'Yok bir şey, sadece vitamin iğneleri' diyorlar. En iyi vitaminciyi buluyor, dünya kadar eziyet çekip delik deşik oluyor, acı çekiyor, kızarıyor, birkaç gün insan içine çıkamıyor ama onlar gibi gerilmiyorsunuz! Yine soruyorsunuz: 'Ben de yaptırdım ama seninki gibi olmadı, bak başka bir şey varsa itiraf et.' Gayet sakin 'Bir iki dokunuş botoks yaptırdım' diyor, siz derin bir nefes alıyorsunuz, hatta uzun ve sıkıcı bir savaştan çıkmış ve zafere ulaşmış yorgun komutan edasıyla teşekkür ediyorsunuz. 'Botoksu en iyi kim yapar?'ın peşinden gidip bir daha delik deşik oluyorsunuz. Bu defa kaşlar bir miktar kalkıyor, alın çizgileri yok oluyor ama ı-ıh, aynı sonucu göremiyorsunuz. Zaten birkaç ayda kaşlar kaldırdığınız yere düşüveriyor, onlarınki hala kavisli, yüzler hala gergin.
BUGÜN ESTETİK, YARIN DENİZ
Çevremizde durmadan güzelleşen kadınlar var. Aslında günden güne yaşlanmak ve sarkmak gerekirken, bir şekilde kendilerini sabitlemişler. Fakat gel gör ki asla söylemiyorlar ne yaptırdıklarını. Bir anda    15 yaş gençleşip 'Sadece cilt bakımı yaptırdım' diyen bile oldu bana, delirmemek içten bile değil. Biz de kadınız, biz de insanız, ne yalan söylersiniz üç günlük dünyada. Yok, söylemiyorlar sırlarını, tahmin ediyorum doktorlarını da paylaşmak istemiyorlar; işte hikaye tam bu noktada başlıyor...
Tamam, botoks ve dolgu çok moda, onlarca farklı gençleşme yöntemi mevcut, tam veya yarım yüz germe işi artık neredeyse 'Bugün estetik yarın deniz' kolaylığıyla yapılıyor. Ancak hangisine karar vereceksiniz, işte arkadaşımla günlerdir buna taktık kafamızı. Siz misiniz söylemeyen?
Bir süredir 'Sertab Erener, nasıl bu kadar güzelleşti, daha doğrusu gençleşti?' konusu hemen her buluşmamızda masaya yatırılıyor. Ancak Sertab bizim sır küpü arkadaşlarımız gibi ketum değil. Bir gazeteye verdiği röportajda 'Yüzüme kök hücre yaptırdım. Dolgu doğru kullanıldığı zaman iyi ama yine de ben çok sevmiyorum. Ayda bir defa ölü hücreleri uyandıran bir alete giriyorum, radyo frekansıyla cilt altı hücreleri uyarılıyor' açıklamasını okuyunca içimizin rahatladığını hatırlıyorum...
Ancak hikaye burada bitmiyor, acaba Sertab nereye, ne yaptırdı? Yaklaşık bir ay kadar önce, Nişantaşı, Etiler, Bebek, Levent ve Ulus'ta ne kadar klinik varsa telefon etmeye ve araştırmaya başladık. Öyle bir çalıştık ki, Uğur Dündar'a anlatsak hayran kalacak, soruşturmacı tavrımıza. Konu güzellik ya kim tutar bizi, işin ucunda para olsa, kariyer olsa bu kadar uğraşmazdık peşin söyleyeyim...
'Merhaba acaba nasıl uygulamalarınız var?', 'Kaç yaş gençleştiriyorsunuz?', 'Müşterileriniz arasında Sertab Erener varmış diye duyduk', 'Hem kök hücre, hem dolgu hem de radyo frekansıyla güzelleştirebilir misiniz beni?', 'Sertab Hanım size mi geliyor?', 'Sertab Hanım, Erener canım, size gelmiş dediler, ne yaptırdı acaba?'...
Kaç defa kaç kişiyle kaç dakika konuştuk hesaplamak mümkün değil, ancak ortaya şöyle sonuçlar çıktı: Aradığımız birkaç güzellik merkezi Sertab Erener'in müşterileri olduğunu, birçoğu Sertab Erener olmasa bile başka ünlülere hizmet verdiklerini, bazıları daha da popüler müşteriye sahip olduklarını, bir tanesi Sertab Erener'in kocasına da uygulama yaptıklarını söyledi. Son cümleyi ben uydurmuş olabilirim, sanırım 50. görüşmeden sonra bir miktar akıl gerilemesi yaşadım.
ACILI VE PAHALI DEĞİL!
Mutlu haber arkadaşımdan geldi hiç beklemediğim bir anda 'Buldum, buldum, buldum, hangi klinik olduğunu buldum.'
Bir süre konuşamadı, heyecanlıydı, duygulanmıştı! Kliniğin adını aldım, 'çifte kontrol' maksadıyla aradım, 'Böyle hassas konularda arkadaşına bile güvenmeyeceksin' benim imza cümlemdir neticede. Doğru yer olabilirdi, inandırıcı bir konuşma geçti aramızda telefonu cevaplayan hanımefendiyle; radyo frekansı dalgalarıyla cildi germek mümkündü, ayda bir kez ve duruma göre 6 ila 8 defa yaptırmak gerekiyordu. İşlem çok acılı değildi, çok da pahalı değildi (cerrahi müdahalelere nazaran) seansı 600 TL'ydi, en kısa zamanda görüşmeye bekliyorlardı...
'Acaba bu işlemin bir adı var mı?' diye sordum can havliyle, Sertab Erener biraz önce bahsettiğim röportajda 'Polaris' demişti cilt altı hücrelerini uyandıran alete. 'Photoshop güzelliği diyoruz' dedi. 'Nasıl yani?' dedim heyecanla, anlattı tane tane 'Hani fotoğraflara işlem yapılır ya, çizgiler silinir, cildin rengi açılır, sarkmalar düzeltilir; işte biz bu işlemle cilde fotoğraftaki gibi bir görüntü sağlıyoruz'... Sanırım işte o noktada gözlerim dolmuştu ve ben sırlarını saklayan o kötü arkadaşlardan olmayacaktım.
Duygulandığımı gören Yazı İşleri Müdürü arkadaşım Gülay sordu, 'Tatlım kiminle konuştun, ne oldu, kimden randevu aldın?'. Toparlandım hemen 'Yok bir şey canım' dedim, düşünmeden cevap verdim 'Maniküre gideceğim de'...

