• $13,7194
  • €15,5684
  • 786.53
  • 1910.41
6 Temmuz 2013 Cumartesi

İnançlı kadına duyulan gizli öfke: Türbanfobia

Türbanlı hanımlara sataşıldığı da, taciz edildikleri de gerçek. Geçtiğimiz haftalarda türbanlı bir genç kadını taciz edenler olduğu iddia edildi, kimi yalanladı haberi, kimi “Böyle şey olmaz” dedi. Bal gibi de taciz var, hatta ciddi bir ‘türbanfobi’den söz edebiliriz. Buyurun birinci ağızdan gerçek bir hikâyeye o halde…

Kimse üstüne alınmayacak, yürekli bir iki kişi çıkabilir “Bende ‘türbanfobisi’ var, onları görmeye bile dayanamıyorum” diyen. Diğerleri fobisi yokmuş gibi yapacak ama türbanlı kızların arkasından göz süzmeye, söylenmeye devam edecek. Az sonra bahsedeceklerim gerçek bir olaydan alınmıştır, bahsi geçen herkes ‘gerçektir’ tıpkı ‘türbanfobisi’nin gerçekliği kadar.
Geçen yıl tam bu zamanlar, Ankara, Çayyolu… 15 yıldır ABD’de yaşayan muhafazakâr bir Türk erkek, memleketine Ankara’ya geliyor aile ziyaretine. Yanında, bir Mormon iken Müslüman olan, hem de sıkı bir Müslüman olan ve başını örten karısıyla. 15 yılın altını iyice çizmek isterim, çünkü bahsi geçen adam ABD’ye yerleştiği zaman Recep Tayyip Erdoğan Başbakan değildi, Belediye Başkanlığı döneminde yaptığı bir konuşmaya istinaden aldığı cezayı çekmekteydi dört duvar arasında. AK Parti henüz kurulmamıştı. 
ABD’de yaşamak zor, öyle “He” deyince gelip gidemiyor insan; beş defa gelebildi onca zaman içinde. Anne, babasını, kardeşlerini özledi, para biriktirdikçe geldi. Bir kadınla tanıştı, sevdi; kadın Müslümanlığı merak etti, yürekten ve gözyaşları içinde dua edip dinimize geçti. Evlendikten sonraki gelişleriydi. Daha uçaktan iner inmez, insanların özellikle kadınların kendisine çok fazla baktıklarını söyledi. Abarttığını düşündüm, zira bizim millet sever ‘beyaz tenli yeşil gözlü’ kadınlara bakmayı. Bir de, sarışın ve Müslüman bir kadın alışık olduğumuz bir görüntü değil ya!
Ankara’da sokakta dolaşırken, bir grup orta yaşlı kadının tacizine uğradılar, Çayyolu gibi medeni, refah düzeyi yüksek bir mahallede! Çarşıda alışverişteydiler, bir meze dükkânının dışında kocasını bekliyordu, dolanıyordu vitrinlere bakarak. Kadınlar kendilerine doğru yürümekte olan ‘sonradan Müslüman’ genç kadına, “AK Parti’nin köpekleri bunlar, para verip başörtü taktırıyorlar. Tayyip ne verdi sana söylesene?” diyerek, sözle sataştılar. Mahallenin manavı duydu kadınları, müdahale etti. O sırada dükkândan dışarı çıkan koca ne olduğunu anlamaya ve anlamlandırmaya çalışarak, “Ablacığım aşk olsun, ne biçim konuşuyorsunuz hanımımla?” diyecek oldu. Kadınlar “Nereden senin ablan oluyoruz, şeriatı getiremeyeceksiniz” diyerek uzaklaştılar araya giren esnafın iteklemesiyle. Genç kadın ne söylendiğini anlamamıştı ama ağlıyordu. Adam karısını teselli etti… Birkaç gün sonra yine aynı mahalledeki popüler, şık ve pahalı bir kebapçıya gittiler, adam karısına döner yedirmek istiyordu; bu defa karşılarında oturan bir çift, duyabilecekleri şekilde, “Bunlar da artık her yerdeler, yuh nasıl alıyorlar buraya!” dedi. Adam “Kebabı çok özledim, burnumda tütüyor, hay Allah” diyebildi belli belirsiz, hiç istifini bozmadı, karısı üzülsün istemiyordu. Alelacele yediler, ikisi de bir daha Ankara’ya gitmemeye yemin etti. Genç kadın, “Ülkenize Müslüman olarak geldiğim için çok iltifat alacağımı, insanların beni kucaklayacaklarını sanmıştım ama Ankara bitti benim için. ABD’de Müslüman olduğum zaman kendi muhafazakâr çevrem bile bu kadar yadırgamadı, kimse bana ‘Neden?’ diye sormadı. Hatta bazı arkadaşlarım tebrik etti, Müslümanlığı araştırmaya başladı, annem de Müslüman olmak için camiye devam ediyor şu sıra. Çünkü çocuklarımı iyi birer Müslüman olarak yetiştirmek istiyorum, annem de bana destek olmak için ve çocukların aklı karışmasın diye 60 yaşında dinini değiştirmeye karar verdi” diye açıkladı duygularını…
Tüm bunları biliyorum, çünkü bahsettiğim erkek Göktuğ, benim erkek kardeşim, kadın da karısı, Heather…
Başörtülü kadınlara laf atanlara, kıyafetlerini eleştirenlere, beğenmeyenlere, küçümseyenlere, arkadan konuşanlara çok rastladım. Sorsanız şimdi hiçbiri “Türbandan dolayı rahatsızım” demez. Oysa türbanı bağlama şekilleriyle bile dalga geçecek hadsizliğe sahiptirler. ‘Öteki’ demekten bunca haz duyduktan sonra ‘beriki’ olmaktan niye bu kadar korkarlar anlayabiliyor musunuz? 

