• $7,3644
  • €8,9687
  • 441.835
  • 1565.63
02 Mayıs 2012 Çarşamba

Yeni Ortadoğu'nun İsrail'i

Deniz Ülke Arıboğan
Deniz Ülke Arıboğan
YAZARIN SAYFASI

İsrail kuruluşundan bu yana Ortadoğu bölgesinin en önemli aktörlerinden birisi. Bölgenin son 50-60 yıllık tarih yazımında hemen her olayda ondan bahsetmemek mümkün değil. Devletlerin dış politika pozisyonları, güvenlik sistemleri, sınırları (bazılarının) ona referansla belirleniyor, halkların kimlikleri, siyasetçilerin popülerlikleri onun üzerinde şekilleniyor.
İsrail bölge üzerinde siyaset planlayan her ülkenin ve siyasi liderin dikkate alması gereken bir unsur. Onu değerlendirmeye almadan yapılan analizler de planlar da eksik kalmaya mahkum. Eski Ortadoğu onsuz tanımlanamıyor. Lakin bugünlerde yeni bir Ortadoğu'nun doğduğu, artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı yönünde genel bir kanaat var. Gerçekten de tarihin debisinin en yüksek olduğu bölge şu sıralar burası. Yeni düzen yeni aktörlerin ortaya çıkışına önayak olacak, bu kesin. Peki, eski aktör İsrail ne olacak? Kısaca değerlendirelim.

1- İsrail'in kimliği ve dış dünyaya yönelik tutumu her ne kadar saldırgan ve şiddete meyilli ise de bu, özünde mağduriyet hissinden kaynaklanıyor. Yahudilerin yüzlerce yıllık sürgün tecrübeleri ve son yüzyılda yaşadıkları soykırım travması, onların sürekli olarak güvenlik arayışında olmalarına, çevredeki risklere, tehditlere karşı sert ve tepkisel davranmalarına yol açıyor. Maslow'un çekiç çivi kuramı İsrail için son derece geçerli; 'elinde çekiç olan, her şeyi çivi olarak görüyor'. Bütün dünyalarını güvenlik temasına yerleştirdikleri için, her yeniliği, her tepkiyi, her eleştiriyi bir güvenlik tehdidi olarak görüyor ve kuralsızca bertaraf etme arayışına giriyorlar. Eski düzende güvenlik ve askeri tedbir sıradan ve geçer akçe, oysa yeni Ortadoğu düzeni geçiş dönemi bittiğinde ya şimdikinden beter olacak ya da bir barış düzeni doğacak. Eskisinden beter olan bir düzende tıpkı diğer bölge ülkeleri gibi İsrail de ne yapsa güvende olamaz, yeni barış düzeninde ise eski İsrail bu politikalarla varlığını sürdüremez.

2- Eski Ortadoğu modelinde İsrail'in aşırı güvenlikçi tutumu Batı ve özellikle ABD tarafından meşru kabul edilen bir tavır. Zira İsrail Batı tarafından bölgede çağdaş ve demokratik sisteme sahip tek ülke olarak görülüyor. Muhatap olduğu diğer aktörler ise radikal, geri kalmış, içine kapalı ve ceberut sistemler olarak ele alınıyor. Bu da Batı'nın kendisine benzer olandan yana tavır almasına sebep oluyor. Nitekim bugüne kadar Filistin'deki bütün orantısız ve yasadışı şiddet kullanımına rağmen, İsrail aleyhine BM'den doğru düzgün bir karar çıkartılamamış olması ona tanınan pozitif ayrımcılığın bir göstergesi. İsrail  dilediği gibi şımarıklık yapma imkanı verilmiş bir çocuk gibi. Lakin yeni Ortadoğu düzeninde, eğer barışçıl bir düzen hakim olursa, İsrail'in etrafı iyi kötü demokratik yapılar tarafından çevrelenmiş olacak. Bölgedeki bu rüzgar kendi halkının demokratikleşme yönündeki taleplerine gözlerini kapayan her yönetime zorla gözlerini açtırtacak. İsrail de tıpkı diğer rejimler gibi kendisine dönüp, kendi, halkının talepleriyle yüzleşmek durumunda kalacak. Böyle bir durumda şunu söylemek mümkün: Filistin devleti Araf'tan kurtulacak. Yeni Ortadoğu'da bağımsız Filistin devleti de olacak. 

3- Gelişen teknoloji artık halkların birbirleriyle sosyal ağlar üzerinden buluşmasını, empati yapmasını, birbirinin sorunlarına karşı duyarlılıklar geliştirmesini sağlıyor. Arap Baharı'na kimileri twitter devrimleri adını veriyor. İnsanlar devletlerin endoktrinasyon araçlarından çok daha güçlü bilgi ve iletişim imkanlarına sahip artık. Devletlerin kendi halklarına tek bir TV kanalından seslenme devri bitti. İsrail'de de halk kendi yönetimlerinin başkalarına neler yaptığından haberdar. Halklar Suriye'de, İran'da, Libya'da rejimleri sorgularken, İsrail halkının buna uzak durması mümkün olmaz. Bu bakımdan yeni Ortadoğu'da İsrail halkının yeni bir İsrail yönetimi beklentisinin doğması kaçınılmaz.

4- Yeni Ortadoğu'nun yeni riskler doğurması da mümkün elbette. Özellikle sistemin daha güvensiz hale gelmesi söz konusu olursa İsrail'in bugüne kadar dış politika ve diplomasiyle kurguladığı dış güvenlik eksenlerini yeniden değerlendirmesi gerekir. Eski dost Mısır şimdiden yeni bir savunma ihtiyacı doğurdu bile. İsrail, Güney Birliği'ni yeniden hayata geçirerek Mısır sınırına 30.000 asker yerleştirmek zorunda kaldı. Suriye'de ise El Kaide militanlarının etkinleşmeye başladığından söz ediliyor. İran, Hizbullah derken İsrail'in radikal Sünni akımlarla çevrilmesi işten bile değil. Bu yüzden Suriye'de yılların düşmanı Esad rejiminin tasfiye edilip edilmemesi konusunda İsrail'in tavrı net değil. Tüm bölgeyi sarsan bu geçiş döneminde hayat artık hiç kimse için kolay değil.

<p>Irak hükümetine bağlı Bağdat Operasyonlar Komutanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamaya göre,

Bağdat'ta şiddetli patlama

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

ABD'nin 46'ncı başkanı Joe Biden, Beyaz Saray'a geldi

Yol kenarında biriken kardan araba yaptı