• $7,387
  • €8,9758
  • 442.217
  • 1546.18
05 Şubat 2011 Cumartesi

İzmirli küçük güzel kız

Onu tanıdığımda henüz 11-12 yaşlarındaydı, annesi Hatice Abla ile beraber süslemiş ve 'Yeni Asır' için mankenlik yapmaya ikna etmiştik...

İzmir... Okul devam ediyor bir yandan; bir yandan da 'Yeni Asır'da çalışıyorum.      1991-92 yılları... Gazeteye başladıktan birkaç ay sonra ekonomi bölümü için sayfa hazırlamaya başlıyorum; 'Cep Dostu'... Hemen her gün sokaktayım, sektör haberleri buluyor, yazıyor, bir de sayfamı okunur hale getirmek için popüler haberlerle süslüyorum. Çok sevdiğim bir butik var Alsancak'ta, dünya güzeli Hatice Foster butiğin sahibi. Hatice Abla'yı herkes tanıyor, o da bütün İzmir'i tanıyor. İş arası, iş çıkışı ben butikteyim, kahve içiyoruz, dedikodu yapıyoruz, bana haber kaynakları buluyor. Akşamüstü Hatice Abla saatine bakmaya başlıyor, 'Defne gecikti' diyor. Demeye kalmadan içeri giren haylaz kız çocuğu çantasını bir tarafa savuruyor, ceketini başka tarafa... 'Çok sıkıldım okuldan, çokkk' diyor; o kadar sevimli, o kadar sıcak ki, dayanamıyor kucaklıyorum her defasında. 'Bırak beni' diye kaçıyor, itekleyerek ve üzerini çekiştirip düzelterek uzaklaşıyor yanımdan. Defne geldikten sonra sohbet onun etrafında şekilleniyor, Hatice Abla için varı yoğu kızı...
Hatice Abla'nın butiğini haber yapmaya karar veriyorum, seçtiğimiz kıyafetleri bir mankene giydireceğiz ve harika bir haberle destek olacağım butiğe. 'Defne' diyorum, 'Ne olur Defne giysin kıyafetleri, o kadar güzel ki, ben başka manken falan istemem...' 'Aaa olur mu hiç' diyor Hatice Abla; 'Olur' diyorum, 'Defne mutlaka poz vermeli bana, tam bir oyuncu o. Bak görürsün ne kadar ünlü olacak...'
Hatice Abla'nın aklına yatıyor bu durum, hep beraber eğleneceğiz, ilerisi için hatıra olacak fotoğraflar ama bunu Defne'ye kim söyleyecek ve onu nasıl ikna edeceğiz? Defne, en fazla 13 yaşında ama ben onun fotoğraflarını çeken ilk gazeteci olmak istiyorum, biliyorum İzmir'de kalmayacak o.

SANKİ BİLİYORDU
Plan yapıyoruz, bir akşamüstü yine butiğe gidiyorum, ikimiz birden dil döküyoruz. Ben ne kadar güzel olduğunu ve mutlaka poz vermesi gerektiğini söylüyorum, annesi ajitasyon yapıyor 'Kızım butik için bana destek ol' diyor. Arada göz kırpıyoruz birbirimize ve en sonunda Defne ikna oluyor. Annesinin seçtiklerini değil de kendi istediklerini giyiyor! Bana poz verecek ama suratından düşen bin parça, asla gülümsetemiyoruz.
Defne benim zorumla gazeteye ilk defa poz verdiği gün, annesini ve beni canımızdan bezdiriyor...
Aradan geçen yıllar beni yanıltmıyor, o asabi ve hiperaktif kız çocuğu konuşkan, güldükçe yüzünde güller açan başarılı bir televizyoncu oluyor...
Anneciğinin biricik kızı, 1,5 yaşındaki oğlunu anneciğine emanet ederek göçüp gitti geçtiğimiz gün acelesi varmış gibi. Haftalardır gitmek ihtimali vardı ama her defasında yırtıyor ve kalıyordu 'Yok Böyle Dans'ta. İlginçti, gidecekti biliyordu ama gitmek istemiyordu. Bir programa değil de hayata veda eder gibi gelmişti bana son konuşması, içimden 'Neyin var Defneciğim, elenirsen elen, bu kadar üzülecek ne var' deyivermiştim. Derdi başkaymış, gitmeden hissedilir derler; Defne de biliyordu bana kalırsa.
Defne her daim güzel kokan, her mevsim yeşil yapraklı mucizevi bir Ege bitkisidir, barışı temsil eder; 'joy' mutluluk, sevinç demektir... Yüreği bedenine büyük gelen, kısa ömrüne bir dolu hayat sığdırmak ister gibi bağıra çağıra, nefes nefese yaşayan Defne Joy Foster, şov dünyasının unutulmayacak figürlerinden biri olarak kalacak. Hatice Abla, torunu Can Kılıç ile avunacak, Can Kılıç anneannesinin boynunda tanıdık bir koku arayacak ama ne hazin son; o kokuyu asla bir daha bulamayacak...
NOT: Defne'nin kocası İlker Yasin Solmaz'ın Picasa Web'e yüklediği fotoğraflardan kullandım, hepsine bakmaya yüreğim dayanmadı...

HAFTALIK
- Alex'in oğlunu yemek istiyorum mümkünse... Kızları Maria, Antonia ve oğlu Felipe ile poz veren Alex'i seviyorum ben, hepimiz seviyoruz. Fenerbahçeliyim o ayrı ama bu çocukları kim sevmez? Maç günleri bize getir çocukları Alex, biz bakarız onlara.
- 'Black Swan'da başrolü Natalie Portman ile paylaşan Mila Kunis'in bir gözü mavi diğeri ela. Arkadaşları küçükken 'husky' derlermiş...
- Cem Yılmaz'ın 'arena' reklamını seslendirerek Fenerbahçelilerin yüzünü sanal alemde güldürenleri tebrik etmek istedim. Cem Yılmaz stadın anahtarını veriyor Galatasaraylılara ve akbilini geri alırken 'Bir de beleş akbil vermeyelim' diyor. Bu haliyle daha çok seyredildi reklam, 'yıkılsın' yeni versiyon.
- Mehmet Ali Erbil kız arkadaşıyla TGI Friday's'de yemek yemiş, bu haberi 'Romantik akşam yemeği' olarak verenleri de tebrik ederim. Romantik akşam yemeği için TGI Friday's seçilir mi a dostlar?
- Hakkı Yalçın'ın, 'Tek Sabıkam Aşk' isimli kitabını görünce sormak istedim, 'Kaç şiir yazdın Hakkı Abi; daha kaç tane yazacaksın?' Valla tebrikler, alınsın, okunsun, 14 Şubat öncesi faydalanılsın...

<p>EGE'DE TÜRKİYE'NİN HAKLILIĞI ÇOK AÇIKTIR'</p><p>'Adına Egeler denilen, aslında bizim Adala

'Ege'de Türkiye'nin haklılığı çok açıktır'

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Kimyasal tuvalet, bomba gücü göstergesi, radyasyon ölçüm cihazı... Nükleer sığınak açık artırmaya çıkarıldı

Dünyanın en pahalı savaş jetleri hangileri? İşte dudak uçuklatan fiyatlar