• $7,4126
  • €9,0363
  • 441.833
  • 1542.45
03 Ekim 2012 Çarşamba

Turgut Özal'ın ölümü ve sorular

Deniz Ülke Arıboğan
Deniz Ülke Arıboğan
YAZARIN SAYFASI

Sonunda bu da oldu ve merhum Cumhurbaşkanımız Turgut Özal'ın naaşı mezarından çıkarılarak otopsi yapılmak üzere götürüldü. Kuşkusuz ciddi bir devletin henüz görevi başındayken böylesi bir ölümün ardından kan ve doku örnekleri alarak nedenlerini sorgulaması gerekirdi ama olmadı. Hatırlayabildiğim kadarıyla Semra Özal'ın daha ilk günden beri sürdürdüğü eşimi öldürdüler iddiası aradan yaklaşık 20 yıl geçtikten sonra ancak karşılığını buldu. Devletimiz Cumhurbaşkanımızın öldüğü mü yoksa öldürüldüğü mü konusunda ani bir merak sahibi oldu. Neyse bu da bir gelişmedir diyelim ve kısaca değerlendirelim.

1-  Ülkemizde siyasetçilerin üzerlerinde kefenleriyle siyaset yapmaları geleneği ne kadar sıradanlaşmış olsa da kabul edilebilir bir durum değil. Eceliyle ölmenin bir lüks haline geldiği ülkeler arasından bir an önce çıkmamız gerekiyor. Gerçi siyaseten sandık aracılığıyla başedilemeyen kimliklerin çeşitli skandallar vasıtasıyla ya da suikastlerle bertaraf edilmeleri dünyanın her yerinde karşılaşılabilen bir durum. Tarihte de birçok örneği var. İstihbarat servisleri günlük mesailerinin bir bölümünü bu işlere harcıyorlar. Siyasi kimliklerin zaaflarını bulmaya, şantaja açık hale getirmeye, boşluk bulamadıkları noktada ise öldürmeye kadar varabilen cebri önlemlere başvurmaya yelteniyorlar. Bu belki de siyasetin doğasında var olan bir şey. İktidar mücadelesi kanlı ve kuralsız. Hele bir de tek bir siyasetçinin dünya dengelerini değiştirebilecek kadar net bir duruşu ve gücü varsa tehlikenin büyümesi kaçınılmaz. Zehirlenenler, hasta edilenler, kaçırılanlar, öldürülenler bu tip lider profillerinden çıkıyorlar. Henüz nasıl bir ölümle yüzleştiği konusunda net bir bilgimiz yok ama merhum Turgut Özal'ın da dünya dengeleri açısından çok önemli bir figür olduğu aşikar. Onu yok etmenin bir karşılığı ve bir bedeli var. Birileri bunu göze almış olabilir ve eğer bir suikast söz konusuysa dünya siyasi tarihi açısından bu ne ilk ne de son olacaktır.

2- Turgut Özal'ın ölümünün ardından gelişen senaryo Hollywood filmlerini aratmayacak detaylarla dolu. TBMM Susurluk Araştırma Komisyonu üyesi eski bakan Fikri Sağlar, 8. Cumhurbaşkanımızın ölümünün ardından kan örneği alındığını ama bu kan araştırma için istendiğinde hemşirenin bu tüpü düşürerek kırdığını iddia etmişti. Sağlar, ayrıca Özal'ın kendisine karşı daha önce Kartal Demirağ tarafından girişilen suikast girişiminden sonra bile ciddi bir soruşturma yapamadığını ve bazı generallerin müdahalesiyle olayın kapandığını söylemişti. Özal hedefteki bir isimdi ve daha önce de bazı girişimlere maruz kalmıştı. Kaldı ki, ölümünden sonra raporların kaybedildiği, kan örneklerinin yanlışlıkla yok edildiği, saç örneklerinin bulunamadığı iddialarını göz önünde bulundurursak sofistike bir kapatma operasyonundan bahsetmek de mümkün. O dönemin bütün baskılayıcı şartlarına ve manipülatif bilgilendirmelere rağmen kamuoyunun merhum Cumhurbaşkanımızın eceliyle ölmediğine dair kanaatinin temel sebebi de bu. Tamamen yanılıyor olabilirler ama ortada bazı tuhaflıklar var ve insanlar da bunun farkında.

3- Devlet Denetleme Kurulu'nun Özal'ın ölümünü şüpheli bulması üzerine aradan bunca yıl geçtikten sonra bir mezarın açılması ve naaşın yerinden çıkartılması aile ve yakın çevre açısından kuşkusuz çok rahatsızlık verici ve travmatik. Kanımca zaten bu nedenle aile fertleri çelişkili açıklamalar yapıyor ve bir yandan Özal'ın öldürüldüğünü söylerken bir yandan bunu kanıtlamak için yapılması gerekenlere karşı çıkıyorlar. Özal'ın doktoru Cengiz Aslan'ın Semra Özal'a verdiği saç örnekleri üzerinde (gerekirse teslim edebileceğini söylemesine rağmen) bugüne kadar şüphelenilip bir test yaptırılmamış olunması da garip bir durum. Belki de bu test yapıldı ve bu yüzden ısrarla suikast iddilarından söz ediliyor. Bugün gelinen noktada eldeki mikro deliller yerine direkt naaşın üzerinde yapılacak bir otopsiye gidilmesi söz konusu. Konu bir cumhurbaşkanı olunca doğal olarak aile kadar devletin de kararlarda hakkı ve sorumluluğu oluyor. Her şeyin açığa çıkması ve suçlular varsa bunların cezalandırılması, eğer ölüm doğalsa da akıllardaki kuşkuların silinmesi en önemli konu.

4- Turgut Özal'ın ne şekilde öldüğü konusunun açığa çıkması devletin itibarı açısından da son derece elzem. O dönemde güvenilir bir devlet mekanizması bulunmadığı düşüncesi nedeniyle insanlar bildiklerini paylaşma konusunda çekingen davranmış olabilir. Bunda da haklılar. Ama bugün üstü örtülenlerin açığa çıkarılması, görevdeki siyasilerimizin güvenliğini sağlama açısından da çok kıymetli. Kefensiz siyasetin önünü açmamız, geleceğimizi kurtarmamız anlamına geliyor.

<p>Nijerya açıklarında Türk gemisine yönelik bir saldırı gerçekleşti. Saldırıda bir denizci hayatını

Türk gemisine saldırının arkasında Fransa mı var?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Kilo vermek için iştah kapatan besinler

Haftanın yalanları