• $7,4164
  • €9,0311
  • 442.517
  • 1542.45
26 Aralık 2012 Çarşamba

Haritaları değiştirmek

Deniz Ülke Arıboğan
Deniz Ülke Arıboğan
YAZARIN SAYFASI

Harita değişikliklerinin bolca konuşulduğu bir dönemden geçiyoruz. Stratejik raporlar, renklendirilmiş haritalar, kimilerine göre felaket habercisi, kimilerine göre ise değişim müjdecisi analistler ortalığı kaplamış durumda. Ülkeler yıkılıyor, rejimler çözülüyor, sokaklara dökülen halk özgürlük şarkıları söylüyor. Bu yıkım döneminin ardından bir inşa sürecinin başlaması kaçınılmaz. Lakin yeni inşaatın sarsıntılara karşı dayanıklı olup olamayacağı, herkese eşit büyüklükte bir oda sunup sunamayacağı belirsiz. Tam bir kan banyosuna dönmüş durumdaki coğrafyadan, huzur dolu bir gelecek çıkması zor. Nitekim ilk zamanlardaki iyimser hava da dağılmış durumda. Alttaki taşı çekenler, üstteki taşlar yıkılmasın diye sağdan soldan destek sağlamaya çalışıyorlar.
Önümüzdeki 10 yıl harita değişikliklerine gebe bir süreç. Lakin bunca sancıdan bir doğum olabilecek mi, verili şartlar yeni ülkelerin doğup eskilerinin dağılmasına izin verecek mi tartışılır. Harita değişikliklerini tetikleyen koşulların yanısıra, statükonun devamını pekiştiren faktörler de var. Bunların da göz önünde bulundurulması gerekir.
1
Ülkelerin bölünmesi ya da birleşmesi küresel dengelerin tamamlayıcısı olmaları halinde mümkündür. Hemen bütün devletleşme süreçleri dünya sathında trendlerin uzantısı olarak şekillenmiştir. İmparatorlukların dağılması da, sömürgelerin uluslaşması da, blokların dağılışı da esen büyük çaplı rüzgarların neticesinde gelişmiştir. Bu bakımdan Ortadoğu ve Kuzey Afrika'da Arap Baharı'nın esmeye devam etmesi ve bölünmenin epidemik hale gelmesiyle ayrışma süreçleri tamamlanabilir. Rüzgarın hızını kesmesi birçoklarının hevesini kursağında bırakabilir. Bugün gelinen nokta küresel aktörlerin, aralarındaki paylaşım mücadelesini fazlaca tırmandırmak istemedikleri görüntüsü veriyor. Sistemin dengesi bozulduktan sonra yeni denge oluşana kadar geçen süre, bu bakımdan en riskli dönem sayılabilir. Sistem dengeye oturup ana merkezler kendi ağırlık merkezlerini ve ittifak gruplarını oluşturduktan sonra değişim beklemek pek sağlıklı olmaz.
BARZANİ'NİN TÜRKİYE UMUDU
2-
Bölünme riski taşıyan bölgenin dünyanın kalanının istikrarını etkileme ihtimalinin varlığı süreci yavaşlatan faktörlerden birisi. Enerji havzalarından birisinin üzerinde konuşlanmış bir coğrafyanın dağılması ile bir turizm bölgesinin dağılması arasında fark var. Örneğin Kürt bölgesinin Irak'tan kopması ve bağımsızlığını ilan etmesi küresel aktörlerin üzerinde konsensus sağlamadan gerçekleştirilebilecek bir şey değil. Bağımsızlaşma süreci içinde ortaya çıkacak istikrarsızlığın maliyeti, diplomasisi, kurulacak devletin hangi ittifak grubuna dahil olacağı gibi konular fazla çetrefilli hale geldiğinde küresel desteğin zayıflayacağı aşikar. Bu yüzden yıllar süren kanlı çatışmaların bir sonuca bağlanmadan bastırıldığı sıklıkla görülür. Kimse orada perişan olan insanları düşünmez, ulusal çıkarlar herşeyin belirleyicisi haline gelir.

3- Küresel aktörlerin üzerinde uzlaşma sağlaması kadar bölgesel güçlerin de statükonun değişimine onay vermesi gerekir. Nitekim Neçirvan Barzani'nin, Time dergisine 'Türkiye bizim umut kapımız. Eğer bu umut kapısı kapanırsa Bağdat'a teslim oluruz ve hepimizin çıkarları tehlikeye girer' şeklindeki açıklaması bu oluşumun desteklenmeden kurulamayacağını gösteriyor. Türkiye'nin bağımsız bir devleti desteklemediği, buna mukabil Irak Kürdistan bölgesel yönetiminin dünyaya açılım kapısı olmayı sürdüreceği görülüyor. Kürtler için de jure bir bağımsızlık şimdilik kolay görünmese de, Türkiye ile de facto bir entegrasyonun şekillenmekte olduğu söylenebilir.

<div><br></div><p><br></p>

Meteoroloji Hava Tahmin Uzmanı açıkladı... İstanbul'a kar yağacak mı?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Doğada yaptığı yemeklerle kentleri tanıtıyor

İğneada'da 250 tekne hamsi peşinde! Kasalar dolusu hamsiyle dönüyorlar