• $7,3477
  • €8,9413
  • 437.04
  • 1536.11
19 Aralık 2012 Çarşamba

Irak'ta dengeler ve Talabani

Deniz Ülke Arıboğan
Deniz Ülke Arıboğan
YAZARIN SAYFASI

Talabani'nin öldüğü iddiaları dün itibarıyla medyaya yansımaya başlayınca Irak'taki dengeler konusu iyice önem kazandı. Bu konuda henüz netleşmiş bir bilgi olmasa da 79 yaşında, hasta birisine dair bu tür bir haber sürpriz sayılmaz. Siyasi liderlerin ölümü, o kişinin kimliğine bağlı olarak bazen sadece bir insanın kaybı değil, bir dengenin yitirilmesi anlamına da gelebilir. Bu yüzden her halükarda Talabani sonrası Irak konusunda hazırlıklı olmak gerekiyor.
Her şeyden önce Irak'taki denge henüz istikrara kavuşmuş değil. Yeni anayasanın tam manasıyla uygulanması söz konusu olmadığı gibi, bir yandan Arap baharının yıkıcı rüzgarları, bir yandan İran, Türkiye gibi bölgesel ve ABD, Rusya, Çin gibi küresel aktörlerin enerji savaşları, bir yandan Ortadoğu'nun jeopolitik dengeleri ve diğer yandan ise ülke içerisindeki etnik ve mezhepsel fay hatlarının yarattığı ölçüsüz salınım, ülkenin geleceğini belirsizliğe sürüklüyor.
Son hükümetin ne kadar zahmetli kurulduğu hatırlanırsa, halen geçerli olan siyasi statükonun kırılganlığını görmek mümkün. Irak'ta savaş bitmedi ve geçici ateşkesin gülen yüzüne fazlaca kanmamak lazım. Bu, Türkiye açısından Suriye'den çok daha ciddi bir yangının topraklarımıza yayılması anlamına gelebilir. Ülkedeki milyarlarca dolarlık yatırımımızın riske girmesinin yanı sıra, güvenlik kaygılarımız, enerji bağlantılarımız ve insani, kültürel ilişkilerimizin geleceği de zarar görebilir. Bu bakımdan Irak'taki dengeler oldukça kritik.  
BARZANİ'YE ZARAR VERİR
Esasen Türkiye ciddi bir ikilemle karşı karşıya. Komşumuz resmi olmasa da, siyaseten en az ikiye bölünmüş durumda ve bir kanatla iyi geçinmeniz halinde diğer kanadı kaybetme riskiniz var. Bu nedenle Kürdistan bölgesel yönetiminin, Irak merkeziyle köprüleri atmaya başladığı son dönemlerde Türkiye'nin de Irak ile ilişkileri bozulmaya başladı. Lakin bu ilişkinin nasıl seyredeceğini şimdiden tespit etmek henüz mümkün değil. Zira ülke içerisindeki kamplar ve ittifaklar oldukça değişken.
Başbakan Maliki'nin Kürtleri ötekileştirerek, Sünni ve Şii olarak ayrışan ülkedeki Arapların birliğini sağlamak için bir yapıştırıcı olarak kullanma eğilimine girmesi savaş riskini yükseltiyor. Zira Irak ya mezhepsel ya da etnik bazda kırılması ihtimali olan fay hatlarıyla kesiliyor. Mezhepsel eğilimler güçlendiğinde Sünni Araplar ile Kürtler, etnik eğilimler yükseldiğinde Sünni ve Şii Araplar ve hatta Türkmenler ittifak edebiliyor.
Küresel aktörlerin bölgeye dair perspektifleri de kolayca değişebiliyor. Obama yönetiminin Maliki'den henüz vazgeçmediğini, hatta yakınlaşmak adına bazı stratejiler geliştirdiğini söyleyebiliriz. Yakın dönemde ABD Şii kampı bölmek ve İran'ı yalnızlaştırmak için Kum ve Necef ayrımını teşvik edebilir. Nitekim Türkiye'ye Kürtlerle ile merkezin kontrolünden uzak ilişki kurulmaması konusundaki uyarının geri planında bu var. ABD yönetimi henüz (belki de hiçbir zaman) Türkiye'nin Irak'ın bütünlüğünü gözden çıkartarak, Kuzey Irak üzerinden özerk politikalar uygulamasından yana değil. Nitekim hakkında defalarca idam kararı verilen Irak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Haşimi'nin yakın zamana kadar Türkiye tarafından sahiplenilirken aniden Katar'a göç etmesinin sebeplerinden birisi de Türkiye'nin sıcak ortamdan uzaklaştırılması olarak yorumlanabilir.
Maliki, eğer küresel aktörlerin desteği olursa, bölgesel Kürt yönetiminin itirazına rağmen Irak'ın bütünlüğünü koruyabilir. Talabani'nin siyasal denklemden çıkışı ise en büyük zararı talihin garip bir cilvesi olarak, yıllarca karşısında mücadele verdiği Barzani'ye verecek gibi.

<p>Cumhurbaşkanı Sergio Mattarella, hükümet krizini aşmak için yarından itibaren parlamentoda temsil

İtalya'da hükümet krizi... Conte gitti, şimdi ne olacak?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Ahır yapımı sırasında bulduğu taşların gizeminin çözülmesini istiyor

Diyarbakır'ın ''çılgın projesi''ndeki ilerleme üreticiyi sevindirdi