• $8,183
  • €9,7469
  • 457.34
  • 1393.24
13 Haziran 2011 Pazartesi

Vatandaş kesesine ve ekonomik istikrara bakıyor!

AK Parti'nin başarısındaki en büyük faktör vatandaşın ekonomik sorunlarını iyi teşhis etmesi. Muhalefet oyunu artırmak istiyorsa ekonomiye ağırlık vermeli
1981 yılından  bu yana her tür medyada 1981 yılından  bu yana yer alan ben, bu gazetede ekonomi ve spor yazarı olarak yer alıyorum.  Sporda takım tutmadığım gibi, 1968 yılında Mülkiye'den mezun olan biri olarak, ideolojik ve aşırı doz siyasi kavganın tümünü yakından izlemekle beraber, hiçbir zaman ne sağ ne de sol siyaset ve ideoloji ile flört etmemiş biri olarak, ekonomi yazarlığını da siyasete bulaşarak değil, gerçeklere, sayılara, verilere dayanarak yapmaya çalıştım. Bu seçime gelinirken ülkemizde medyanın ve kentsel vatandaşların çoğu hayata tamamen siyasi gözlükle bakmaya devam ediyorlardı. Seçim sonuçları umuyorum ki olaylara farklı bir gözlükle bakmalarını sağlayacaktır.
Bu seçim ortamında medyada, gazete ve televizyonlarda vurgulanan  en büyük faktör, bölünmüşlük ve kavga idi ve bölünmüşlük rahatsız bir durum yaratmıştı. Kavga dozu da kabul edilebilir boyutu aşmıştı.
Halbuki vatandaş medyanın aksettirdiğinin tersine siyaset yerine kendi ekonomik sorunlarıyla uğraşmakta, oldukça da zorlanmakta idi. Vatandaş hizmet istiyordu.
Türkiye 1950 yılında nüfusun sadece yüzde 15 civarında kentsel olduğu bir toplumdu. Türkiye, bugün nüfusun nerede ise yüzde 75 kadarının kentsel olduğunu ve Anadolu'nun insanlarının ülkenin her yerinde kente taşındığını unutmamak gerekiyor.
Kente göç, insanlar açısında bir yandan fırsatlar getirmekle beraber, diğer taraftan da büyük geçim zorlukları, büyük sorunlar ve büyük sosyal değişim gereği üretiyor. Böyle bir ortamda insanların çoğu medyanın ve siyasilerin vurguladığının tam tersine, her gün ekonomik sorunlarla daha ağır dozda uğraşmak zorunda kalmışlardı. Bu durumda vatandaş istikrar ve ekonomide değişime oy verir oldu. Kente göçün doğal sonucu olarak da, oylar kentlerde de çoklukla sağa doğru kaymaya devam etti.
Ekonomik yapıda da önemli değişim vardı. 2001 krizi sonrasında  çökmüş, uzlaşamaz tuhaf üçlü koalisyonlar ortamında  çok zayıflamış olan devletin ekonomisi, tamir edildi, devlet kuvvetlendi. Diğer taraftan da bütçe açıkları ve borç oranları,enflasyon ve faiz  düştü. 2001 yılında bütçe açığı ve borç açısından  bugünkü Yunanistan'ın durumunda olan Türkiye hızla toparlandı ve  2008-2009 global krizinde de finans sistemi ve kamu maliyesinde kriz yaşamadan sadece daralan ihracatın etkisiyle sanayi üretiminde daralma ve işsizlik yaşandı. Ama Türkiye'nin 2010 yılında krizden rekor büyüme ile çıkması da, cari açık büyümesine rağmen hükümete yaradı. Çünkü seçimde hükümet yapılanları konuşurken, muhalefet sadece proje sunmakta idi.
Bir diğer önemli faktör ise AKP hükümetindeki siyasetçilerin Türkiye'yi daha iyi tanımaları idi. Bu nedenle de vatandaşın ekonomik sorunlarını daha iyi teşhis edip, daha çok ekonomik çözüm üretme çabasına girdiler. Daha iyi hizmet verme konusuna yöneldiler.
Türkiye ekonomisi bugün artık devletçi bir ekonomi değil, yatırımda ve tüketimde özel tarafın büyük ağırlığı olan bir piyasa ekonomisi ve dışa çok açık. Böyle bir ortamda ekonomide sadece eleştiri yaparak oy artırmak da mümkün değil. Bu muhalefetin en önemli sorunu. Muhalefet oy oranını artırmak istiyorsa, ekonomiye ve hizmete ağırlık vermek zorunda. Seçimde kaybedenler arasında uluslaratrası medya da var!

<p>Koronavirüs salgınının uzun süredir kontrolden çıkmış olduğu ABD'de son durum ne? Aşılama süreci

ABD'de koronavirüs salgınında son durum

Beşiktaş, Erzurum'a ayak bastı

Zonguldak'ta dereden akan çamurlu su denizin rengini değiştirdi

Nisan ayında yağan kar Domaniç Dağları'nı beyaza bürüdü