• $28,9174
  • €31,3099
  • 1883.16
  • 8087.24
18 Haziran 2023 Pazar

Amerika önleyici vuruşlara hazırlanıyor

11 Eylül 2001 tarihinde ABD'ye yapılan geniş kapsamlı terör saldırılarından sonra ABD'nin yeni stratejisi Preemptive Strike olarak da adlandırılan "Önleyici Vuruş" oldu. Önleyici vuruşla kastedilen ABD dünyanın herhangi bir yerinde kendisine tehlike olabilecek bir şey gördüğünde bu tehlike olarak nitelendirilen şey harekete geçmeden onu vurmak, önceden hedefi yok etmek anlamına gelmektedir. Önleyici vuruşları yapabilmek için de en etkili silah doğal olarak hava kuvvetleridir. ABD'nin Afganistan'a, Irak'a, Libya'ya müdahaleleri hep bu kapsamda gerçekleşmiştir. Ancak bir de bunun öncesi var biraz buna da değinmek isterim.

Hazırlık dönemi olarak da ifade edilebilecek olan Sovyetlerin dağıldığı 1990 ila 2001 yılları arasındaki dönem yeni küresel sistemin oluşturulması için atılacak adımların olgunlaştırıldığı yılları kapsamaktadır. 1990 yılında Sovyetler dağıldıktan veya dağıtıldıktan sonra NATO ve BM için iki kutuplu dünya düzeninden farklı yeni tehditler ortaya kondu. Bunların başında da terör ve göç gelmekteydi. NATO'nun yeni konseptlerinde ve BM'lerin İnsani Gelişim Raporlarında hep bu husus öncelikle yer aldı ve üye ülkelere kabul ettirildi. Sonuçta bu yeni tehditler sayesinde ABD ve Batılı emperyalist güçler uluslararası sistemde ülkelerin iç işlerine karışmak ve bazı ülkelere müdahale edebilmek imkanına kavuştular. Hatta bu yöntem uluslararası hukuka rağmen ülkelere müdahalenin de meşru bir istisnası haline geldi. Hatta bununla da yetinmediler, ülkelere müdahale için yapacakları masrafları da NATO, BM ve diğer uluslararası organizasyonların bütçelerinden karşılayarak trans-nasyonel güçler için yük paylaşımı da elde ettiler. 2001 yılından itibaren de uluslararası ortamda hazırladıkları siyasi ve hukuki zemini kullanarak birçok ülkede önce karışıklıklar çıkarıldı sonra da bu ülkelere müdahalelerde bulunularak kalıcı istikrarsızlıklar oluşturuldu. Halen ne Afganistan'da ne Irak'ta ne Suriye'de ne de Libya'da huzur ve barış var. Şimdi sıra Ukrayna'da.

Ancak Ukrayna'da durum biraz farklılaşmaya başladı. Önceki müdahalelerden farklı olarak ABD ve Batı'nın formal askeri güçleri ilk defa bu kadar yakınlıkta karşı karşıya geldiler. Bu durum bütün küresel sistemi etkileyebilecek hassas karşılaşmalara neden oldu. Karadeniz'de ABD İHA'sının düşürülmesi, Ukrayna savaşındaki esir takaslarında içerisinde esir alınmış ABD ve İngiliz askerlerinin de bulunması artık küresel güçlerin muharebe sahalarında da doğrudan temas halinde olduklarını gösteriyor. Bütün bunlar "duvarda asılı bir silah varsa bir gün mutlaka bu silah patlar" sözünü bizlere hatırlatıyor.

ABD şimdilerde bu silahı patlatacak yeni hamlelere hazırlanıyor. Ortadoğu'daki üslerine dünyanın en gelişmiş savaş uçaklarından biri olan ve hiçbir ülkeye satmadığı F-22 savaş uçakları konuşlandırarak Ukrayna dışında da Rusya'yla mücadele sahasını genişletmeye çalışıyor. Son bir hafta içinde Suriye üzerinde F-22'nin ABD'li pilotlarıyla SU-35'lerin Rus pilotları arasında it dalaşı yaşandığı gelen haberler arasında. ABD'nin ayrıca Polonya ve Estonya'ya da F-22 uçakları konuşlandırdığı biliniyor.

Dünya'nın en gelişmiş savaş uçaklarının son iki ayda cephe hattına en yakın noktalara konuşlandırılmalarının askerî açıdan bazı önemli anlamları var. Normal olarak savaş uçakları dahil gelişmiş uzun menzilli silahlar kendi güvenlikleri açısından menzillerinin üçte bir oranında cephe gerisindeki derinliklerde konuşlandırılırlar. Bunun tersi olabilecek hareketler yani bunların cephe hattına yakın yerlere konuşlandırılmaları daha uzun menzilde ve yakın sayılabilecek bir zaman dilimi içerisinde vuruş yapmaya hazırlandıkları anlamına gelir. İkinci tali anlamı ise Rusya'nın yaptığı güçlü bir saldırı hazırlığına karşı caydırıcılık sağlamak ve gerektiğinde karşı saldırı yapmak için hazırlık anlamına da gelebilir. Dolayısıyla Rusya ile ABD arasında ciddi sayılabilecek önemli gelişmeler olmaktadır. Dikkatle takip etmek gerekir. Zira bu tür küresel çatışmalara yol açabilecek askeri hareketliliklerin Türkiye'ye olabilecek en muhtemel etkisi Türkiye'yi de sıcak bir çatışmanın içine çekmeye çalışacak provokatif eylemlerin artması olabilir. Ayrıca Kosova-Sırbistan gibi kritik fay hatlarındaki travmatik gelişmeler yeni göç dalgaları ve yeni insani dramlara yol açabilir. Daha da kötüsü kaotik ortamlarda kontrolsüz kalacak silah ve cephanenin terör örgütlerinin eline geçme ihtimali de var ki bu durum bizi özellikle ilgilendirmektedir.

<p>Gaziantep'te polise silahla ateş açan şüpheli operasyonla gözaltına alındı. </p><p>Güzelyurt Maha

Gaziantep'te nefes kesen operasyon

Türkiye'nin tek su altı deniz parkı! Yıldızkoy'da mikroplastik tespit edildi

6 Aralık 2023 ŞOK aktüel ürünler kataloğu

Merapi Yanardağı kül püskürttü! Patlamalar nedeniyle 11 dağcı hayatını kaybetti