PROFESYONEL İNSANI TANIYALIM!

- Profesyonel patron: Ne kadar uzun süre birlikte çalıştığınız veya günlerce, aylarca emek verdiğiniz hiç önemli değildir. Bir gün tökezlersiniz, o gün size “Ama böyle olmuyor, performansın düştü” deyiverir. Onca zaman uykusuz kalmışsınızdır, ter dökmüşsünüzdür, mesela maaşınız zamanında ödenememiştir ses çıkarmamışsınızdır; fark etmez. Profesyonel patron gözyaşına bakmaz, her yeni gelen için sizi gözden çıkarabilir. Terfi söz konusuysa, sizi asla görmeyecektir, ta ki siz de profesyonel bir ‘eleman’ olana kadar. “Hayatımda sizin kadar başarılı birini görmedim” cümlesini gülmeden söyleyene kadar size ekmek yok, ona göre.
- Profesyonel koca: İyi bir işi ve maaşı vardır, yoksa da varmış gibi yapar. Sadece erkek olduğu ve muhtemelen annesi tarafından yıllarca pohpohlandığı için karısından da aynı ilgi ve ihtimamı bekler. Karısının çalışması, koşuşturması onu engellemez, hep ister! Hiçbir ütülü gömlek veya yemek onu tatmin etmeyecektir, ona karşı yapılacak tek şey profesyonel bir ‘karı’ olmaktır.
- Profesyonel karı: Aşk bir yere kadar, aşkınızın kölesi olursanız asla profesyonel bir ‘karı’ olamazsınız. Adam kazanacak siz harcayacaksınız, bu birinci kural. Biriktiren, saçını süpürge eden, aileye kul köle olan kadın, gerçek bir köleye dönüşür bir süre sonra, unutmayın. 
- Profesyonel arkadaş: Hayat denklikler üzerine kurulmalı, eğer siz amatörseniz sakın bir profesyoneli arkadaş olarak seçmeyin. Yoksa kazık yemelere doyamazsınız. Bir yere kadar sürer dengesiz arkadaşlık. Siz kalbinizi açarsınız, o açtığını ima eder sadece; ‘ketum’ kelimesi onun için icat edilmiştir. Diyelim bir profesyonelle arkadaşsınız ve bir şeye bozuldunuz. Ne kadar haklı olursanız olun siz kaybedersiniz. Sizi asla anlamayacak, hatta ilk tartışmanızda satacaktır. Siz en çocuksu ve saf duygularınızla ona neden darıldığınızı anlatmaya kalktığınızda, karşınıza bir kitap dolduracak kadar hikâye çıkaracaktır. Onun her zaman için bilinçaltında hazır tuttuğu, “Sen de şunu yapmıştın, bunu etmiştin, şöyle söylemiştin, bir başkasının dedikodusunu yapmıştın” diyecek malzemesi vardır. Bu devirde hâlâ arkadaşlıklarda amatörseniz, artık değişmenin zamanıdır. 
- Profesyonel ebeveyn: Onlar sadece çocukları için çalışırlar. Bunu da çocuğun kafasına kakarlar. Profesyonel ebeveynin çocuğu iyi not almalı, spor yapmalı, birkaç müzik aleti çalmalı, 7/24 meşgul olmalıdır. Böyle bir aileniz varsa en kısa sürede amatör çocuk olmaktan vazgeçin ve siz onları parmağınızda oynatın.  

<p> </p>

Parasosyal etkileşimi çocuklarımıza neden anlatmalıyız?

Güvenlik güçleri teröristlere göz açtırmıyor!

Keykubadiye Sarayı'ndaki kazılarda ortaya çıktı! 1220'li yıllarda yapıldı

2021'in en etkili kadınları seçildi! İşte listede yer alan isimler