• $7,3993
  • €9,0098
  • 442.922
  • 1538.86
21 Aralık 2011 Çarşamba

Yeni Fransa sınavı ve 2015'e hazırlık!

Deniz Ülke Arıboğan
Deniz Ülke Arıboğan
YAZARIN SAYFASI

Dış politikamızın geleneksel menüsü haline gelen Ermeni meselesi bu aralar yine gündemde. Fransa parlamentosunda oylamaya sunulacak olan 'soykırım suçunu inkar etme' yasağı göründüğü kadarıyla zaten birbirlerinden pek hoşlanmayan iki devletin dış politika bürokratlarını karşı karşıya getirdi. Kamuoyu ise her zaman olduğu gibi ayakta. Fransız mallarına boykot uygulamaktan, büyükelçinin geri çekilmesine kadar birçok önlem tartışılıyor. Bunlar her sorunda kullanageldiğimiz tipik tepki önlemlerimiz zaten. Eski soruna yeni kalıp uygulamak gereksiz diye düşünülüyor herhalde.
Bense konuya biraz daha dikkatli bakmayı öneriyorum. Bugün Fransa ile karşı karşıya kalmamıza neden olan sorun eski bir sorun mu? Yani konu Ermeni soykırımının tanınması sorunu mu, tanınmamasının yasaklanması sorunu mu? Kısa bir değerlendirme yapalım.

1- Dünyada Ermeni soykırımını tanıyan 20 civarında ülke bulunuyor. Bunlar çoğunlukla iyi ilişkiler içerisinde bulunduğumuz, tanınma sırasında tepki gösterdiğimiz halde sonradan her şeyi normalize ederek yolumuza devam ettiğimiz dost ülkeler. Demek ki kızgınlığımızı çok da uzun süre muhafaza edemiyoruz. Geçici boykotlar, diplomatik önlemler iç kamuoyunu rahatlatmaktan başka bir işe yaramıyor. Üstelik bu tanıma furyasının 2015'e gelindiğinde çok daha hızlı ve yaygın olacağını tahmin etmek güç değil. 1915'in yüzüncü yılı, ulusal kimliğini bu tarihsel travmanın üzerine inşa etmiş olan Ermenistan Ermenilerini ve diasporasını aynı çatı altında ortak hedefe kilitleyecek gibi. Kısaca önümüzdeki 3-4 yıl boyunca bu tanıma meselesi dış politika ajandamızın en sıcak başlıklarından birisi olacak.

2-  Önümüzdeki bu zor dönemde Ermeni soykırımı konusunun bir tanınma meselesi olmaktan çıkıp, bir ifade hürriyeti meselesine dönüşmekte olması, Türkiye'nin en büyük avantajlarından birisi olabilir. Ermenilerin Osmanlı'nın çöküş döneminde yaşadıkları acıların hukuken bir soykırım olup olmadığı halen önemli bir tartışma konusu iken, Fransız parlamentosunun 'soykırım değildir' denmesini yasaklaması temel insan haklarına aykırı durumdur. Zira insanlar yanlış düşünme hakkına da sahiptir. Genel geçer düşüncenin dışında başka düşüncelerin var olmasına izin vermemek ilkelliktir, ortaçağdan kalma geleneklerin devamından başka bir şey değildir. Tam da bu nedenle 2006 yılında benzer bir girişime Fransız tarihçi ve entelektüelleri ciddi bir tepki göstermiş ve böyle bir yasayı kabul edilemez bulduklarını dile getirmişlerdir. Türkiye'nin tepkisi bu tür düşünen insanların da varlığını hesaba katan ve tüm Fransa'yı blok olarak karşıya almayan bir tavır içinde olmamalıdır. Birçok Fransız bu yasanın Fransa'ya yakışmayacağını düşünmektedir. Sarkozy'ye ve politik düzeyine çok yakışmaktadır o ayrı!

3- Tarihsel konuların yüzyıl önceki paketlerinden çıkartılıp güncel hale getirilmesinin politik hedefleri vardır. Kimse durduk yerde gelecek planlarını bir kenara bırakıp, geçmişle uğraşmaz. Bu bakımdan Fransa'nın politikalarının gelecek takibi yapılmalı ve neyin amaçlandığı tartışılmalıdır. Sarkozy'nin bir numaralı hedefi Türkiye'nin Avrupa'dan uzaklaştırılmasıdır. Ermeni meselesi de bu psikolojik kopuşun bir aracıdır. Hem diğer Avrupalılara soykırımcı bir ülke profilinin sunulmasına hem de Türkiye'ye 'iftiracı Avrupalılar' düşüncesinin hakim olmasına olanak verir. Konu sadece Ermeni lobilerinin baskısı değil, aynı zamanda Sarkozy hükümetinin küresel politikasıdır.

4-
  Siyasetçiler eliyle tarih yazılması fikri her zaman sakıncalı sonuçlar doğurma potansiyelini taşır. Aynı şekilde tarihin üstünün yine siyasetçiler eliyle örtülmesi de benzer sonuçlara sebebiyet verir. Türkiye bugüne kadar yok saydığı, bilmediği bildirilmediği bir konuyu öğrenmeye cesaret etse, kendi argümanlarını daha sağlam kurgulayabilir, daha anlamlı söylemler geliştirebilirdi. Bilmediğimiz bir şey uğruna dövüşmek yerine, bildiğimiz bir konuda savunma geliştirmek çok daha kolay olabilirdi.
Çok zaman kaybettiğimiz aşikar. Bundan sonrasını iyi değerlendirmek gerekiyor.

<p>  Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ekipleri, Suriye'nin Tel Abyad kentinden Akçakale Gümrük Kapısı'na g

Ekipler gördükleri manzara karşısında isyan etti: Bu nasıl vicdansızlık?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

İğneada'da 250 tekne hamsi peşinde! Kasalar dolusu hamsiyle dönüyorlar

Muğla'da deniz suyu 20 metre çekildi