• $13,7194
  • €15,5684
  • 786.53
  • 1910.41
2 Mart 2013 Cumartesi

Mozart İstanbul’da doğsaydı?

En güzel elmalı pastaları yemek isteyenler; acele etsin. Geziden çıkarılan en önemli not; Mozart olmasaydı Salzburg olmazdı!

Mozart olmasaydı Avusturya da olmazdı ona bakarsanız, Schubert de, klasik Batı müziği de. 
Salzach Nehri boyunca uzanan Salzburg’da, sokaklar kışa, buz ve soğuğa rağmen Mozart’la karşılıyor gelen-geçeni. Abartmıyorum, ara sokaklardan ‘Cosi fan Tutte’ ve ‘Figaro’ yükseliyor, içine para atılan makineler var ve kimse eurolarını esirgemiyor Mozart dinlemek için.  Şehirdeki yüzlerce hediyelik eşya dükkânı zaten Mozart çikolatasından tutun da, tişörtüne, oyuncağına, çakmağına, elbisesine ve şişe açacağına kadar üstadın figürleriyle süslenmiş. 
Senede 4 bin kadar sanat organizasyonunun yapıldığı bir şehir Salzburg. Güzel, küçük, düzenli ve tertemiz. Küçük derken de abartmıyorum, 148 bin kişi yaşıyor, zaten Avusturya’da toplasanız İstanbul kadar nüfus yok. Onların ‘genç kalalım, her aileye beş çocuk’ gibi bir dertleri de yok. Kıskandım mı? Evet! Bayıldım mı? Evet!
Geçtiğimiz haftalarda yazar Solmaz Kamuran’la bir röportaj yapmıştım, sadık okuyucu hatırlayacaktır. Çocukluğundan, doğduğu binadan bahsetmişti. Röportajdan sonraki hafta Zeyrek’te, şahane yemekleri ve manzarasıyla ünlü Zeyrekhane’de yemek yedik. Yemek dönüşü doğduğu evi gösterdi Solmaz Hanım, “Bak” dedi, “Avrupa’da sanatçıların doğduğu evlere küçük plakalar koyarlar, bilmem kim bu evde doğdu, yaşadı gibi. Ben ölünce buraya asarlar mı acaba?”
İçim acımıştı bu cümleyi duyunca, Solmaz Kamuran ve ölüm kelimelerini yan yana düşünmek istemedim. 
Salzburg’da dolaşırken, ne yöne baksam bir sanatçının, edebiyatçının veya müzisyenin adıyla karşılaştım binaların üzerinde. Andım içimden Solmaz Hanım’ı. İstanbul, nice büyük isme ev sahipliği yapmış bir şehir, neden esirgemiş ilgisini sanatçısından? Bilemedim. ‘Bu evde doğmuş ve şu tarihlerde yaşamıştır’, diye bir ibare görsek köhne bir binanın duvarında; etkilenmez miyiz? O sanatçıyı yaşatmaya devam etmez miyiz? Ülkeye gelen/geçene, okkalı bir mesaj vermez miyiz?
Mozart öldükten 50 yıl sonra heykeli dikildi diye üzülüyor Salzburg’lular! Şehri gezdiren ve bir Türkiye hayranı olan rehberimiz Michelle, utanarak anlatıyor. Mozart Meydanı’nda, heykelinin tam önünde, uzun zaman yaşadığı evin hemen çaprazında ve Mozart Festivali’nin yapıldığı meydanın ortasında. “Mozart’ın heykeli tam 50 yıl sonra yapılmış ne acı, annesi görememiş 36 yaşında ölen dehanın heykelinin şehir meydanına konulduğunu…”
Michelle’ye “Üzülme” demek istiyorum, “Ya İstanbul’da doğsaydı, heykelini bir diker, bir kaldırırdık, heykelinin önüne de gazete bayii, döner büfesi ve otobüs durağı koyardık…”
Mozart heykelinin olduğu meydandaki 60 kadar evi yıkarak, orayı daha da önemli bir alan haline getirmişler. Şehirde Mozart için ayrıca turlar yapılıyor. Birkaç günü Mozart’a adamanız mümkün. 
Kültür ve şehir turları ayrı; Mozart turları ayrı satılıyor. 365 gün devam ediyor turlar, şehirdeki faytoncular bir gün bile izin yapmıyorlar, bir kişi bile bu turu yapmak istese, yapacak çünkü. Mozart herkesin Mozart’ı. Sanat ve sanatçının bu denli kutsandığı ve önemsendiği bir şehirde olmak, ruhu güzelleştirmeye yetiyor da artıyor. Gönül öyle bir İstanbul istiyor, öyle bir kent çekiyor.

