• $28,9919
  • €31,2252
  • 1866.62
  • 7913.76
4 Ağustos 2023 Cuma

Rusya'nın yeni Ukrayna stratejisi

23 Nisan 2023 tarihli "Ukrayna Savaşında A-Politik Etkiler" başlıklı yazımda özellikle bundan sonra Rusya üzerinde Ukrayna cephesinde artacak baskının Rusya'nın savaşı genişletmek için Sırbistan ve Belarus üzerindeki baskısını artırabileceğinden bahsetmiştim. Ukrayna Savaşı'nda artık yeni bir safhaya girildi. ABD ve Batı'nın sürekli Ukrayna'ya yardım ederek Rusya'yı zayıflatmak planına karşı Rusya savaşı değil ama sınır çatışmalarını Ukrayna dışında özellikle Polonya, Estonya, Litvanya ve Letonya hattına yaymaya başladı. Şimdilik sadece Polonya sınırında bazı gerginlikler yaşansa da bunun daha kuzeye yayılma ihtimali mevcut.

Rusya'nın çatışma alanını genişletme stratejisinin amacı ABD ve Batı'nın Ukrayna'ya olan desteğini azaltmak. Şayet Ukrayna dışındaki diğer ülkelerin sınırlarında birtakım çatışmalar yaşanırsa zaten eski Sovyetler'den bağımsızlığını kazanmış bu ülkelerdeki var olan Rus korkusu daha da artacak ve bu ülkelerin ABD ve diğer Avrupa ülkelerinden özellikle askeri silah, teçhizat, malzeme ve diğer destek talepleri daha da yükselecektir. Aynı zamanda bu ülkelerde artacak Rus korkusuna bağlı olarak insanların yönetimler üzerindeki baskılarında da artışlar meydana gelecektir. Şayet bu durum normal sınırların üzerine çıkarsa eski Sovyetler dönemini bilen bu ülke halklarının psikolojik olarak dirençlerinin de kırılması söz konusu olabilir. Çok paradoksal bir durum gibi gözükse de süreci iyi yöneten kazanacak gibi duruyor. Fakat her halükârda ABD ve diğer Avrupa ülkeleri Ukrayna dışındaki Rusya sınırında bulunan şimdilik dört ülkeye daha fazla askeri yardım yapmak zorunda kalacaktır. Bu durumda da Ukrayna'ya sağlanan desteğin azalması söz konusu olabilir. Şayet Ukrayna'ya olan destek azalırsa Rus ordusunun Ukrayna ordusunu yenmesi ve Ukrayna içlerine doğru ilerlemesi de ihtimal dahilindedir. İşte Putin'in yaptığı hesap ve yeni stratejisi bu.

Burada merak edilen önemli hususlardan bir tanesi de Rusya'nın taktik nükleer silah kullanıp kullanmayacağı sorusudur. Geniş kapsamlı ve topyekûn konvansiyonel bir savaş olmadıkça taktik nükleer silahların kullanılması pek mümkün değildir. O yüzden ikinci safha diyebileceğimiz Ukrayna Savaşı'ndaki yeni durumda taktik nükleer silahların kullanılmasını öngörmüyorum. Ancak Ukrayna'nın güneyinde ve Dinyeper Nehri üzerindeki Kakhovka Barajı'nın patlatılmasında olduğu gibi veya Zaporijya Nükleer Santrali'nin patlatılması ihtimali gibi asimetrik savaş yöntemlerine daha fazla başvurulması söz konusu olabilir.

Bu durumun Türkiye'ye etkisine bakacak olursak Rusya'nın Ukrayna savaşındaki yeni stratejisi, ABD ve Batı'yı Rusya'yı güneyden çevirmek amacıyla Karadeniz'e kuvvet aktarmaya daha fazla zorlayabilir. Doğal olarak böyle bir senaryo Türkiye'yi de yakından ilgilendirmektedir. Türkiye'nin Montrö anlaşmasını uygulamaması yönünde baskılar artabileceği gibi provokatif birtakım olaylarla Türkiye ile Rusya arasında gerginlikler oluşturup Türkiye'nin Montrö'yü NATO lehine bypass etmesini sağlamak için bazı istenmeyen olaylar da meydana gelebilir. Buna karşı çok dikkatli olmak lazım. Montrö anlaşması bu dönemin en önemli anlaşması durumuna gelmiştir ve çok hassas dengeleri korumaktadır. Bu bağlamda Sayın Putin'in ağustos ayında Türkiye yapacağız ziyaret sadece Ukrayna savaşı veya Avrupa'nın güvenliği açısından değil aynı zamanda Kafkaslar'da Karabağ sorununun halledilmesi, Suriye'de Türkiye'nin uygulamak istediği yeni politikanın geliştirilmesi ve tahıl krizinin aşılabilmesi bakımından da son derece önemlidir. Bunun dışında Türkiye'yi NATO çizgisinde doğal olarak ABD ekseninde yürümeye zorlayacak başka simetrik veya asimetrik yöntemlerin artık sonuç vermeyeceği küresel emperyal güçler tarafından da anlaşılmıştır. Bu saatten sonra özellikle Türkiye'nin savunma sanayii alanında erişmiş olduğu seviye Yunanistan ile Türkiye arasında yeni krizlerin meydana gelmesini önlediği gibi Türkiye'nin Ege ve Akdeniz'de kesin olarak durum üstünlüğünü sağlamasının da önünü açmıştır. Türkiye'nin milli güç kapasitesinin artışına bağlı olarak ortaya çıkan bu yeni politik zemin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin devlet olarak tanınması ve bölgedeki başta enerji olmak üzere hak ve çıkarlarımızın korunmasında da yeni fırsatlar sunmaktadır. Bize karşı yıllardır destekledikleri ve kullandıkları terör aparatlarından da artık küresel emperyal güçlerin sonuç alması mümkün değildir.

<p></p><p>Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğünün desteklediği festivalin açılışına, sa

11. Boğaziçi Film Festivali'ne yoğun ilgi

BİM 12 Aralık 2023 aktüel ürünler kataloğu

Gazze güneş batmadan karanlığa gömülüyor... İşgalci İsrail'in durmayan vahşeti

İşgalci İsrail'den Gazze'ye yeni saldırı