• $7,3626
  • €8,9515
  • 436.648
  • 1536.11
29 Ocak 2011 Cumartesi

Deniz Uğur ve Reha Muhtar ve kitabın bilinmeyen sonu

Ayrılmak ne hazin kelimedir. Gözlerimizin önünde büyük bir aşkla başlayan ama aşkla bitmediği kesin bir ilişki yaşanıyor. Kitabın sonuna doğru okumaktan vazgeçeceğiniz iç burkan bir öykü gibi yaşananlar...

Geçen hafta Deniz Uğur ile bir röportaj yaptım; yaptığım en samimi sohbetlerden biriydi. Bir hayli de ses getirdi, çok sayıda internet sitesi birinci haber olarak verdi. Hafta sonu gazete okunan programlarda konu edildi. Deniz ile uzun sohbetimizin ardından ve içinde bulunduğu durumu da göz önüne alarak özel hayatına dokunmamaya çalışmıştım. Biliyorsunuz artık; Deniz Uğur ve Reha Muhtar 3 yıl beraber olmuşlar ve ikizlerinin doğumunun ardından kısa bir süre sonra olaylı bir şekilde ayrılmışlardı.
Fazlasıyla klişe bir sözdür ama burada kullanmam şart; halka mal olan kişilerin yaşadıkları mahrem kalamıyor ne yazık! Neden ayrıldıklarını, söylentilerin doğru olup olmadığını, çocukların kimde kalacağını merak ediyor herkes. Öyle ya çocukların velayeti için taraflar mahkemelik oldular...
Deniz Uğur'un çok şaşkın, üzgün, kırgın, kızgın olduğunu söyleyebilirim; bunu anlamak için zaten müneccim olmaya gerek yok. Empati yapan her kadın anlayabilir; hem sevgilinden ayrılacaksın hem de çocuklarını almak için seni mahkemeye verecek, berbat bir his olsa gerek. Deniz'e inandım ben, sevdim; mutlu olsun istiyorum. Huzurlu olsun, üzülmesin...
Öte yandan Reha Muhtar'ı uzun zamandır tanıyorum ve nasıl oluyor da bu kadar acımasız olabiliyor anlamaya çalışıyorum. Neden ve nasıl bu kadar öfkeli, ne biliyor, ne saklıyor, ne yapmak istiyor olabilir?

SORMAK İSTİYORUM...
Hiç konu etmediler ve normal yolla  ikizleri olduğunu ima ettiler ama ben bebeklerini isteyerek yaptıklarını biliyorum. Reha Muhtar önce aşık olduğu, hemen ardından çocuk sahibi olmak istediği, güzelliğinden bahsederken gözlerinin ışıldadığı kadına nasıl oluyor da dava açıyor? Reha Muhtar'la Deniz Uğur'la tanıştığı hafta tesadüfen Lucca'da karşılaşmış ve yemek yemiştik. Deniz'i nasıl anlattığını duymalıydınız...
Ayrılığın ardından Muhtar'ın yazdığı yazılar ne kadar hüzünlüydü, okuyunca içim burulmuştu, sevdiği kadına sonsuza dek veda ediyordu!
Reha Muhtar'a sormak istediğim yüzlerce soru var; 'neden, neden, neden'lerle başlayacak olan.
Öyle bir kitap ki bu, hangi kahramanı seveceğinize ve inanacağınıza karar veremiyor, okudukça bir sürprizle karşılaşıyorsunuz. Kitap bitecek bir gün elbette ama ağzımızda nasıl bir tat kalacak ve acaba kahramanlar yeni bir maceraya atılabilecekler mi?