POLEMİĞE GİRMEM...
İyi yazanlara bayılıyorum, hiç katılmadığım fikirleri iyi yazanlar en çok okuduğum yazarlardır hatta. Serdar Turgut, Engin Ardıç, Sevilay Yükselir, Perihan Mağden, Nuray Mert, Fehmi Koru, Ahmet Kekeç, Oray Eğin favorilerimdir. Yılmaz Özdil'i bu listeye almadım, oysa her bir kelimesinin altına imzamı atarım ama dili beni tatmin etmez. Hayranlığım kıvrak zekaya sahip oldukları kadar kalemi de ustaca kullananlara. Yanından bile geçmeyeceğim bir fikri nasıl anlattığına bakarım, neler aldım, neler öğrendim; böylece zenginleştiğimi düşünürüm. Elbette bir de, hayata anlatmaya değil ama anlamaya geldiğimize dair inancım var...
Sevilay Yükselir okumayı sevdiğim yazarlardan biri, sert, sıkı, kimi zaman saldırgan, haksızlığa gelemeyen, 'erkek gibi' bir tarzı var. Çok eleştiriliyor bu yüzden, insanlar genellikle kendisi gibi düşünmeyeni sevmez, görmezden gelirler. Ben onun müthiş bir şans olduğunu düşünürüm, hükümet için de muhalefet için de. Kim neye nereden bakmayı isterse... Geçtiğimiz hafta A Haber'de Yüzde 100 Siyaset adlı bir programa başladı. MİT'in eski Kontrterör Daire Başkanı Mehmet Eymür, gazeteciler İsmet Berkan ve Hüseyin Kocabıyık konuklarıydı, nefes almadan seyrettim. Ta ki, Yükselir Eymür'e dönüp 'Bize kıyak yaptınız, derrmişşim' gibi bir cümleyle veda edene kadar...
DERRRMİŞİMMMM!
Sonra da hayatımın ilk polemiğine girdim, dayanamadım Sevilay'ın ettiği lakırdıya ve Twitter'a 'döşendim'. 'Yaşasın varoş kültürü ve edebiyatı' dedim. Çünkü 'Derrmişşimm, yıkılllıyorr, çok da fifi' gibi saçma sapan kelimelerle, cümlelerle doldurup kirlettiğimiz güzel dilimiz içimi acıtır. Benzer hataları ben de yapmıyor muyum, muhakkak kaçıyordur ağzımdan/kalemimden. Ben hadiseyi Sevilay'a yakıştıramadım olay budur, bir miktar kızdığını ve bozulduğunu biliyorum, Twitter'dan hesap sordu çünkü 'Varoşları mı aşağıladın yoksa beni mi?' diye. Dile sen sahip çıkmazsan ben sahip çıkmazsam nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa Sevilay.

<p>Nijerya açıklarında Türk gemisine yönelik bir saldırı gerçekleşti. Saldırıda bir denizci hayatını

Türk gemisine saldırının arkasında Fransa mı var?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Kilo vermek için iştah kapatan besinler

En kötü yıl gerçekten 2020 mi? Bilim insanları, 536 yılına işaret ediyor