• $28,9222
  • €31,3482
  • 1886.23
  • 8087.24
3 Kasım 2023 Cuma

ABD'nin B Planı: 3. Dünya Savaşı çıkar mı?

Gazze'deki İsrail barbarlığı bütün hızıyla sürerken, ABD'nin sadece İsrail'i değil aynı zamanda geniş kapsamlı olarak Ortadoğu'yu takviyesi de devam ediyor. Her gün yeni silah, teçhizat malzeme ve en önemlisi yeni ABD askerlerinin bölgeye ulaştığı haberleri geliyor. Bu arada İsrail de boş durmuyor. Bir taraftan Gazze'ye yoğun şekilde hava bombardımanı yaparken diğer taraftan kara saldırılılarını artırmaya çalışmakta, yeni birlikler kurmaya ve kendisine tehdit olarak gördüğü Suriye, Lübnan ve Yemen'e karşı birtakım tedbirler almaya hatta tehditler savunmaya çalışıyor. Gelinen son aşamada bu takviyelerin artarak devam edeceği anlaşılıyor. Dolayısıyla artık bu meselenin sadece Gazze ile ilgili olmadığı açık seçik ortaya çıkmış durumda. O zaman küresel aklın asıl plan ne?

İsrail-Hamas çatışması sürerken doğal olarak dünyanın bütün ilgisi Gazze'nin üzerinde toplamış durumda. Dolayısıyla İsrail üzerinde oluşan uluslararası baskının azaltılması ve dikkatlerin başka noktalara çekilmesi önem arz etmektedir. Şayet dünyadaki ilginin Gazze üzerinden başka bir yere çekilebilmesi mümkün olursa İsrail'in Gazze'de insanlık dışı eylemlerini daha kolay yapabilmesinin de önü açılabilir. İsrail Başbakanı Netanyahu'nun ve ABD yönetiminin sürekli üçüncü tarafları uyarmaları ve bu kapsamda tehditler savunmaları boşuna değil. Bu kapsamda İsrail ve arkasındaki küresel güçlerin Gazze dışındaki B planlarının 3 aşamadan oluşması muhtemel görülüyor. Birinci aşamada İran'ın bölgedeki vekalet araçları olan Suriye, Lübnan ve Yemen'deki Şii silahlı güçlerin etkisizleştirilmesi, bunun için önce buraların havadan vurulması daha sonra sınırlı kara harekatlarının icra edilmesi söz konusu olabilir. Böylece dünyanın ilgisi Gazze üzerinden başka noktalara çekilmiş olacaktır. Zaten aşılamayan bir krizin ancak daha büyük krizlerle aşılabileceği kuralını da dikkate almak gerekir. İkinci aşamada İran'ın desteklediği vekalet güçleri ile İran arasındaki Ortadoğu devletlerinin istikrarsızlaştırılması gelir. Çünkü adı konulmasa da oluşan İsrail merkezli koalisyon güçlerinin çevre ülkelere yapacakları olası operasyonlar, diğer alanlardaki birbirlerine karşıt ve yönetimlerle ters düşen toplumsal grupları harekete geçirebilir. Yani İsrail çevresinde başlatılacak güçlü şiddet dalgalarının domino etkisiyle diğer ülkeleri istikrarsızlaştırması ihtimal dahilindedir. Bu da başlangıçtaki şiddet dalgasının daha geniş bağlamda yayılmasına ve nihayetinde vekalet güçleri yok olmuş veya zayıflamış İran'ın daha da izole olmasına sebep olabilir. Ancak bu noktada dünyanın enerji deposu olan Ortadoğu pastasından pay almak isteyen Çin ve Rusya'nın harekete geçebilme ihtimalleri de dikkate alınmalıdır. Böyle bir durumda büyük güçlerin mücadelesinin nereye doğru evrileceğini şimdiden kestirebilmek çok mümkün değildir. Ancak stratejik anlamda hedefin İran olması son derece muhtemel görünüyor. Son dönemde İran'ın Türkiye ile diplomatik çabalarını yoğunlaştırmasının temelinde bu tehlikenin ortaya çıkma ihtimalinin giderek güç kazanması yatmaktadır.

Elbette böyle bir senaryoda tehlikeli durumlar ortaya çıkabilir ancak bu sürecin bir dünya savaşına evrilmesi pek mümkün görünmemektedir. Burada asıl amaç Ortadoğu'nun bütün güç ve kaynaklarına ABD ve Avrupa'nın sahip olması, Ortadoğu'daki kurumsal devlet yapılarının ortadan kaldırılarak devletlerin küçük kabile toplulukları halinde yönetilebilir bir şekle dönüştürülmeleri, İran'ın dizayn edilerek Çin ve Rusya'dan koparılması ve böylece özellikle Çin'in Ortadoğu enerji kaynaklarından yoksun bırakılmasının sağlanması şeklinde özetlenebilir.

Tabii bu durumda Türkiye'nin pozisyonu son derece önemlidir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti şu an Cumhuriyet tarihinin en yüksek milli güç kapasitesine sahiptir. Siyasal istikrarı ve sahip olduğu jeopolitik ve askeri potansiyeli ile Ortadoğu'nun en güçlü devletidir. Dolayısıyla lafı uzatmadan söyleyeceğim bizi istemediğimiz hiçbir çatışmanın içine hiç kimse çekemez ve ayrıca bize karşı doğrudan hiçbir güç silahlı bir müdahalede bulunma cesaretini gösteremez. Türkiye bölgedeki olası gelişmelere karşı mevcut insani ve aktif tarafsızlık politikasını sürdürmeli, geleceğe sari stratejik planlamaları kapsamında Somali ve Katar'daki askeri varlığını geliştirmeli, Libya ve Cebeli Tarık boğazında bulunan Fas'la ilişkilerini daha üst seviyeye taşımalıdır.

<p>Denizli'nin önemli pamuk üretim merkezlerinden biri olan Sarayköy ilçesinde 67 bin dekar alanda e

'Beyaz altın' hasadında sona yaklaşılıyor

Türkiye'nin tek su altı deniz parkı! Yıldızkoy'da mikroplastik tespit edildi

6 Aralık 2023 ŞOK aktüel ürünler kataloğu

Merapi Yanardağı kül püskürttü! Patlamalar nedeniyle 11 dağcı hayatını kaybetti