• $8,3205
  • €10,1126
  • 498.651
  • 1454.25
02 Mart 2015 Pazartesi

Sermaye hareketi serbestisi oyunu değiştirdi!

Bazı ekonomi konuları normal vatandaşların ekonomi bilgilerinin ötesindedir. Bugün bu tür konulardan birini kamu oyunun dikkatine getireceğim. Ama önce Nobel ödüllü Robert Mundell’i tanıtayım.

Robert Mundell 1932 doğumlu 83 yaşında , Kanadalı bir iktisatçı. Şu anda ünlü Columbia Üniversitesi ve de Çin’in Hong Kong Üniversitesinde hala aktif bir Profesör. Mundell 1956 yılında Doktorasını yaptıktan sonra ABD’nin en üst üniversitelerde hocalık yapmış ve sonra 1961-1966 yılları arasında IMF’de de görev almış. IMF’de çalışırken yazdığı birkaç makale ile 1999 yılında Ekonomi Nobel Ödülünü almıştır. Robert Mundell defalarca da ülkemize gelmiş ve konferanslara katılmış bir bilim adamıdır.

Sermaye hareketi yasaktı

Mundell’in çok önemli bir katkısı İngilizcede “Impossible Trinity” kısa adı ile biliniyor. Türkçede “mümkünatsız üçlem” olarak ifade edilebilir. Hatırlanırsa 1980’li yılların sonuna kadar ülkemizde dışarıdan likit sermaye girmesi veya sermaye çıkması, yani sermaye hareketi yasaktı. Paramız da konvertibl değildi. Vatandaş Türk parasını koruma ile ilişkili kanuni düzenlemeler çerçevesinde döviz tutamaz ve bulunduramazdı. Sermaye hareketinin yasak olduğu ortamda hem faizi hem de döviz kurunu bir arada kontrol edebileceğimizi biliyoruz. Türkiye örneğin 1946 sonrasındaki 43 yıllık dönemde kur sabitti, ve de faizi enflasyonu olması gerekenin altında tutardık. Ancak Mundell’in en önemli katkısı sermaye hareketinin serbest olduğu ortam ile ilişkili idi. Eğer bir ülkede sermayenin giriş çıkışı bugün Türkiye’de olduğu gibi serbestse, o zaman faiz ile kurdan sadece birini kontrol edebilirsiniz,diğerini de piyasaya bırakacaksınız!
Ancak son dönemde parasal hedefleme yaklaşımından , enflasyon hedeflemesi sistemine geçtik. Önce üstü örtülü şekilde, sonra da açık şekilde. Enflasyon hedeflemesi uygulaması bugün Merkez Bankasının uyguladığı gibi sermaye hareketinin serbest olduğu ortamda faizi kontrol ediyor, ve döviz kurunu piyasaya bırakıyordu. Aynen Mundell’in belirttiği nedenlerle !

Oyunun değişmesi gerekti

Ancak son birkaç yılda ülkemize aşırı doz sermaye girip, kredi artışı yüzde 40 oranında artmaya başlayınca ve kredi artışı da cari denge açığını rekor düzeye arttıran bir ithalata neden olunca oyunun değişmesi gerekti. Üstelik de zaman zaman giren sermaye iç veya dış kökenli risk artışlarının olduğu ortamlarda yüksek boyutta çıkış yaptığında, döviz kuruna da müdahale edebilecek bir ara yaklaşıma gereksinme oldu. Bu da faiz koridoru kavramını getirdi. Enflasyon hedeflemesi ortamında Merkez Bankası politika faizini aydan aya değiştiriyordu. Ama ayların içinde, kurları aşırı yükselten veya aşırı düşüren bir durum gerçekleştiğinde günlük faizi yükselterek veya alçaltarak , geçici ama etkili bir faiz uygulaması yapıyordu. Böylece hem kur hem de faizi bir arada, ama kısmen kontrol edebiliyorduk.Yapılan budur.
Ama ülkemizde “medyatik ekonomi tartışmaları” sadece faiz ve enflasyon arasındaki ilişkiyi inceleyip duruyor. Halbuki, Mundell’in vurguladığı gibi kur, faiz ve sermaye hareketi üçlüsü bir arada düşünülmek ve tartışılmak zorunda. Faiz - enflasyon ilişkisi tartışması, kuru tartışmayarak, dışarıda bırakamaz ! Faiz, hem kur hareketi belasına, hem de enflasyon belasına eşanlı etki eden bir politika aracı , bir ekonomik silah! Bu unutulmamalı !

<p>Piyasalar haftaya nasıl başladı? Altın fiyatları neden  yükselişte? Kademeli  normalleşmenin ekon

Kademeli normalleşmenin ekonomiye etkisi nasıl olacak?

Yer siyah, gök beyaz; şampiyon Beşiktaş!

Filistinlilerin evleri yerle bir oldu

Milli Eğitim Bakanı Selçuk, emekli öğretmenlerle çevrim içi bayramlaştı