• $7,4172
  • €9,0172
  • 446.133
  • 1569.35
07 Nisan 2012 Cumartesi

Sıkalım şu kemerleri!

Çok basit bir analiz yapalım. Kendimizi 'komşu' ile karşılaştıralım.
Yunanistan ekonomisi eksi büyümede, yani daralmada. Türkiye ise en hızlı büyüyen ekonomilerden!
Yunanistan ekonomisinde büyük bütçe açığı, çok yüksek borçlanma faizi ve onun kümülatif sonucu olan dev borç stoku sorunu var. Türkiye ise yüzde 1.5 oranında bütçe açığı ve yüzde 40 oranının altında borç stoku ile maliye açısından çok sağlam, en sağlam ülkelerden biri.
Yunan bankaları dökülüyor. Kredi vermiyor ve veremiyor.Türk bankaları da kar ediyor, kredi yağmuru yaratıp, iç talebi şişirip, duruyorlar.
Yunanistan'da işsizlik hızla artıyor, geçim sıkıntısı emeklileri intihar ettirecek düzeye gelmiş durumda. Türkiye ise istihdamı artıran ve işsizlik oranını düşüren bir konumda.
Yunanistan'ın içinde bulunduğu Para Birliği şakır şakır para basan  Avrupa Merkez Bankası ile yönetiliyor, Türkiye ise çok sıkı para politikası uygulamakta.
Ama Türkiye ile Yunanistan'ın çok benzeyen tarafları da var. Yunanistan uzun zamandır tasarruf etmiyor. Türkiye de yüzde 20 oranında yatırım yaparken tasarrufu yüzde 12 civarına düşmüş. Yani her iki ülke de tasarrufu kesmiş, ithalatı azdırmış durumda. Her iki ülke de başkalarının tasarruflarına muhtaç!
Peki bu ülkelerden hangisi büyük tahribat görmeden kemer sıkabilir ? Tabii ki Türkiye! Yunanistan'da kemer kalmamış ki sıkılsın!
Peki biz kemer sıkmaya gönüllü müyüz?
İşte acı nokta burada. Bize kalsa tüketmeye devam edip gideceğiz! Her kişi, her şeyi, hemen şimdi, derhal istiyor! Ama Maliye sıkı para politikasında, Merkez sıkı para politikasında ve kocaman bir cari denge açığı da yavaş yavaş düşürülmeye çalışılıyor. Tasarruf eden tek taraf kamu kesimi!
Yunanistan nasıl kemer sıksın ki? Orada kemer sıkmak felaket demek, bizde kemer sıkma ise geleceği garanti altına almak, istikrar ve bir krizden uzaklaşmak demek!
Gelin sıkalım şu kemerleri. Peki neden sıkalım kemerleri ? 2009 yılında aynen Almanya gibi yüzde 4.7 daralama yaşamıştık. Aynen Almanya gibi ihracatımızın temel pazarı yüzde 60 ile Avrupa idi. Almanya ile ortak tek tarafımız bu idi. Ayni müşterilere satıyorduk. Müşteriler batınca biz de battık Almanya da. Aynı büyüklükte battık! Ama onlar dış talep ile doğruldular. Biz ise dış talebi paramız değer kaybetse de ancak zorla uyandırabiliyoruz, cari denge açık olmaya, küçülerek de olsa devam ediyor.
Risk kaynağımız aslında İran ve Suriye değil, Avrupa!
Avrupa'dan gelen son haberlerde de kötü gelişmeler var. Salı günü medyaya Euro Bölgesi'nin İstatistik Kurumu Eurostat Euro kullanan 17 ülkede işsiz rakamının 162 bin kişi artarak 17.2  milyon kişiyi geçtiğini açıkladı. Bu sayı 1995 yılından bu yana, yani  istihdam verilerinin toplanmaya başladığından beri en büyük toplam işsiz sayısı. 
Diğer taraftan pazartesi günü Markit Economics adlı firma tarafından gündeme getirilen satın alma yöneticileri imalat sanayii verilerinde imalat sanayii sektörü endeksi şubat ayında 49.4 değerinde iken 47.7 değerine düştü. % 50 altında bir değer daralma demek. Bu veri de sekizinci ay peş peşe 50 altında değer almakta. Yani sekiz aydır aydan aya düşmekte. Mart ayının çok kötü bir ay olarak geçtiği ve son birkaç aydaki küçük iyileşmeleri sildiği düşünülmek zorunda.  Özetle Euro Bölgesi ilk çeyrekte resesyona girdiği gibi (resmi veri mayıs ayında yayınlanacak) ikinci çeyrek için de resesyon sinyali veriyor.
Üstelik en kötü gelişmeler en çok kemer sıkan ülkelerde. Başbakan Rajoy hükümetinin kemer sıktığı İspanya'da PMI denen satın alma yöneticileri endeksi şubat ayındaki 45.0 değerinden Mart ayında son üç ayın en düşük değerine düştü:  44.5 ! Bu ortamda da işsizlik oranı şubat ayında Euro Bölgesi'nin en yüksek değeri olan yüzde 23.6 değerine ulaştı.
Yunanistan'da ise PMI şubat ayındaki 37.7 değerinden 41.3 değerine çıktı ama işsizlik oranı da Aralık 2011 dönemindeki yüzde 21 değerinden biraz daha yükselecekmiş gibi gözüküyor.
Euro Bölgesi'ndeki büyük ekonomiler arasında Almanya'da ise imalat sanayii daraldı. Diğer büyük ekonomi olan Fransa'da imalat sanayiinde düşüş son 2.5 yılın en yüksek oranıyla düştü. Ama Fransa'da işsizlik yüzde 10 civarında durdu, Almanya'da ise işsizlik yüzde 5.7 olarak kaldı.
Bu şartlar altında AB Merkez Bankası'nın faizleri yüzde 1.5 üzerine çıkarması mümkün değil. Nitekim çıkarmadı da! Avrupa'nın durumu hala hiç hoş değil!

<p>Son yıllarda, teknoloji ile ilgilenenlerin sıklıkla duyduğu kavramlar arasında büyük veri (big da

WhatsApp'la kayıp giden 'Prozodimiz'

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray'dan ayrıldı

ABD'de güvenlik önlemleri arttırıldı! Askerler sokaklara indi