• $7,426
  • €9,0108
  • 442.726
  • 1535.82
24 Şubat 2012 Cuma

Uğur Meleke ve spor yorumculuğu!

Medyada spor denince futbol dedikodusundan başka bir şey yazılmıyor ve konuşulmuyor. Ancak bir spor insanı, genç bir yorumcu Uğur Meleke çoğunluktan ayrılıyor. Dünkü Milliyet'te yazdığı yazıyı defalarca okudum. Dediklerinin kısmi özeti aşağıda!
Uğur der ki, geçen gece saat 12 sularında Valencia karşısında 4-1 galip oynayan Barcelona, maçtaki üçüncü değişiklik hakkını Iniesta'nın yerine Xavi'yi sahaya sürerek kullandı. Böylece Xavi'yle birlikte o gece sahaya çıkmış Barcelona altyapısı ürünü futbolcu sayısı tam 12 oldu. Yani Guardiola'nın Valencia karşısında oynattığı 14 adamdan (Alexis ve Abidal dışındaki) 12'si (aynen kendisi gibi) Barcelona altyapısı öğrencileriydi. Aynı gece, o maçtan sadece birkaç saat önce G.Birliği'ni İnönü'de konuk eden Beşiktaş'sa, maçtaki üçüncü değişiklik hakkını Quaresma'nın yerine Alves'i sokarak kullandı. Siyah-beyazlıların pazar gecesi oynattığı 14 kişiden adamdan (Necip hariç) 13'ü Beşiktaş altyapısı ile alakasızdı, hatta 10'u Türkiye doğumlu bile değildi! Türkiye'de altyapıya yaptığı yatırımla ünlenmiş G.Birliği kulübünün de Beşiktaş maçı 18'inde, yalnızca iki tane Beştepe yani altyapı üretimi oyuncusu vardı.
Aslında her şey, geçmiş TFF yönetimlerinin her geçen yıl altyapı konusundaki yaptırımları yumuşatmasıyla başladı. Şu anda Süper Lig takımlarının 18'lerinde kulüpte iki yıl tescilli oynamış ve 22 yaşından gün almamış tek bir futbolcu olması, sahaya çıkmaları için yeterli (öyle ki maalesef Trabzonspor'un da dahil olduğu bazı kulüpler, bu tek adamı dahi bulamayıp 18'lerine 3 kaleci koymak zorunda kalıyorlar!) . Hemen hiç kimse artık altyapıdan ürün alamıyor; çünkü geleceklerini emanet ettikleri hocalara çok kıymet ve maddi olanak vermiyorlar, altyapıda hocalar ve oyunculara çok kısıtlı parasal imkanlar sunuluyor. Bu konudaki çözüm ise aslında üç gün sonra belirleyeceğimiz yeni TFF Başkanı'nın elinde. Nasıl?
Bakın, 1 tek puanlık değişiklik  kaderimizi değiştirebilir. Şu anda Süper Lig'de bir maçı galip bitiren bir takımın yayın havuzundan aldığı prim 750 bin TL. Müsabakanın berabere bitmesi halindeyse bu para iki kulüp arasında 375'er bin lira olarak bölüştürülüyor. Oysa 3 puanlık sistem, beraberliği cezalandırma üstüne kurulmuş bir yapı. Berabere biten bir maçtan takımlar (birer buçuk değil) birer puanla ayrılıyorlar ki herkes galibiyete daha fazla motive olsun. Pekala yayın havuzundaki beraberlik ödülü de bu modern kıstasa göre yapılabilirdi. Beraberlik halinde kulüplere (375'er bin yerine) 250'şer bin lira ödense ve geriye kalan 250 bin lira da TFF tarafından doğrudan kulüplerin altyapı tesislerine-hocalarına-oyuncularına aktarılsa neler olur? Yani beraberlik halinde 1 puan karşılığı para bir takıma, bir puanlık para diğer takıma, bir puanlık para da altyapıya.O bir puanın Türk futbolunun kaderini 5-10 yılda temelden değiştireceğini görmek için sanırım kahin olmaya lüzum yok. Bu rötuş mümkün mü? Tabii 27 Şubat'taki tarihi seçim için aday adayı olan 20 değerli büyüğün konuştukları mevzulara bakınca, zihinlerinde bu konulara çok fazla yer olmadığını anlamak da güç değil. Mesela TFF koltuğuna en kuvvetli aday olarak gözüken Beşiktaş Başkanı'nın kendi kulübünden 100 milyon civarında alacağı olduğu yazılıyor. Ve yeni yönetimin eski başkana kulübü neden bu kadar borçlandırdığının hesabını sormak yerine, bu borcu ödemek için çareler üretmesi gerek.
Şu anda GSGM 'nin elinde yeni 'Spor Kulüpleri Yasası' taslağı var. Bu taslakta kulüp yöneticileri kulüplerinin vergi ve sigorta  borçlarından şahsi olarak sorumlu addediliyorlar. Ama onlarca hatta yüzlerce transfer yapıp sebep oldukları borçlarla ilgili herhangi bir sorumlulukları ise yok. Belli ki GSGM'nin yeni yasa taslağında yapması gereken en mühim hamle, dernek veya şirket statüsüne bakmaksızın kulüp yöneticilerini tüm mali tablodan sorumlu hale getirecek değişiklik. Ligin ilk 27 haftasında toplam yalnızca 14 dakika şans bulmuş isimsiz bir Portekizli'nin bonservisinin yarısına 3,1 milyon euro ödeyen (ama sahaya tek bir altyapı oyuncusu çıkarabilen) yönetici, yeni yasayla yaptığı bu transferin de hesabını vermeli. Kulüp başkanları bireysel kararlarla, tazminatlarla kulüplerini kendilerine borçlandıramamalı; aksine gelir-gider dengesi gözetmeli. 27 Şubat'ta seçilecek müstakbel TFF Başkanı'nın altyapıyla birlikte en önemli ikinci meselesi de bu olmalı.
Bana göre genç kardeşim Uğur Meleke'nin yazısı medeniyeti, mantığı, sağlam düşünceyi ve sportmenliği temsil ediyor. Gerçek spor yazısı böyle olur! Bravo Uğur Meleke kardeşim! Futbol Federasyonu'nun gündemi de bu tür konular olmalı ama üzücüdür, TFF sadece kişi ve kurumlar için cankurtaran simidi olarak görülüyor!

<p>EGE'DE TÜRKİYE'NİN HAKLILIĞI ÇOK AÇIKTIR'</p><p>'Adına Egeler denilen, aslında bizim Adala

'Ege'de Türkiye'nin haklılığı çok açıktır'

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Dünyanın en pahalı savaş jetleri hangileri? İşte dudak uçuklatan fiyatlar

Başkan Erdoğan, Elazığ'da deprem konutları anahtar teslim törenine katıldı