• $7,4126
  • €9,0363
  • 441.833
  • 1542.45
11 Şubat 2012 Cumartesi

Bir ahkam kesme yazısı... Seviyorum öyleyse yokum

Erkekler artık kadınlar için emek vermiyor, asıl sebep bu. Bir de kadınların tahammülsüzlüğü var. Sonuçta şiddetli geçimsizlik nedeniyle mahkemeye başvuranların sayısı gün geçtikçe artıyor. Nasıl oluyor da deliler gibi aşık olduğunuz kişiden ufacık bir pürüzde vazgeçiyorsunuz? Ey aşk neredesin şimdi?

Geçtiğimiz hafta bir elektronik postayla düştü magazincilerin gündemine oyuncu Tuba Ünsal, kocasından ayrılmak üzere olduğunu haber veriyordu. Hislerimin hiç kuvvetli olmadığına kanaat getirdim bir kez daha, evlilik haberlerini aldığımda 'İşte bitmeyecek bir aşk' demiştim. Belki de aşkları bitmedi diyebilirsiniz, evlilikleri bitiyor çünkü yine bana göre aşkı bulduğun zaman kaybetmezsin...
Durup da annelerimize bir bakalım mı? Çok geri gitmeye, ansiklopedilere sarılmaya, birbirinden anlı şanlı ve bilmedikleri hiçbir şey olmayan ilişki uzmanlarımıza sormaya gerek yok.
Anneler bu işi nasıl kotardılar? Babalar çok mu şahane, çok mu anlayışlı, çok mu tatlı dilli, çok mu cömert, çok mu sadık, çok mu mükemmeldiler? Hayır!
Bir dönem erkeklerin daha anlayışlı olduklarını da kabullenemiyorum, onlar hep analarının kuzusu, hep mızmız, ilgi alaka bekleyen, kaprisli, idare edilmesi gereken ve katiyen büyümeyen adamlardı.
İş annelerde bitiyordu. Erkekleri oldukları gibi kabul ediyor, bir beklentiye girmiyor, evimin direği olsun gerisi önemli değil diyorlardı.
O direklere ne oldu da direkten önceki hallerine, özlerine döndüler ve o kadınlara ne oldu da erkekleri idare etmekten vazgeçtiler? 'Direkler arası' yolculuk da nedir bilmedi annelerimiz. Onlar ailelerinin uygun bulduğu adamı sevdiler, ses etmediler. İlk tanıdıkları direkle yaşadılar, kimi mutlu oldu kimi mutluymuş gibi yaptı. Bir yastıkta kocadılar, öyle ya da böyle.
Annelerimiz iyi mi yaptı; hayatlarını sevmedikleri bir adama da adadılar kimi zaman, çocukları için her türlü fedakarlığı yaptılar
Annelerimiz için üzüldük, aşık olamadılar diye, çalışmadılar, bir meslek sahibi olamadılar, kocalarına karşı gelmediler ve ezildiler diye, önceliklerinden vazgeçtiler, şimdi bu yüzyıldan bakınca hiç 'yaşamadılar' diye.
Devran döndü, yeni annelere bir haller oldu. Onlar için sevindik; eve kapanmıyor, kendi paralarını kazanıyor, kocalarına itiraz edebiliyor, hatta canlarına tak ederse vurup kapıyı gidiyorlardı.
Devran bir daha döndü; en yeni anneler; kocalardan koca beğenmedi, daha iyisi vardır diye eldekinden oldu, çalışacağım derken kadınlığından oldu, en vahimi de tüm bunları yaparken kadınlığından oldu...
'Yaşasın hepimiz feministiz' diye bağırıp çağırırken, 'aman da artık biz 'olduk' diye haykırırken, bu durumun aslında adamlara yaradığını göremedik.
Adamlar, kadınlar için uğraşmaz oldu, emek vermez, jest yapmaz, sabretmez oldu. Yeni nesil bu adam, 'homo hominus stupidus', yeni nesil kadın 'homo hominus freedomus' karşısında galip gelmişti.
'Merhaba senden çok hoşlandım, hatta aşık oldum' diye başlayıp bir günde aynı evde yaşamaya, bir haftada evlenmeye, bir ayda da boşanmaya başladılar. Kolaydı çünkü; biri ilgiden, alakadan ve kadın sayısının çokluğundan sersemlemiş, öteki özgür kız numarasını fena halde yutmuştu...
Evlilik hayatın anlamı değil elbette ama aşk öyle. Aşkı yaşanır hale getirmek ve aşkla yaşamak ne 'stupidus'un ne de 'freedomus'un harcı. Annelerimiz belki bizim yaşadığımız büyük aşkları yaşamadılar ama babalarımıza öyle bir sahip çıktılar; babalarımız annelerimizi öyle bir kanatları altına aldılar ki; bu devrin bütün adamları-kadınları bir araya gelse, üst üste çıksa yıkmayı başaramaz.
Son söz olarak 14 Şubat dileğim gelsin, hepiniz anneniz gibi olun, babanız gibi kocalar bulun...

Haftalık
- Şahnaz Çakıralp ve boşandığı kocası Prof. Dr. Murat Öncel kadar şaşırdığım iki insan olmadı son zamanlarda. Nasıl bir alıp, verememe halidir bu anlayamadım. Sizi gündemi boş yere meşgul eden 'boşanamayasıcalar' sizi...
- 'Grey's Anatomy' dizisi oyuncusu Ellen Pompeo, müzik yapımcısı Chris Ivery ile evli. New York'ta SoHo Bar'da çalışırken keşfedilen oyuncunun kızı Stella Luna, 2009 doğumlu. Fotoğrafta annesi görünmüyor lakin bebiş annesinin gözlüğünü takarken görülmekte ama bu kızın tatlılığına ne demeli, yemeli mi yememeli mi?
- Ahu Tuğba'nın kızı Anjelik'e de bakalım o halde... Madem ünlülerin çocuklarına değindik. 'Fekat' diyecek şey bulamadım... Annesine benzemeli mi benzememeli mi?

<p>Peki, reform paketlerinde gelinen son durum ne? Hukuk ve  ekonomide hangi başlıkları konuşacağız?

Reform paketlerinde son durum ne?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Yeni nesil 3 Fırtına obüsü Akar'ın katıldığı törenle TSK'ya teslim edildi

İşte Galatasaray'ın gündemindeki golcü oyuncular