Salzburg’a giderseniz
- Kahve için, melange en güzel ve popüler kahve; ülkeye kahveyi Osmanlı’nın getirdiğini  biliyorsunuzdur. Ama o kadar güzel yapıyorlar ki, müptelası olabilirsiniz.
- Elmalı kek, çikolatalı turta ve aklınıza ne kadar tatlı gelirse yemelisiniz. Yiyin ve bol bol yürüyün.
- Faytonla gezin, geleneksel bir tur atın şehirde; hatta birkaç defa dolaşın zira fotoğraf çekmeye dalınca şehrin güzelliğini kaçırırsınız.
- Nehir üzerindeki ‘aşk köprüsü’nden geçin, üzerindeki sağlı sollu tellerde kilitler asılı. Âşıklar ayrılmamak için, dileklerini dileyip kilidi köprüye asıp anahtarı nehre atıyorlarmış.
- İstanbul’un bir mahallesi kadar Salzburg şehrinde nefis bir hayvanat bahçesi var. Mutlaka görün. 
- Mirabell Sarayı ve bahçesi çok güzel. Karlar altındaydı ben oradayken ama masal gibi. Bu arada Heneke ve Christoph Waltz’ı Oscar kazanması herkesi çok mutlu etmiş olmalı ki, Salzburglular durmadan Oscar konuşuyorlardı. 
NOT: THY Viyana’dan sonra Salzburg’a direkt uçmaya başlıyor. Bilginize...

Mozart Festivali’nin de yapıldığı şehir meydanında sanatçının heykeli duruyor. Heykel Mozart’ın ölümünden 50 yıl sonra yapılmış; etrafı genişletilmiş. 

Haftalık... Haftalık...
- Hülya Koçyiğit neden eleştiriliyor? Reklâmda oynadı ve şahane görünüyor diye mi? Bırakın kıskanmayı; çalışın sizin de olsun! Hülya Hanım ekranda daha çok boy göstersin, hemfikir miyiz? 
- Deniz Gezmiş eşittir Kenan İmirzalıoğlu mu? Değil. Olabilir mi? Belki! Olsun mu? Hayır! Deniz’i popüler olmamış, henüz tanınmamış bir tiyatrocu canlandırmalı. Kenan Ezel olsun, ezelden ebede ekranda olsun ama deniz olmasın; dalgalandırmasın beni...
- TRT’de yayınlanan ‘Sakarya Fırat’ adlı dizi gün dördüncüsü olmuş bu hafta, nefis gidiyorlar. Oyuncuları, senaryosu, yönetmeni şahane. Bana yol göründü gibi, gideyim karakola, yapayım bir habercik...
- Nil Erkoçlar/Rüzgâr dönüşümüyle alakalı olarak neden Bülent Ersoy’un açıklama yapması gerekiyor diye sorayım Hürriyet yazarı Onur Baştürk’e. Bülent Hanım’ın destek vermesi ya da bir açıklama yapması iyi mi gelecek Rüzgâr’a? Herhangi bir konuda arasa beni Bülent Hanım, açık söyleyeyim ödüm patlar. 
- Erol Köse’ye rağbet edilmeli. Nil/Rüzgâr haberini ondan duydum, inanmayanlar, itibar etmeyenler oldu. Da, ne oldu? Ayşe Arman işin kaymağını yedi. 
- Otobüse binen oyuncuya şaşırmak bizim memlekete mahsus bir hastalık olsa gerek. Sanki adam uzay mekiği kullanıyor, nasıl abartmak, nasıl tuhaf tuhaf bakmak öyle? Tuncel Kurtiz, o hanımlar beyler, Ali Ağaoğlu değil! 

<p> </p>

Parasosyal etkileşimi çocuklarımıza neden anlatmalıyız?

UNESCO'nun geçici listesindeki Yesemek'te 15 heykel gün yüzüne çıkarıldı

Cumhurbaşkanı Erdoğan Siirt'te toplu açılış törenine katıldı

Ürdün'ün Salt kentindeki müze dünyanın en küçük Kuran-ı Kerim'ine ev sahipliği yapıyor