• $28,8967
  • €31,6833
  • 1898.84
  • 8022.3
2 Haziran 2023 Cuma

Türkiye'deki seçimlerin dış politikaya yansıması

Dünya nefesini tuttu Türkiye'deki Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerini izledi. Sadece izlemekle kalmadı Türkiye'deki seçimleri etkileyebilmek amacıyla el birliğiyle çalışıp Türkiye'deki toplumsal algıyı mevcut hükümetin aleyhine çevirmeye çalıştılar. Yabancı dergilerde, gazetelerde CB Erdoğan'a karşı hakarete varan yazılar yayınlandı, resimler ve karikatürler basıldı. ABD ve Batı'daki bazı kritik kişilerden mevcut siyasal iktidarın aleyhine söylemler yapıldı, demeçler ifade edildi. Ama sonuçta CB Erdoğan kazandı. Tersten okuyacak olursak ABD ve Batı kaybetti.

ABD ve Batı'nın Türkiye'deki seçimlere aktif veya örtük müdahalesinin sebebi, CB Erdoğan'ın her türlü emperyalist dayatmaya karşı dik durması, Türkiye'nin çıkarlarından ve hedeflerinden taviz vermemesidir. Doğal olarak kendi çıkarlarına engel gördükleri Erdoğan'ı bugüne kadar anti demokratik yollarla deviremeyince şimdi yeni bir taktik kullanarak görevden uzaklaştırmak istediler. Bunun için CB Erdoğan hakkında bir taraftan dış basın üzerinden kara ve çirkin propaganda yapılırken diğer taraftan iç siyaset dizayn edilmeye çalışıldı ve bu kapsamda Türkiye'nin can düşmanı PKK-HDP seçim sürecindeki siyasi oluşumların kilit partisi konumuna getirilmek istendi. Seçimlerin iç siyasete etkilerine sonraki yazılarımda değineceğim ama şimdi öncelikle dış politikaya yansımaları nasıl olacak biraz buna değinmek istiyorum.

Türkiye'ye karşı oluşturulan emperyalist şer ittifakını bir bütün olarak değerlendirmek gerekir. Yani dışarıdaki hiçbir aktör bir diğerinden bağımsız hareket etmez. Hedef aldıkları ülkeye topyekûn saldırırlar ve topyekûn harekete geçerler. Hatırlatalım 27 Ocak 2023 tarihinde ABD büyükelçiliğinin Türkiye'de terör eylemi olacak açıklaması yaptıktan sonra ABD, Hollanda, İsviçre, İsveç, İngiltere, Almanya, Belçika, Fransa ve İtalya'nın İstanbul'daki konsolosluklarını kapatması bunun bir örneğini teşkil eder. Dış politikada da durum aynıdır. Şayet ABD size bir silah vermiyorsa Batı ülkelerinden de alamazsınız. ABD ve Batı PKK'yı destekliyorlarsa bunu istisnasız hepsi yapar. Türkiye'nin aleyhine olacak ne kadar düşman unsur varsa hepsi bu unsurlara bakar, ilgilenir.

Fakat seçim ABD ve Batı'nın istediği gibi sonuçlanmadı. Bu nedenle dış politikada da çok önemli değişimlerin sinyallerini almaya başladık. Emperyalizm böyle bir şeydir. Sizi yok edebilirse eder, edemez ise pişkin pişkin gelip sizinle anlaşmaya çalışır, hatta elinizi öper. Şu an işte bunu yaşıyoruz. CB Erdoğan özelinde asıl hedefin bütün Türkiye olduğunu bilelim. İlk olarak ABD başkanı başta olmak üzere Batılı ülke devlet başkanlarının CB Erdoğan'ı kutlamak için sıraya girmeleri dış politikadaki yeni değişimlerin de habercisi gibi. Özellikle Türkiye'ye karşı oluşumların temel aktörünün ABD ve J.Biden yönetimi olduğunu düşünecek olursak, kutlama yapan devlet başkanları içerisinde ilk üç sıra içinde ABD'nin olması son derece manidardır. Hatırlayın ABD Başkanı J.Biden başkan seçildikten sonra CB Erdoğan'a bir süre randevu vermemişti. O zamandan bugüne kadar çok şey değişmiş olacak ki J.Biden ve ekibi apar topar ve seçim sonrası ilk günde Sayın Cumhurbaşkanı'nı aramak istediler. Ayrıca Avrupa ülkeleri de benzer şekilde davrandılar. Daha düne kadar zehir saçan ABD ve Avrupa medyasının, seçimden bir gün sonra adeta CB Erdoğan ve Türkiye'ye methiyeler düzmesi yine yeni dış politikadaki değişimlerin habercisi gibi.

Türk milleti 14 ve 28 Mayıs seçimlerinde emperyalizme dur demiş, emperyalistlerle Türkiye'nin aleyhine iş tutanları sandıkta adeta cezalandırmıştır. Artık ABD ve Batı'nın Türkiye ile anlaşmaktan başka çareleri de kalmamıştır. E tabii ki Türkiye ile anlaşabilmek için de taviz vermeleri gerekecektir. Bu bağlamda dış politikadaki en hızlı gelişmenin ABD'nin bize F-16 ve F-35'leri vermesi olabilir. Daha sonra Kenya'da bölücü başının 14 Şubat 1999 tarihinde Türkiye'ye teslim edilmesi gibi şu an ki PKK yöneticilerinin de Türkiye'ye teslimi konusu gündeme gelebilir. Suriye'de demokratik bir devletin kurulması ve Irak'ın istikrarlaştırılması söz konusu olabilir. Montrö'nün delinemeyeceğini anladığı için ABD ve Batı'nın alternatif yollara yönelmesi muhtemel olsa da tek seçeneğin Türkiye olduğunu onlar da çok iyi biliyorlar. Sonuç olarak yeni Türk dış politikası Türk milletinin milli çıkarlarının daha çok öncelendiği, milli hedeflerinin daha çok esas alındığı bir eksende gelişecek gibi görünüyor. Bunun sebebi yüce milletimizin Sayın Cumhurbaşkanı'na olan teveccühü ve Türkiye'nin en az beş yıl daha istikrarını muhafaza edecek olmasından kaynaklanmaktadır. Ülkemize hayırlı olsun.

<p></p><p>Çanakkale'nin Yenice ilçesinde sağanak nedeniyle İncesu ve Başaklar derelerinin taşması so

Çanakkale'de şiddetli yağışlar nedeniyle dereler taştı

Böyle balık tutma yöntemi görmediniz! İzleyenler gözlerine inanamadı

Edin Dzeko'dan itiraf! ''Fenerbahçe'ye gelmemin en büyük nedeni...''

İstanbul Arnavutköy'de İETT durağında dehşet! Oğlunun ölüm yıl dönümünde eski dünürüne kurşun yağdırdı