• $8,058
  • €9,6752
  • 460.376
  • 1408.14
02 Mart 2021 Salı

Kafkaslarda küresel güç mücadelesi Ermenistan olacak

Dr. Eray Güçlüer
Dr. Eray Güçlüer
Dinle
YAZARIN SAYFASI

25 Şubat'ta Ermenistan'da genelkurmay başkanı ve kuvvet komutanlarının da içinde bulunduğu 60 generalin bir muhtıra yayınlayarak hükümetin istifa etmesini istemesiyle başlayan darbe krizi, iki gün sonra Ermenistan Cumhurbaşkanı Sarkisyan'ın genelkurmay başkanını görevden almayı reddetmesiyle yeni bir boyut kazandı. Ermenistan başbakanı Paşinyan'ın taraftarlarıyla sokaklara inmesi, darbe çağrısında bulunan askeri kanata karşı güçlü bir sosyal hareket de oluşturamadı. Ancak polis güçlerinin Paşinyan'ın yanında yer almalarının kısmi bir denge oluşturduğunu söylemek mümkün. Dolayısıyla Ermenistan'da saflar netleşmeye ve kriz daha da derinleşmeye başladı. Bunu sadece bir hükümet krizi veya siyasal bir problem olarak görmek yanlış olur, zira Ermenistan'ın iç dinamiklerinden ziyade yaşanan olaylarda iç dış dinamiklerin daha etkili olduğu söylenebilir.

2018 yılı mayıs ayının ilk haftasında geniş sokak eylemleri ile o dönemin mevcut hükümeti üzerinde baskı kurmak suretiyle ABD tarafından başbakan seçtirilen Paşinyan, Ermenistan'ı kaybedeceği bir maceranın içine sürükleyerek Azerbaycan'la savaşa soktu. Azerbaycan ordusunun ezici üstünlüğü ile Ermeni ordusunun büyük bir bölümünü kaybeden Paşinyan, yaşanan askeri, ekonomik, siyasal ve psikolojik kayıpların sorumlusu durumunda. 27 Eylül'de Karabağ savaşının başladığı günlerde Paşinyan bu savaşın çok yönlü sonuçlarını kaldıramayacağını ve gitmek zorunda kalabileceğini ifade etmiştim. Şu anki yaşananlar bu durumun habercisi gibi görünüyor. Bu noktada ABD ve Rusya'nın güç mücadelesine sahne olan Ermenistan'da bundan sonra neler olacak sorusu önem kazanmış durumda. Neredeyse tamamı Rus Harp Okullarından yetişmiş Ermeni ordusu ile Paşinyan'a bağlı ABD yanlısı sivil aktörlerin mücadelesinde öne çıkan husus, bundan sonraki sürecin kısa sürmeyeceğidir. Küresel güçlerin Irak, Suriye, Libya, Ukrayna örneklerinde olduğu gibi bölgesel mücadelelerde durum üstünlüğünü sağlamaları çoğunlukla mümkün olmaz, olsa da kısa sürede gerçekleşmez. Rusya için Kafkaslar hayati çıkar alanlarıdır. Eğer Ermenistan üzerinde başlayan Rus-ABD mücadelesinde Rusya kaybederse öncelikle Karabağ'daki Rus askeri varlığı sorgulanır hale gelir ve müteakiben Hazar havzasına doğru gelişecek ABD hakimiyeti sebebiyle Rusya ve Çin'in güneyden kuşatılması söz konusu olabilir. Böyle bir durumda ise Ortadoğu'daki yangın Rusya ve Çin ana karalarında sıçrayabilir, bu sebeple Rusya ve Çin derinleşecek krizin seviyelerine bağlı olarak Kafkaslarda oluşacak ABD nüfuz alanlarına askeri güç kullanmak durumunda da kalabilirler. Görüleceği üzere Ermenistan'daki olayların domino etkisiyle Rusya ve Çin açısından kabul edilemeyecek sonuçlar doğurma ihtimali her iki ülkeyi tedirgin etmektedir. Bu açıdan bakıldığında bu günlerde Ermenistan'da yaşananları yakın gelecekte yaşanması muhtemel Kafkas Baharının ayak sesleri şeklinde yorumlamak da mümkündür. Bu yüzden Rusya ve Çin'in ABD'yi Ermenistan-İran hattında durdurmak için yoğun bir çaba sarf edecekleri ön görülebilir.

