• $7,4294
  • €8,982
  • 412.302
  • 1471.39
06 Nisan 2011 Çarşamba

Yeniden başkanlık sistemi

Deniz Ülke Arıboğan
Deniz Ülke Arıboğan
YAZARIN SAYFASI

Başkanlık sistemi tartışmaları bir kez daha alevlenmiş durumda. Başbakan Erdoğan'ın seçimden sonra bu konuyu halk oylamasına sunması ihtimali, toplumun her kesiminden tepkilerin yükselmesine yol açtı. Kuşkusuz olumlu ve olumsuz görüş bildirenler var. Ben daha önce de yazmış olduğum üzere bu konuda 'Başkanlık sistemine karşı olan' taraftayım. Nedenlerini bir kez daha irdelemek isterim.

1 Bir sistemde ortaya çıkan aksaklıklar, mutlak surette o sistemin kötü olduğunu göstermez. Çoğu zaman mesele uygulamayla ilgilidir. Nitekim parlamenter sistem dünya üzerinde iyi ve kötü uygulamaları olan, tarihsel deneyimlerle gelişmiş ve şekillenmiş bir modeldir. Egemenliğin halkın elinde olduğunun en geniş kapsamlı görüntüsüdür. Zira seçim barajlarına rağmen Meclis'te çoklu temsil esastır ve bu esas, koalisyonlara, uzlaşma ve pazarlıklara imkan vermektedir. Bugün seçim barajına bile 'yeterince demokratik değil' diyerek eleştiri getirirken, Başkanlık seçiminde halkın %49'unu dışarıda bırakabilecek bir sistemin daha demokratik olacağı yaklaşımını savunmak tutarsızlık olur. Böyle bir sistemi demokratik hale getirecek alt mekanizmaların çalışması gereklidir ki, parti disiplini, gelenekler, bağımlı bürokrasi, hiyerarşik siyaset anlayışları bakımından ülkemizde böyle bir yapıyı kurmak çok sorunludur. Kanımca böyle bir durumda meclis temsili bir kurum hale gelirken, başkan ise eleştirilemez, dizginlenemez tek yetkili otorite konumuna yükselecektir.

2 Başkanın bu denli güçlenmesinin toplum açısından en büyük riski seçilmiş ama sonrasında yerinden indirilemeyen bir diktatörle de yüzleşebilme tehlikesidir. Başkanın kim olacağını şimdiden kimse bilemez. Bu memlekette beş dakikada değişir bütün işler malum! İyi işlemeyen bir parlamenter sistemde kötü bir meclisimiz olur, lakin iyi işlemeyen bir başkanlık sisteminde kötü bir diktatörümüz olur. 'Kötü diktatörlere ne olur?' diye sorarsanız, Libya olur, Sudan olur... Öyle olunca da ya dışarıdan birileri gelir devirir; ya içeriden iç savaş ve ayaklanma ile sonuca gidilir ya da birileri direkt kişiyi hedef alacak kötü fikirlere yeltenir. Otoritenin tek kişiye odaklanması yüksek güvenlik riskidir, dağıtılmasında fayda vardır.

3 Buna karşın başkanlık sisteminin halk oylamasına sunulması halinde %50'nin üzerinde oy alabileceğini de düşünüyorum. Zira halkımızın kudretli kişilerle fazlaca bir sorunu yok, üstelik tarihsel birikimleri itibarıyla da tek adam yönetimlerine alışkın. Tek kişilik iktidarların karar alma hızını artırdığı da biliniyor. Lakin mesele tam da bu noktada kilitleniyor, karar almada sürat, hata yapmada sürate dönüşebiliyor. Tek adam ve elbette ona bağlı kadrosunun yarattığı iktidar psikolojisi şişik bir ego ile de tamamlanınca ortaya 'ben her şeyin en doğrusunu bilirim', 'bugüne kadar yaptım bundan sonra da yaparım', 'ne cüretle bana akıl veriyorlar' ifadeleriyle beslenen bir profil çıkıyor. Kişinin karakterinin sistemin performansını belirleyen ana unsur olması ise kanımca kabul edilemez bir durumdur.

Bu sebeple ben başkanlık sistemine sıcak bakmıyorum. Kuşkusuz bu modelin ABD'de çok iyi bir uygulaması da var (aslında epeyce eleştiriliyor) ama bu sistemin bizim toplumsal yapımıza uygun olmadığı inancındayım.

<p>Peki, koronavirüste son durum ne? Aşılarla ilgili yapılan araştırmalar  bize ne söylüyor? Sürü ba

Aşı araştırmaları bize ne söylüyor?

Öğretmenlere koronavirüs aşısının yapılmaya başlandı

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar A-400M hangarını ziyaret etti

Balıkçı ağlarına bin yıllık tekne parçaları ile 13 amfora takıldı