• $7,3587
  • €8,9533
  • 438.48
  • 1536.11
19 Ocak 2011 Çarşamba

Ortadoğulu Tunus

Deniz Ülke Arıboğan
Deniz Ülke Arıboğan
YAZARIN SAYFASI

'Ortadoğu' sözcüğünün kapsadığı coğrafyanın tanımlanması her zaman sorunlu olmuştur. Kimilerinin oldukça geniş kapsamda ele aldığı bu coğrafi alan, kimileri içinse üç beş ülkeden ibarettir. Ben, dar anlamıyla doğuda İran, batıda ise Mısır arasına sıkıştırılan Ortadoğu'nun, gerek coğrafi, gerek kültürel, gerekse siyasi ve ekonomik açılardan kopmaz bağlarla birbirine eklemlenen geniş bir coğrafyayı kapsadığına inananlardanım. Bu bakımdan da Pakistan'dan, Fas'a kadar uzanan alanı Ortadoğu çerçevesinde incelemenin yerinde olduğunu düşünürüm. Bugünlerde Ortadoğu yeni dinamiklerin etkisi altına girmiş durumda. Tunus'ta gerçekleşen Yasemin Devrimi'nin yansımalarını özetleyelim.

1 Tunus, Ortadoğu'nun Kuzey Afrika uzantısında yer alır ve aynı zamanda bir Akdeniz ülkesidir. Eski bir Fransız sömürgesi olması itibarıyla da Avrupa'nın özellikle Fransa'nın bu ülkede gerçekleşen siyasi olayları yoğun bir ilgiyle takip ettiği söylenebilir. Tunus'un Atatürk'ü olarak tanıtılan Burgiba'nın ardından Bin Ali'nin diktatörlükle yönettiği bu ülkedeki halk ayaklanması ve hükümetin devrilmesi, bu bakımdan Ortadoğu, Afrika ve Avrupa'nın derinden hissedeceği etkiler yaratacaktır. Fransa'nın Bin Ali'nin kendisine sığınan ailesini kabul etmemesi, kendi ülkesinde yaşayan göçmenlere olduğu kadar, Tunus'ta bundan sonra kurulacak olan hükümete ve ayaklanan halka da 'sizinleyiz' mealinden bir mesajdır. Bundan sonra yapılacak seçimlerin Tunus için yepyeni bir yön anlamına mı geleceği, yoksa sadece göstermelik olarak halkta biriken öfkeyi alıp, aynı doğrultuda bir isimle mi yola devam edileceği önümüzdeki dönemde görülecektir. Mücadele asıl şimdi başlamıştır.

2 Sudan, Lübnan, İsrail ve Tunus'un ardından önümüzdeki dönemde Mısır'ın yaklaşan seçimlerle birlikte ciddi bir krizle karşılaşması beklenebilir. Bu noktada ilginç olan, son 10 yıla gelinceye kadar seçim sürecine doğru alevlenen halk hareketlerinin seçimlerden sonra durulması iken, son dönemde her seçimin bir ayaklanma vesilesi haline gelmesi. Bölgede yapılan hemen her seçimin ardından sandıktan çıkamayan muhalefetin 'hile', 'baskı' gibi söylemlerle ayaklanması artık normal bir durum. Bir yandan sosyal medya ortamının giderek yükselen etkinliği, diğer yandan da istihbarat servislerinin yoğun katkılarıyla, seçilen hükümetlerin daha yolun başında bir 'hoş geldin' tokadıyla karşılanması epeyce sıradanlaştı. Mısır'da da bu bakımdan seçim sonrası için alarm çanları çalıyor. Türkiye de bundan muaf kalmayabilir; seçim sonrası, öncesinden zor geçebilir.

3 Türkiye'nin bölgeye yönelik ilgisi, bölgenin de Türkiye'ye ilgisiyle eşitlenmiş durumda. Lübnan'da İran destekli Hizbullahçıların hükümetten çekilmesi üzerine, Saad Hariri'nin zaman kaybetmeden (üzerindeki kot pantolonu bile değiştirmeye fırsat bulamadan) Türkiye'ye gelmesi ve destek talep etmesi şaşırtıcı değil. Bölgenin en büyük iki gücü İran ve Türkiye ister istemez birbirini dengeleyici roller oynamak durumunda kalacaklar. Eski Osmanlı toprağı olan Tunus konusunda ise Türkiye çok aktif durumda değil. Sadece Türk vatandaşlarının Türkiye'ye getirilmesi konusunda girişimlerde bulunuldu ancak muhtemelen olayların hala devam etmesi nedeniyle, şimdilik herhangi bir aktif tutum sergilenmeyeceği anlaşılıyor.

4 Tunus'ta hükümetin devrilmesinde öncü rolü, halka karşı aşırı güç kullanmayacağını açıklayarak olaylara müdahale etmeyi reddeden Genelkurmay Başkanı Raşid Ammar üstlendi. ABD'lilerle irtibat kurarak bu kararı alan Ammar'ın, Bin Ali'ye 'bittin sen' diyerek ülkeyi terk etmesi, durumun nereye gideceğinin de göstergesiydi. Ammar'ın yerine atanan genelkurmay başkanının emrine girmeyi reddeden ordunun, Bin Ali'nin devrilmesinde ne kadar etkili olduğunu bir kez daha belirtmeye gerek yok sanırım. Silahlı kuvvetler halkın yanına geçtiğinde önünde onu engelleyecek fazla bir güç kalmıyor. Bugün Ammar yeniden ordusunun başında, oysa Bin Ali artık Arabistan'da.

5 Ortadoğu ve Afrika'nın birbirine bağlantılı coğrafyalar olması, bir yerde gerçekleşen olayların hızla diğer bölgelere sıçramasına ve domino etkisi yaratmasına yol açıyor. Ortadoğu zaten yüzyıldır kendi talihinin içerisine hapsolmuş durumda. Afrika da, Akdeniz kıyılarından başlayarak hızla Ortadoğululaşıyor. Yakında birilerinin Ortadoğululaştıramadıkları hiç kimse kalmayacak gibi.

<p>Taceddin Kutay Kafa Konforu'nda bu hafta, 'hayatın tekliflerine karşı aldığımız pozisyonu nasıl t

'Refik'in kadar kıymetlisin hayatta...'

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Kutup ayılarını görüntülemek istedi, az daha canından oluyordu!

Herkes memleketinde yaşasaydı illerin nüfusu kaç olurdu?