Mevcut duruma göre söylenecek ikinci önemli husus ise Ermeni toplumunun tavrı sürecin yönünü belirlemede önemli bir rol oynayacak gibi görünüyor. Halen perişan halde büyük ekonomik ve sosyal sorunlar yaşayan Ermeni toplumu ne ABD yanlısı Paşinyan'a ne de Rus yanlısı Ermeni komuta heyetine güveniyor. Bundan sonraki süreçlerde halkı özellikle Paşinyan'ın tarafına itecek bazı olaylar yaşanabilir. Ancak her iki küresel güç de şiddet içerikli olaylar üzerinden karşı karşıya gelmemeye dikkat etmekteler. Fakat bu durum ne kadar devam eder belli değil. Şayet Paşinyan üzerinden ABD durum üstünlüğü yakalarsa başta Ermeni ordusu ve Rusların etkin olduğu kamusal alanlar olmak üzere çeşitli sektörlerde birtakım tasfiyeler yaşanabilir.

Ermenistan'da oluşan şimdiki kriz durumunun genel bir istikrarsızlığa dönüşmesi halinde bunun bölgesel etkilerini de değerlendirmek gerekir. Öncelikle bundan en çok İran'ın etkileneceğini ifade edebilirim. Tebriz merkezli İran'ın kuzey bölgesinin sosyopolitik ve demografik yapısı bu tür bir istikrarsızlık için son derece hassas durumda. Güney Azerbaycan olarak da adlandırılan bu bölge aynı zamanda Ermenistan'la da bağlantıyı sağlayan bir yer. Türkiye-Nahcivan-Azerbaycan hattında oluşan güçlü bağlar ve yaşanan çok yönlü olumlu gelişmeler Azerbaycan'ın istikrarsızlaşmasını önleyecek kapasitede. Daha açık bir ifadeyle muktedir bir iktidarla milli güç unsularını orkestra uyumuyla yöneten bölgenin en güçlü ülkesi Türkiye, Azerbaycan'ın istikrarsızlaşmasına asla müsaade etmeyecektir. Bu nedenle Azerbaycan'ın bundan sonraki süreçte Hazar havzasında çok farklı ve çok önemli bir yeri olacaktır. Ancak bölgedeki istikrarsızlık nedeniyle oluşabilecek boşluk alanlarını terör örgütlerinin doldurması ve Ermenistan'dan yaşanabilecek olası göçleri de dikkate almak zorunluluğu vardır. Belki de Türkiye açısından en önemli sonuç ise ABD etkisiyle Ermenistan-Azerbaycan hattında zayıflayacak Rusya'nın başta Karabağ olmak üzere Kafkaslarda, Suriye'de ve Libya'da Türkiye'ye daha fazla alan açmak durumunda kalması olacaktır. Elbette aynı durum İran için de geçerlidir. Türkiye'nin Gara operasyonuyla ortaya koyduğu yeni mücadele potansiyeli küresel güçlerin elindeki terör aparatlarının artık daha fazla kullanılabilir olmasını da ortadan kaldırmıştır. Bu nedenle hem Irak ve hem de Suriye'de yeni bir siyasal iklimin Türkiye'nin belirlediği önceliklere göre oluşma ihtimali artmıştır.

<p>Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias ile görüşmesinde ger

Dendias provokasyon için mi geldi?

Milli Savunma Bakanlığı fotoğrafları paylaştı

''Baharın müjdecisi'' leylekler Bingöl'e renk kattı

Bozuk parayla öyle bir şey yaptı ki görenleri hayrete düşürdü