• $32,3607
  • €34,4602
  • 2438.65
  • 9814.19
19 Ocak 2024 Cuma

Türkiye'nin büyük planı

Son bir ayda Irak'ın kuzeyinde PKK'lı teröristlerce askerlerimize karşı yapılan üç saldırıda 21 şehit vermemiz, terörle mücadelede yeni stratejilerin uygulanmasını da hızlandırdı. Aslında Irak'ın kuzeyindeki dağlık alanlarda son bir ayda teröristlerce askerlerimize yönelik ondan fazla saldırı girişiminde bulunuldu ve bunların üçü hariç diğerleri daha başlamadan askerlerimiz tarafından başarılı bir şekilde püskürtüldü, hatta saldırı girişinde bulunan teröristlerin büyük bir bölümü de etkisiz hale getirildi. Ancak bu olaylar sonucunda Irak'ın kuzeyindeki dağlık bölgelerde alan hakimiyetinin tam olarak ve daha güvenli bir şekilde sağlanması gerektiği de ortaya çıkmış oldu. Özellikle Türkiye'nin 2019'dan beri yürüttüğü pençe operasyonlarıyla yok olma noktasına doğru hızla sürüklenen PKK terör örgütünün kötü hava şartlarında teknik imkanlarla desteklenerek noktasal saldırılar yapabilme kabiliyetine kavuşturulabilmesi bölgedeki askerlerimiz için risk oluşturmaktadır. Bu nedenle öncelikle alanın operasyonlarla tamamen temizlenmesi müteakiben Metina- Hakurk hattının daha da güneyine inilerek Gara- Zap hattına kadar olan dağlık bölgede daimî kalekollar inşa edilmesi yakın gelecekte son derece muhtemel görünüyor. Tarihinde haydutluk ve eşkıyalığın kültür olduğu bir coğrafyayı Türk Silahlı Kuvvetleri'nin kontrol altına alması aynı zamanda siyasal sonuçlar da üretebilecek son derece stratejik bir olaydır. Irak'ın kuzeyindeki dağlık alanın kontrol edilmesi demek Irak'ın ve Suriye'nin de kontrol edilebilmesi anlamlarına gelmektedir. Kuzey sektöründe dağlık alanın kontrol altına alınması ve buradan terör varlığının sökülüp atılması tamamlandıktan sonra ikinci safhaya geçilebilir. İkinci safhada öncelikle Süleymaniye- Kerkük- Sincar hattında yuvalanmaya çalışan terör örgütünün tamamen yok edilebilmesi için bölgedeki yerel unsurlarla işbirliği yapılması ihtiyacı vardır. Türkmenler, Barzani ve Talabani güçleri ile birkaç Arap aşireti bölgedeki yerel unsurları oluşturmaktadır. Çoğu zaman aralarında şiddete varan rekabet ve çatışmaların da olduğu bu yerel unsurlardan bir bölgesel yönetim ortaya çıkamıyor. Aslında kâğıt üzerinde var olan bölgesel yönetim egemen olamadığı için bölgedeki PKK varlığının gelişmesini durduramıyor. Hatta şu anki Talabani yönetiminin İran ve ABD desteğiyle PKK'yı ciddi şekilde destekledikleri bilinmekte. Hal böyle olunca Türkiye'nin bölgedeki terör varlığını yok edebilmesi için mevcut yerel aktörleri yanına çekmesi, Türkiye ile birlikte PKK'ya karşı mücadele etmek istemeyenleri ise milli güç unsurlarını çok yönlü şekilde caydırıcı olarak kullanmak suretiyle, yani gerekirse anladıkları dilden konuşarak ikna etmesi gerekmektedir. Bu siyasal dizaynın oluşabilmesi için duruma bağlı olarak PKK ile işbirliği halinde olan yerel aparatların üzerindeki baskı kademeli olarak artırılmalıdır. Müteakiben bölgedeki stratejik noktalarda tesis edilecek askeri üslerimizin sayıları artırılarak paydaş durumundaki yerel unsurların silahlı güçleri daha etkin şekilde desteklenebilir. Bunun için gerekirse bölgeye hem Merkezi Irak Yönetimi hem de yerel unsurlarla koordine edilerek zırhlı ve mekanize birliklerden oluşacak ilave Türk Silahlı Kuvvetleri unsurları konuşlandırılabilir ki daha önceden de yapıldığı gibi hareketli ve çevik askeri unsurlarımızın Silopi istikametinden bölgeye girişleri son derece kolaydır. Ayrıca bu konuda hiçbir devletin bize ambargo veya sınırlandırıcı kotalar koyabilme şansı da yoktur, çünkü Altay tanklarını ve zırhlı muharebe araçlarını yerli ve milli olarak kendimiz üretiyoruz. Irak'ın kuzeyindeki bu faaliyetler Suriye'deki terör yapılarının beslenmesini büyük ölçüde keseceği için buradaki gelişmelerin Türkiye'nin Suriye'deki Tel Rıfat, Münbiç, Ayn El Arab ve Kamışlı bölgelerine yapmayı planladığı yeni operasyonlar için ciddi bir zemin oluşturması da son derece muhtemeldir. Sonuç olarak bölgedeki istikrarsızlığın her geçen gün daha da arttığı bir dönemde yakın gelecekte Türkiye'nin terörle mücadelesinde önemli gelişmelerin olmasını bekliyoruz.

<p>Anadolu Yayıncılar Federasyonu (AYF) Başkanı Sinan Burhan, Filistin'de bugüne kadar 140 gazetecin

Sultanahmet Meydanı'nda Gazze'de öldürülen gazeteciler anılacak

Antalya'da teleferikte mahsur kalanları kurtarma çalışmaları devam ediyor

İstanbul'da insan trafiği!

Hasankeyf'te bayram tatili yoğunluğu