• $8,4047
  • €10,1808
  • 506.756
  • 1460.86
05 Mayıs 2017 Cuma

20 yıl aradan sonra yeniden…

Irvine Welsh’in efsanevi romanından Danny Boyle tarafından sinemaya uyarlanan kült film ‘Trainspotting’in 20 yıl sonra yine Boyle tarafından çekilen devam filmi ‘T2 Trainspotting’ aradan geçen zaman içinde bazı şeylerin çok değişirken, bazılarının ise hiç değişmediğini anlatıyor. 1996’da çekilen ilk filmde Ewan McGregor, Jonny Lee Miller, Ewen Bremner, Robert Carlyle’dan oluşan oyuncu kadrosunun aynen yer aldığı T2’de Edinburgh’a geri dönen Mark Renton’un kendisini beklemeyen dostlara, yarım kalmış hesaplara ve özlenilen alışkanlıklara da geri dönüşünü izliyoruz. İlk filmin açılış sahnesindeki “Hayatı seç, bir meslek seç, bir kariyer seç... “ diye başlayan o ünlü tüketim kültürü söylemini, bu kez snapchat filtreli kamera çekimleriyle günümüzün yaşam kodlamaları ve sosyal medya takıntısı üzerinden yeniden yorumlayan ‘T2 Trainspotting’ devam filmi olarak beklentileri karşılamakta zayıf kalsa da tüm karakterleri yeniden beyazperdede görerek özlem gidermek için izlenebilir.

Görünenin ötesinde Kaptan Cousteau

Jacques Cousteau ya da bildiğimiz adıyla denizlerin fatihi Kaptan Cousteau… Mavi sonsuzluğa âşık, tüm dünyanın tanıdığı bir maceraperest… Peki gerçekten televizyondaki Kaptan Cousteau ile ailedeki Cousteau aynı kişi mi? Kaptan Cousteau’nun oğlu Philippe ile ilişkisini merkezine alırken ünlü olma, daha çok kazanma hırsı altında ezilen, denizlere hakim olsa da ailesindeki fırtınaları dindirmeye gücü yetmeyen bir adamın çarpıcı hikâyesi. Muhteşem görüntüler eşliğinde bir an bile temposu düşmeyen, yer yer oldukça gerilimli bu filmde Lambert Wilson görünenin de ötesinde merak uyandıran bir Cousteau portresi çiziyor. Audrey Tautou ve Pierre Niney’in duygu yüklü oyunculukları ise Lambert Wilson ile benzersiz bir organik bütünlük oluşturarak mest ediyor. ‘Derinlere Yolculuk’ (The Odyssey) bu haftanın önerilerinden..

İsimsizler'i sürükleyici kılan ne?

Son yıllarda Türk televizyonlarında da artık sinema filmi tadında, oldukça iyi işler yapılıyor. Mesela son olarak hayattan aldığı konusu ve sürükleyiciliğiyle dikkatimi çeken ‘İsimsizler’ dizisi bu anlamda iyi örneklerden biri. Kanal D’de yayımlanmakta olan dizi, Doğu’da yaşananları tüm çıplaklığıyla ele alarak kaymakamından özel hareketçısına kadar aklı, fikri, kalbi vatan sevgisiyle dolu bir grup insanın hikayesini ekrana taşıyor. Akıcı kurgusu, görüntü kalitesi, gerçekçi karakterleri ve alt metinlerdeki zekice göndermeleriyle son zamanlarda ilk defa bir televizyon dizisini sıkılmadan izlediğimi ve bir sonraki bölümü merak ettiğimi söylemeliyim. Peki nedir ‘İsimsizler’i bu kadar sürükleyici kılan? Elbette sadece konusu değil; terörle mücadele gibi zor bir meselenin perde arkasını çok doğru tespitlerle ele almanın yanı sıra hikâyenin anlatım biçiminde bir samimiyet var. İlk iki bölümde birkaç yerde uzayan ve sarkan diyaloglar ilerleyen bölümlerde tamamen yerli yerine oturuyor. Tam bu aşamada karakterlerin oluşturulmasındaki başarıdan ve oyunculuklardan da söz etmek gerek. Özellikle Uğur Güneş (Kaymakam Fatih), Bülent Alkış (Dayı) ve Sedat Mert’ın (Olcay Yüzbaşı) büründüğü roldeki sahici ve dozunda oyunculuğu da olayları ve karakteri tüm gerçekliğiyle hissetmemizi sağlıyor. Ne yazık ki farkında olmadığımız çok şey var aslına bakarsanız… ‘İsimsizler’ gibi yapımlar işte bu farkındalığı yaratmak açısından çok önemli bir yerde duruyor.

<p>Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, ' Aşıda 40 yaşa kadar indik. Yaşınız 40 veya üstüyse bu sabahtan it

Sağlık Bakanı Koca'dan 40 yaş için koronavirüs aşısı açıklaması

WhatsApp mesaj iletme özelliğini sınırlandırdı

Kirpikleriyle dünya rekoru kırdı

F.Bahçe'de beklenmedik ayrılık! Hem de şaka gibi rakama