Uluç ve Muhtar'ın asıl hesabı nedir?
Hıncal Uluç, röportajımın ardından Deniz Uğur'u destekleyen bir yazı yazdı. Elbette Reha Muhtar'a taş atan cümleler vardı içinde. Yazıyı okuyunca 'Acaba önceden nasıl bir sorunları ve alıp-veremedikleri var' diye düşündüm. Hemen arkasından Reha Muhtar, Hıncal Uluç'a oldukça ağır bir yazı döşenince çok öfkelendim. Deniz Uğur'dan hareket ediyorlar ama belli ki başka ve büyük bir sorun var ortada. Reha Muhtar, Hıncal Uluç'a 'Manevi bir çocuğun bile olmadığı için anlamazsın' diyor ve bu bana kalırsa kavgada söylenmeyecek bir söz. İkisi de ülkenin sevdiği, saydığı, takip ettiği isimler ama keşke hesaplarını Deniz'in yaşadıkları ve Sezen Aksu'nun söyledikleri üzerinden görmeseler...

En garip grip, 'Keçi Gribi' mi?
Yetkililer tarafından bir anda herkesin grip olması uzaylıların bir oyunu olarak açıklansa keşke. Uzaylı mikroplar, bu defa öyle bir mikrop bulmuşlar ki, giriyor ama çıkmıyor bünyeden. Yayın yönetmenimiz Özlem Akalan geçen hafta berbat haldeydi, kendisine sarılıp bağlılığımı dile getirdim ancak bu hareket benim de bir haftama sebep olacakmış; yapmaz olaydım! Hastalığın seyri bir garip, hiçbir şeyim yokken aniden ateşim çıktı ve öksürmeye başladım. Klasik gripte önce boğazı yanar insanın, genzi yanar, burun akmaya başlar; o arada gribi durduramazsan da göğsüne iner. Daha da kötüleşirsen ateş yapar. Bendeki hadise önce ateş, sonra öksürük ve hapşırma ve en son boğaz yanması şeklinde gelişti. İkinci gün yataktan çıkamayınca aile hekimine yollandım, çok tatlı bir kadın ve bana her defasında aile planlaması anlatmak istiyor! Benim derdim ise halk arasından 'keçi gribi' gibi olarak adlandırılan bu şirret hastalıktan nasıl korunuru anlamak. Doktor hanım bu hastalığa yakalanmamak için alışveriş merkezine asla gidilmemesi gerektiğini söyledi. İlla gidilecekse katiyen yürüyen merdivenlerin kenarları, tuvalet kapıları tutulmayacak, yeni alınan kıyafetler yıkanmadan giyilmeyecek, kıyafet deneme kabini havalanmamışsa içeri girilmeyecek... Elbette eve kapanmak da yersiz ama aile doktorum illa bünyeyi kuvvetlendirmek lazım dedi. Bir de hava soğuk olsa da cam-kapı açıp evleri havalandırmak lazımmış. Bir de iyi ki insanın kız arkadaşları varmış ve tavuk suyuna şahane çorba yapıp getirirlermiş...

HAFTALIK
- Berlucsoni geçen gün telefonla katıldığı bir televizyon programında sunucuya 'Televizyonu geneleve çevirdiniz' demiş, sunucu da 'Hödük' diyerek cevap vermiş. Ardından da kimse kimseyi mahkemeye vermemiş! Garip ama gerçek...
- Penelope Cruz'un bu hafta oğlu oldu. Kocası Javier Bardem, En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar'a aday gösterildi. Hayat sana 'Biutiful' Penelope'ciğim...
- 83. Oscar törenini James Franco ve Anne Hathaway sunacaklar. Uzun zamandır sunucu olarak komedyenleri tercih eden akademi bu defa iki genç oyuncuya görev vermiş. James Franco aynı zamanda En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar'a aday... Franco 'olay'...
- Gaylerin hayran olduğu 1978 doğumlu James Franco, Oscar'a '127 Hours' ile aday, film aynı zamanda En İyi Film dalında yarışacak 10 filmden biri. Oscar adayları açıklanınca bizim 'aydın' köşeciler twitter'dan filmler hakkında yorumlarını yarıştırmaya başladılar. E, nerede kaldı korsana savaş? Sektörü ayakta tutuyoruz billa...

<p>İki ülke arasında gerçekleştirilen istikşafi görüşmelerin 61. turu tamamlandı. Bir sonraki turun

Atina ile hangi konular masada?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

40 kilometrelik alanı kaplayan Nazik Gölü'nün yüzeyi buzla kaplandı

Muğla'da tarım alanları su altında kaldı